Amerika’nın önde gelen çevre savunucularından ve eski Ticaret Bakanı John Bryson, uzun yıllar süren kamu ve özel sektör kariyerinin ardından yaşamını yitirdi. 1970 yılında Yale Hukuk Fakültesi’nden mezun olan sınıf arkadaşlarıyla birlikte kurduğu Doğal Kaynakları Savunma Konseyi (NRDC), günümüzde ABD’nin en etkili çevre kuruluşlarından biri olarak faaliyet gösteriyor.
Çevreden kamuya, özel sektörden siyasete uzanan bir kariyer
Kariyerine California Eyalet Su Kaynakları Kontrol Kurulu ve California Kamu Hizmetleri Komisyonu başkanlığı görevleriyle başlayan Bryson, daha sonra Edison International’da CEO ve başkanlık yaptı. Çevre politikaları konusundaki güçlü duruşu ve enerji sektöründeki liderliğiyle tanınan Bryson, hem kamu hem de özel sektörde etkili pozisyonlarda bulundu.
Obama’nın kabinesinde kısa süreli bakanlık
Bryson, Ekim 2011’de dönemin ABD Başkanı Barack Obama tarafından Ticaret Bakanı olarak göreve atandı. Ancak Haziran 2012’de nöbet geçirdiği sırada karıştığı iki trafik kazasının ardından görevinden istifa etti. Kazalarla ilgili cezai bir soruşturma açılmadı; sağlık durumu nedeniyle meydana geldiği belirtildi.
Başkan Obama, istifasının ardından yaptığı açıklamada, “John Bryson ihracatı desteklemek ve Amerikan ürünlerini dünyaya tanıtmak için yorulmadan çalıştı. Ülkemizin işletmeleri ve çalışanları için daima mücadele etti” sözleriyle kendisine teşekkür etmişti.
Çevre hareketinin öncüsüydü
NRDC Başkanı Manish Bapna, yayımladığı mesajda Bryson’ın çevre mücadelesine verdiği katkının unutulmayacağını belirterek, “John’un mirası, NRDC’nin ruhuna işlenmiştir. Onun vizyonunu yaşatmaya devam edeceğiz” dedi.
NRDC’nin diğer kurucu üyeleri Gus Speth, John Adams, Richard Ayres ve Edward Strohbehn de yaptıkları ortak açıklamada Bryson’ı, “doğal bir lider, yenilikçi ve kendini adamış bir çevreci” olarak tanımladılar.
Siyasi arenada da iz bıraktı
2011’deki bakanlık adaylığı sırasında bazı Cumhuriyetçi senatörler çevrecilik geçmişi nedeniyle Bryson’a karşı çıkmış, ancak dönemin Kaliforniya Senatörü Barbara Boxer, onu “Hepimizi birleştirebilecek biri” olarak savunmuştu.
