Noam Chomsky’nin Bakış Açısı: ABD ve İsrail İlişkisi
Noam Chomsky, “ABD, Neden İsrail’i Destekliyor” başlıklı makalesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İsrail’e olan desteğinin kökenlerine derinlemesine bir bakış sunuyor. Bu destek, yalnızca güncel politikalarla sınırlı olmayıp, oldukça ilginç ve tarihi bir geçmişe dayanmaktadır. Chomsky, bu geçmişin oldukça derin ve karmaşık unsurlar içerdiğini vurguluyor.
Öncelikle, Hristiyan Siyonizminin Yahudi Siyonizminden çok daha eski ve güçlü bir akım olduğu dikkat çekiyor. Özellikle İngiltere’de, Hristiyan Siyonizminin Britanya elitleri arasında önemli bir etkiye sahip olduğu biliniyor. Bu durum, Balfour Deklarasyonu ve Britanya’nın Yahudi yerleşimlerini desteklemesi gibi olayların temel nedenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Chomsky, bu süreçte İncil’in rolüne de dikkat çekiyor; çünkü bu metin, Britanya elit kültürünün önemli bir parçasıydı.
Aynı durumun ABD için de geçerli olduğunu belirten Chomsky, Woodrow Wilson ve Harry Truman gibi liderlerin derin dindarlıklarına ve İncil’e olan bağlılıklarına vurgu yapıyor. Örneğin, Roosevelt döneminde etkili olan Harold Ickes, Yahudilerin Filistin’e dönüşünü tarihin en büyük olayı olarak tanımlamıştır. Burada, İncil’de yer alan öngörülerin gerçekliğe dönüşmesi gibi bir algının söz konusu olduğunu ifade ediyor.
Chomsky, ABD’nin derin bir dindarlıkla şekillenen bir topluluk olduğunu, İncil’deki emirlerin harfiyen ciddiye alındığı bir ülke olduğunu dile getiriyor. Ancak mesele, yalnızca dini inançlarla sınırlı değil; aynı zamanda bu durum, doğrudan sömürgeciliğin bir uzantısı olarak da değerlendirilmektedir. Chomsky, Avrupa sömürgeciliğinin son aşaması olarak gördüğü bu durumu, yerleşimci sömürgecilik bağlamında ele alıyor. Bu bağlamda, İngiltere’den türeyen ülkelerin, yani Amerika, Avustralya ve Kanada gibi ‘Anglosfer’ ülkelerinin, bu durumu derinlemesine etkilediğine dikkat çekiyor. Bu yerleşimci toplumlar, yerli halkları fiilen ortadan kaldırma eğilimindeydi ve bu süreçte dini inançlar önemli bir motivasyon kaynağı olmuştur.
Chomsky, jeostratejik faktörlerin de önemine değiniyor. 1948’de, ABD’nin yeni kurulan İsrail devletine yaklaşımı konusunda Dışişleri Bakanlığı ile Pentagon arasında bir görüş ayrılığı olduğunu belirtiyor. Dışişleri Bakanlığı’nın temkinli bir yaklaşım sergileyerek, İsrail’in fetihlerine karşı çıkarken, Pentagon’un İsrail’in askeri gücünden etkilenerek desteklediğini ifade ediyor. Gizliliği kaldırılmış belgelerde, Genelkurmay Başkanlığı’nın İsrail’i bölgedeki en büyük ikinci askeri güç olarak tanımladığını görmek mümkün. Bu durum, ABD’nin bölgedeki güç dengeleri açısından İsrail’i bir üs olarak değerlendirmesine zemin hazırlamıştır.
Ali Çağatay’ın Değerlendirmesi
Ali Çağatay, Noam Chomsky’in makalesinin günümüz ABD-İsrail ilişkilerini aydınlatan önemli bir kaynak olduğunu vurguluyor. Çağatay, Chomsky’nin “ABD, Neden İsrail’i Destekliyor” başlıklı makalesini büyük bir manifesto olarak tanımlıyor. Bu makalenin, İsrail’in doğası hakkında derin bir anlayış kazandıracağını belirtiyor.
Çağatay, Chomsky’nin “Yahudilik, Hristiyanlıktan çok daha eski bir din ama Hristiyan Siyonizmi, Yahudi Siyonizminden daha güçlü ve kökleri çok eskiye dayanıyor” şeklindeki olağanüstü saptamasını vurguluyor. Bu bağlamda, Chomsky’nin ABD’nin Hristiyan Siyonizmi açısından en büyük savunucusu olduğunu, İngiltere’nin de bu bağlamda önemli bir rol oynadığını ifade ediyor.
Çağatay, Chomsky’nin siyonizmin geçmişte İngilizlerin Hindistan’daki sömürge anlayışlarından farklı olduğunu, ancak Fransızların Cezayir’deki sömürgecilik anlayışlarına benzerlik taşıdığını belirttiğini aktarıyor. Bugün İsrail’in, ABD için birinci güç konumuna yükseldiğini vurgulayan Çağatay, Türkiye’nin 30-40 yıl önce bölgedeki birinci güç olduğu gerçeğinin artık geçerliliğini yitirdiğini ifade ediyor. Eğer sağlam bir duruş sergilenmezse, İsrail’in genişleme sürecinin devam edeceğini ve 10-15 yıl içinde bölgedeki Ürdün, Lübnan ve Suriye gibi devletlerin varlığının tehlikeye gireceğini öngörüyor.
Son olarak, Mısır’ın askeri üs olarak ABD tarafından kullanılmak istendiğini ve bu nedenle Mısır’a dokunulmayacağını belirtiyor. Çağatay, İsrail’in genişleme sürecinin arka planında ABD ve İngiltere’nin önemli bir rolü olduğunu vurgulayarak, bu ilişkilerin derinliğine dikkat çekiyor.