Avrupa’nın Geleceği: Atlantikçi Liderlerin Tasfiye Sürecinin Başlangıcı!

Ukrayna’daki Savaşın Üçüncü Yılı: Trump’ın Zorlu Süreci

Kolektif Batı’nın Ukrayna üzerinden başlattığı savaş, üçüncü yılına girerken, bu çatışmanın sona erdirilmesi görevi yeni ABD Başkanı Donald Trump’a düştü. Trump, daha fazla kayıp yaşanmadan bu kanlı durumu sonlandırmak için kolları sıvarken, Avrupa ise direniş gösteriyor. Ukrayna’nın başkenti Kiev’de bulunan Zelenskiy rejimi, yenilginin eşiğinde olmasına rağmen, Üçüncü Dünya Savaşı’nın kapısını aralayabilecek taleplerle ortaya çıkıyor.

Zelenskiy, ilk kez geçen yaz ABD’li senatör Lindsay Graham’ı ağırlayarak gündeme getirdiği, 2024 Eylül ayında Trump ile Trump Tower görüşmesinde ve ardından 2024 sonunda ‘Zafer Planı’ konuşmasında yinelediği Ukrayna kaynaklarını ABD’ye açma planı nedeniyle zor bir duruma düştü. Trump yönetimi, askeri yardımı sürdürecek bir yaklaşım sergilemek yerine, geçmişte sağlanan yardımların tazminatını içeren bir anlaşma taslağını Zelenskiy’in önüne koydu. Ancak Zelenskiy, bu duruma itiraz ederek dünyada ‘mağduriyet’ ve Trump’a karşı ‘kahramanlık’ imajı yaratmaya çalışınca, işlerin daha da karmaşıklaşmasına neden oldu.

Ukrayna liderinin müzakere yasaklayan kararnamesi hala geçerliliğini korurken, Trump’ın ekonomik taleplerini geri çevirmesi durumu daha da zorlaştırdı. Trump, 20 Mayıs 2024’te görev süresinin dolacağını hatırlatarak kendisini ‘seçimsiz diktatör’ olarak nitelendirdi ve ekibiyle birlikte Ukrayna için seçim talebini yükseltti. Zelenskiy, birçok siyasi parti, sendika ve medya organını kapatmışken, kendisine yalnızca Avrupa’nın ‘demokrat’ olarak sahip çıkması dikkat çekici bir durumdu.

Trump’ın Dönüşüm Süreci

ABD’nin Ukrayna politikasındaki dönüşüm ve Avrupa’daki sonuçları ATASAM Analisti ve gazeteci Hasan Erel ile ele alındı. Erel, Trump’ın, kendisinden önceki neocon yönetimlerin uygulamalarını tersine çevirerek işe koyulurken, ekibinde yer alan müesses nizama karşı eleştirileriyle tanınan isimlerin dikkat çekici olduğunu belirtti:

“Trump, tam bir turbo motor gibi başladı. Buldozer gibi önüne çıkan her şeyi, Biden’ın ve önceki neocon ekibin yaptığı her şeyi yıkarak işe koyuldu. Aslında bunları yapacağını önceden söylemişti, biz buna inanmadık. Ancak şu anda bunu gerçekleştirmeye başladı. Müesses nizam dediğimiz sisteme karşı ciddi adımlar atıyor; FBI’ın başına Kash Patel’i getirmesi, Tulsi Gabbard gibi bir ismin istihbaratın başına geçmesi, Kennedy’nin Sağlık Bakanı olması gibi hamlelerle Trump hızlı bir başlangıç yaptı. Bu hızlı sürecini nereye kadar götüreceğini göreceğiz.”

Zelenskiy’nin Siyasi Çöküşü

Zelenskiy’nin hükmünün kalmadığını vurgulayan Erel, Ukrayna’nın yenilgisinin esasen 2023 yazında gerçekleştirilen taarruzun başarısızlığıyla ortaya çıktığını, ancak Batı medyasının propagandası ve Avrupalı liderlerin tutumları yüzünden bunun pek anlaşılamadığını ifade etti. Erel, Trump’ın artık Zelenskiy’i ensesinden tutup kapının önüne koyma aşamasına geldiğini düşünüyor:

“Zelenskiy’nin bittiği artık net. 2023 yazındaki taarruzda yenildiği herkes tarafından biliniyor. Ancak propagandanın etkisiyle, Biden ve diğer Batılı liderlerin onu pohpohlamasıyla bir süre daha ortalarda dolaşabildi. Ama artık Trump onu kapının önüne koyuyor. Bundan sonra Ukrayna’da Zelenskiy’nin bir hükmü olmayacağı çok açık. Geçen gün Kiev’de Amerika’yı protesto çağrısı yapmış, Amerikan Büyükelçiliği’nin önüne 20 kişi gitmiş. Bu bile Trump’ın dediği yüzde 4’lük oyun bir göstergesi. Artık halk, cephede ölüme gönderilen milyonlarca Ukraynalı için öfke içinde. Amerika ve Avrupa’dan gelen paraların Zelenskiy ve ekibinin cebine girmesi ise başka bir skandal.”

ABD’nin Stratejik Hamleleri

Erel, ABD’nin Ukrayna’daki Rusya’ya destek verdiğinin açıkça görüldüğünü savunurken, Trump’ın görünenden daha akıllı bir strateji izlediği görüşünde:

“Trump bence göründüğü kadar deli birisi değil. Eğer Amerikan müesses nizamı isteseydi, Trump’ı engelleyemez miydi? Elinde CIA, FBI, hükümet ve tüm kurumlar var. Elon Musk ve Trump, kahraman figürler olarak ortaya çıkıp bu müesses nizamı yıkıma mı uğrattılar? Yoksa müesses nizamın içindeki bazı odaklar, değişimin artık bir zorunluluk olduğunu mu anladı? Trump’ın uygulayacağı politikalar, özellikle izolasyonist politikalar ve gümrük tarifeleriyle, Avrupa’ya karşı bir tavır alarak, NATO’dan çıkmayı dahi dillendiriyor.”

Trump’ın Asya-Pasifik Stratejisi

Erel, Trump’ın Rusya ile olan ilişkisini kapatıp Avrupa’yı yalnız bırakırken, asıl hedefinin Asya-Pasifik’te Çin ile çatışmak olduğunu değerlendirdi:

“Benim tahminim; Trump, önce ülkesindeki sorunları çözecek, ardından Rusya’yı Çin’den ayırma adımlarını atacak. Ukrayna’yı bu amaçla kullandığını düşünüyorum. Aslında geçmişte Suriye ve Ukrayna üzerinden bazı diplomatik görüşmeler yapıldığına dair işaretler var. Şimdi çok net bir şekilde Amerika’nın Ukrayna’da Rusya’yı desteklemeye başladığını söyleyebiliriz. Avrupa ise bu süreçte ortada kalacak. Amerika’nın asıl rakibi Çin, bunu herkes biliyor. Bundan sonra Çin’e karşı bir şeyler yapmaları gerekecek.”

Dünya Sıralamasındaki Değişim

Erel, Transatlantik hattında yaşanan dönüşümün Münih Güvenlik Konferansı’nda belirginleştiğini ve öngörülmesi zor bir döneme girildiğini belirtti:

“Dünyada devasa bir değişim süreci yaşanıyor. 18 Şubat’ta tek kutuplu bir Amerika iddiası resmen sona erdi. Artık Rubio bile bunu çok kutuplu bir dünya olarak ifade etti. Yani bundan sonra dünyada Amerika, Rusya, Çin, Hindistan, Avrupa, Arap ülkeleri, Körfez ülkeleri, İran, Türkiye ve Afrika gibi güçler yer alacak. Örneğin Güney Afrika şu an Trump ile ciddi bir gerginlik içinde. İsrail meselesi de ortada duruyor ve Amerika, Netanyahu ile birlikte İran’a karşı bir saldırı planlayabilecek mi? Bu belirsizlik ortamı, dünya siyaseti için büyük bir risk oluşturuyor.”

Avrupa’nın Geleceği

Erel, Avrupa’da Atlantikçi liderlerin tasfiye sürecine gireceğini öngörerek, Avrupa’nın ekonomik açıdan Rusya’ya dönmek zorunda kalacağına dikkat çekti:

“Anlatının ve propagandanın çöküşü, dünyada yeni bir dönemin habercisi. Ukrayna’nın Rusya’yı yenebileceği üzerinden oluşturulan projeler, artık imkansız hale geldi. Amerika’nın oradaki temel hedefi, çatışmayı mümkün olduğunca uzatarak Avrupalıları zarar ettirmek ve Rusya-Avrupa bağlantısını kesmekti. Bundan sonra Avrupa’daki Neocon ya da globalist yapının liderleri; Macron, Starmer, Scholz gibi isimlerin tasfiye sürecine gireceğiz. Avrupa, ekonomik zorunluluklar nedeniyle Rusya’ya dönmek zorunda kalacak.”

Türkiye’ye Yönelik Kullanım Stratejileri

Erel, mevcut Avrupalı liderlerin misyonlarının tamamlandığını belirtirken, Avrupa’nın kendi NATO’sunu kurma şansının kalmadığını ifade etti:

“Avrupalılar Türkleri pohpohlayarak, aslında sadece kendi çıkarlarına alet etmeye çalışıyorlar. Türkiye, NATO’ya katıldığında bile Kore’ye asker gönderdi. O zamandan beri Türkiye, Batı’nın ileri karakolu haline geldi. Şimdi, Türkiye’nin sınırındaki tehditlere karşı asker göndermesi beklenmiyor. Ukrayna’da korkunç bir savaş devam ederken, Türk askerinin oraya gönderilmesi ihtimali neredeyse sıfır. Bu durum, Avrupalı liderlerin gerçek niyetlerini açığa çıkarıyor.”

Sonuç: Gelecek Belirsizlikleri

Erel, Avrupa siyasi liderliğinin iflas ettiğini belirterek, Avrupa’nın yalnızca fantezi kurabileceği bir duruma düştüğünü vurguladı:

“Bunlar artık bitik insanlar. Boris Johnson, Macron ve Baltık ülkelerindeki liderler, artık tutar tarafları kalmayan müptezel figürler haline geldi. Putin’in dediği gibi, en sonunda Trump’ın dizinin dibinde oturacaklar. NATO bittiğinde, Avrupa’nın kendi savunma mekanizmasını kurma şansı kalmayacak. Şu an, Avrupa çok ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya ve durum her geçen gün daha da kötüleşiyor.”

Exit mobile version