Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’deki sağlık krizine dair çarpıcı bir uyarıda bulundu. Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bölgedeki sağlık altyapısının hızla çöktüğünü belirtti ve hayati öneme sahip iki hastanenin işlevsiz kalma tehdidiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.
Ghebreyesus, Gazze’nin güneyinde yer alan Nasır ve Emel hastanelerinin, hastaların sevki ve tedavisi açısından son derece kritik olduğunu vurguladı. Ancak bu iki sağlık kuruluşu, 2 Haziran’da ilan edilen tahliye bölgesinin içerisinde ya da sınırında bulunuyor. Bu durum, onların erişilebilirliğini büyük ölçüde riske atıyor.
İsrail makamlarının, her iki hastaneye giden yolların kapatılacağını Gazze Sağlık Bakanlığına bildirdiğini söyleyen Ghebreyesus, bu kararın hem yeni hasta sevklerini hem de sağlık çalışanlarının ulaşımını neredeyse imkânsız hale getireceğini ifade etti. Bu gelişme, sağlık hizmetlerine erişimin tamamen ortadan kalkabileceği anlamına geliyor.
Tedros Ghebreyesus açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Gazze’deki hastanelerin sistematik biçimde hizmet dışı bırakılması kabul edilemez. Bu durumun hastalar üzerindeki etkisi korkunç olacaktır. Bu yıkım artık sona ermeli.”
Sağlık Krizi Büyüyor: Neden Bu Kadar Kritik?
Gazze’de sağlık sistemi zaten uzun süredir ağır baskı altında. Sürekli saldırılar, tıbbi malzeme eksikliği ve altyapının yetersizliği nedeniyle hastaneler çok zor şartlarda faaliyet göstermeye çalışıyor. Ancak şimdi, en temel hastanelerin bile devre dışı kalması, binlerce hasta için hayati tehlike anlamına geliyor.
Peki sizce, uluslararası toplum bu sağlık krizine yeterince tepki gösteriyor mu?
Kalıcı Ateşkes Sağlık İçin de Bir Zorunluluk
DSÖ’nün bu uyarısı, Gazze’deki insani durumun ne kadar kritik hale geldiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Artık yalnızca siyasi değil, insani bir felaketle karşı karşıyayız. Kalıcı bir ateşkesin sağlanması sadece çatışmaları değil, sağlık sistemini de kurtaracak bir adım olabilir. Gazze’deki insanların en temel insan hakkı olan sağlık hizmetine erişimi, uluslararası toplumun öncelikli gündemlerinden biri olmalı.
