ABD Çevre Ajansı (EPA), Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) ve akademik çalışmalardan elde edilen verilere göre, iklim değişikliği ABD genelinde daha önce görülmemiş boyutlara ulaştı. 2024 yılı, ülkede şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıl oldu.
Sıcaklık Artışları Can Almaya Devam Ediyor
ABD’de 1998’den bu yana yaşanan en sıcak 10 yılın 9’u, iklim krizinin etkilerini gözler önüne seriyor. Chicago, Dallas, Miami, Boston, Phoenix, Memphis ve Seattle gibi büyük şehirlerde sıcak hava dalgaları artık çok daha sık yaşanıyor. 1960’larda yılda ortalama 2 olan sıcak hava dalgası sayısı, 2020’lerde yılda 6’ya çıktı.
Bu değişim sağlık sistemini de zorluyor. 1979’dan bu yana sıcaklıkla ilişkili nedenlerle 14 binden fazla Amerikalı yaşamını yitirdi. Yalnızca 1992–2022 döneminde, 986 işçi sıcak çarpması nedeniyle hayatını kaybederken, bu ölümlerin yaklaşık %34’ü inşaat sektöründe meydana geldi.
Kuraklık ve Orman Yangınlarında Büyük Artış
Kaliforniya, Arizona ve New Mexico başta olmak üzere ABD’nin güneybatısında kuraklık sorunu derinleşiyor. 2000–2023 yılları arasında ülkenin %70’ine kadar olan kara yüzeyi kurak koşullardan etkilendi. Bu durum, özellikle tarımsal üretimi tehlikeye sokarken, çiftçiler için ciddi gelir kayıpları anlamına geliyor.
Ayrıca orman yangınları da geçmişe kıyasla çok daha yıkıcı hale geldi. 1980’den bu yana 22 büyük yangın, 1 milyar dolardan fazla zarara yol açarken, bu yangınların 18’i 2000 sonrası gerçekleşti. Yalnızca 2022 yılında yangınlarla mücadele için harcanan para 3,5 milyar doları aştı.
Su Kaynakları ve Büyük Göller Tehlikede
İklim değişikliği, ABD’deki yağış rejimlerini de bozdu. Son 100 yılın en yoğun ani yağış olaylarının büyük kısmı 1995 sonrası yaşandı. Ayrıca 30 milyondan fazla kişiye içme suyu sağlayan Büyük Göller, sıcaklık artışı nedeniyle alg ve toksin üreten bakterilerle karşı karşıya. Bu durum, doğrudan insan sağlığını tehdit ediyor.
Halkın %70’i İklim Krizine İnanıyor
Yale Üniversitesi’nden Dr. Jennifer R. Marlon’a göre, yapılan araştırmalar her 10 Amerikalıdan 7’sinin iklim krizine inandığını gösteriyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı ise sorunun insan faaliyetlerinden kaynaklandığını ve bu durumdan ciddi şekilde endişe duyduklarını belirtiyor.
