ABD Başkanı Donald Trump, İran’da devam eden protestolarda “ölümcül güç” kullanılması halinde askeri müdahale seçeneğini gündeme getirmişti. Ancak son gelişmeler, Washington’un İran’a yönelik olası bir saldırı planını şimdilik rafa kaldırdığını ortaya koydu.
İngiliz The Guardian gazetesi, bu geri adımda Türkiye ve Körfez ülkelerinin yürüttüğü yoğun diplomatik temasların belirleyici rol oynadığını yazdı.
Türkiye ve Körfez ülkelerinden Washington’a net uyarı
Habere göre Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Umman, ABD yönetimini İran’a yönelik bir askeri harekâtın Orta Doğu genelinde kontrol edilmesi zor bir çatışma zinciri başlatabileceği konusunda uyardı.
Bu ülkelerin Trump’a özellikle hava saldırılarından kaçınılması yönünde güçlü mesajlar ilettiği aktarıldı.
“Müttefiklerin kaos uyarısı etkili oldu”
The Guardian’ın değerlendirmesinde, “ABD’nin müttefiki konumundaki bu ülkelerin kaos uyarılarının, Trump’ı çarşamba gecesi planlanan askeri müdahaleden şimdilik vazgeçmeye ikna etmiş gibi göründüğü” ifadelerine yer verildi.
Gazeteye konuşan diplomatik kaynaklar, Washington’un bölgesel müttefiklerin ortak duruşunu göz ardı edemediğini ve askeri seçeneğin kısa vadede askıya alındığını belirtti.
Bölgesel diplomasi trafiği hızlandı
Habere göre Faysal bin Farhan, perşembe günü İran, Umman ve Türkiye’deki mevkidaşlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Bu temasların, askeri tırmanmayı önlemeye yönelik koordinasyonun bir parçası olduğu ifade edildi.
Öte yandan HRANA, İran’da protestolar sürecinde toplam 2 bin 677 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. İran yönetimi ise can kaybına ilişkin resmi bir veri paylaşmış değil.
Türkiye’nin artan diplomatik rolü vurgulandı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’nin küresel siyasette artan etkisini değerlendirdi.
“Küresel Sistemik Dönüşümün Eşiğinde Türkiye” başlıklı yazısında Duran, dünyanın tek kutuplu yapıdan çıktığını ancak çok kutuplu sistemin henüz tam olarak kurumsallaşmadığını ifade etti.
“Türkiye oyun kurucu bir vizyon benimsedi”
Duran, Türkiye’nin bu belirsizlik dönemini doğru okuduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sadece savunma pozisyonunda kalmamış, oyun kurucu bir vizyonla Türkiye Yüzyılı perspektifini uluslararası sistemin merkezine yerleştirmiştir. Türkiye’nin dış politikadaki artan rolü ideolojik değil, rasyonel bir büyük stratejinin sonucudur.”
“Türkiye vazgeçilmez bir aktör haline geldi”
Türkiye’nin Batı ittifakının güvenilir bir üyesi olmayı sürdürürken, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden Orta Asya’da, normalleşme adımlarıyla Orta Doğu’da ve Yeniden Asya açılımıyla Pasifik bölgesinde etkinliğini artırdığına dikkat çekildi.
Duran, şu ifadeleri kullandı:
“Ukrayna-Rusya savaşındaki arabuluculuk çabaları ve Somali-Etiyopya krizinde sağlanan ilerlemeler, Türk diplomasisinin kriz çözme kapasitesini göstermiştir. Bu dinamizm, Türkiye’yi kritik meselelerde vazgeçilmez bir aktör haline getirmiştir.”
Savunma sanayii vurgusu öne çıktı
Duran, Türkiye’nin savunma sanayiinde elde ettiği kazanımların jeopolitik gücü sahaya yansıttığını belirterek, İHA ve SİHA teknolojilerinin yalnızca bir ihracat başarısı olmadığını vurguladı.
Karabağ, Libya ve Suriye gibi çatışma bölgelerinde Türkiye’nin denklemleri değiştirebildiğine işaret eden Duran, KIZILELMA, KAAN, TCG Anadolu ve Çelik Kubbe projelerinin Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık eşiğini aştığını gösterdiğini ifade etti.
