Orta Doğu’da devam eden savaşın enerji piyasalarında yarattığı sarsıntı sürerken, küresel ekonomi için ikinci bir arz şoku riski giderek daha güçlü şekilde gündeme geliyor. Bu kez risk yalnızca petrol tarafında değil, aynı zamanda teknoloji üretiminin kalbinde yer alan yarı iletken tedarik zinciri üzerinden şekilleniyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimlerin artması, küresel piyasalarda çok katmanlı bir kriz senaryosunu yeniden tartışmaya açmış durumda.
Petrol arzında tarihi düşüş beklentisi
Küresel enerji piyasaları, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların etkisiyle baskı altında kalmaya devam ediyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Orta Doğu’daki savaşın tarihteki en büyük petrol arz kesintilerinden birine yol açtığını belirterek, mart ayında küresel petrol arzında günlük yaklaşık 8 milyon varillik düşüş beklendiğini açıkladı.
Bu gelişme, enerji maliyetleri ve enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırırken, küresel büyüme beklentileri açısından da riskleri büyütüyor.
Tayvan krizi çip tedarik zincirini tehdit ediyor
Enerji tarafındaki risklere ek olarak, Çin ile Tayvan arasındaki gerilimin tırmanması, küresel üretim zincirinin en kritik halkalarından biri olan yarı iletken sektörünü yeniden gündeme taşıdı.
Tayvan, dünya çip üretiminin büyük bölümünü karşılayan stratejik bir merkez konumunda bulunuyor. Bu nedenle bölgede yaşanabilecek herhangi bir üretim aksaması;
-
Otomotiv
-
Beyaz eşya
-
Tüketici elektroniği
-
Savunma sanayii
-
Yapay zekâ altyapısı
gibi birçok sektörde ciddi tedarik sorunlarına yol açabilir.
Enerji ve çip krizi birleşirse ne olur
Uzmanlara göre, enerji fiyatlarının zaten yükseldiği bir dönemde yarı iletken arzında yaşanabilecek olası kesinti, küresel ekonomi üzerinde çifte maliyet baskısı yaratabilir.
Bu senaryoda:
-
Üretim maliyetleri artar
-
Tedarik zincirleri yeniden kırılır
-
Enflasyon baskısı güçlenir
-
Küresel büyüme yavaşlar
Özellikle pandemi sonrası toparlanma sürecinde kırılganlığını sürdüren küresel ekonomi için bu tür bir eş zamanlı arz şoku, yeni bir ekonomik dalgalanmanın habercisi olabilir.
Küresel piyasalar şimdi hem Orta Doğu’daki enerji krizinin seyrini hem de Tayvan çevresindeki gelişmeleri yakından izliyor. Önümüzdeki süreçte bu iki riskin aynı anda derinleşmesi, dünya ekonomisi için yeni bir sınav anlamına gelebilir.
