Trump’ın Gazze Planı ve Ortadoğu’da Yeni Dönem
ABD Başkanı Donald Trump, göreve başlamasının hemen ardından Gazze’de bir ateşkes sağlama çabasıyla dikkatleri üzerine çekti. Ancak bu kısa süreli huzur, Trump’ın Filistinlilerin sürülmesine dair tartışmalı planlarıyla yerini endişelere bıraktı. Trump, İsrail topraklarının sınırlılığını vurgularken, ‘genişleme’ fikrini öne sürdü ve Mısır, Ürdün gibi ülkelerin yanı sıra Suudi Arabistan’ı da Arap nüfusunun kabul edilmesi için ikna etme çabalarına girişti.
Ürdün Kralı Abdullah ile Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşmede, ABD’nin Gazze’yi devralma niyetini açıkça ifade eden Trump, bu toprak parçasını adeta bir ’emlak projesi’ olarak gördüğünü belirtti. Şimdi ise dikkatler, Mısır’ın hazırladığı iddia edilen ‘Arap Planı’na çevrilmiş durumda.
‘Bölgenin Bazı Ülkeleri Daha Tehlikeli Bir Bedel Ödeyecek’
Gözlemci Dr. Ali Semin, Trump’ın Ortadoğu’daki ulus devlet yapılarını tehdit ettiğine inanıyor. Ürdün Kralı ile görüşmesine ve diğer Arap liderleriyle olan temaslarına atıfta bulunarak, Trump’ın Gazze sürgünü konusundaki kararlılığını vurguladı. Semin, şu ifadeleri kullanıyor:
- “Trump’ın planına baktığımızda, 5 Kasım’dan bu yana Ortadoğu’da pek çok şeyin değiştiğini görebiliyoruz.”
- “20 Ocak’ta göreve başlamasından sonra, Ortadoğu’ya nasıl şekil vereceğini göstermeye çalışıyor.”
- “Artık, Trump’ın blöf yapmadığının farkına varmalıyız.”
Semin, Trump’ın dönemi ile Ortadoğu’nun Biden döneminden daha farklı bir sürece girdiğini belirtiyor ve “Bu bölgenin bazı ülkeleri daha tehlikeli bir bedel ödeyecek.” diyerek uyarıda bulunuyor. Bu toprak meselesinin yalnızca Ortadoğu ile sınırlı olmadığını, Kanada ve Panama gibi ülkeleri de kapsadığını ifade ediyor.
‘Yarın Öbür Gün Suriye’nin Şu Parçası Şunların Olsun Diyecek’
Semin, Trump döneminin ‘ekonomik ve askeri tehdidin birleşimi’ olarak algılanması gerektiğini savunuyor. Trump’ın Ortadoğu’daki birçok ülkenin topraklarını şekillendirme isteğinin, “Yarın Suriye’nin şu parçası da şunların olsun” şeklinde bir yaklaşım sergileyebileceğini dile getiriyor. Ayrıca:
- “Bazı yorumcular, Trump geldikten sonra Netanyahu’nun gideceğini ve barışın geleceğini öngörüyorlardı.”
- “Ancak bu, Türkiye için son derece tehlikeli bir durum.”
Semin, Gazze’deki bu planın hayata geçirilmesi durumunda, ilerleyen günlerde çok daha karmaşık senaryoların ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. “Mısır’ın Sina Yarımadası, daha önce İsrail işgali altındaydı ve bu bölgenin yeniden talep edilmesi ihtimali oldukça yüksek.” diyor.
‘Büyük İsrail Projesinin Parçası Olarak Bakmak Lazım’
Ali Semin, Batı Şeria’da da önemli adımlar atılabileceği görüşünde. “İsrail yerleşimcileri, Büyük İsrail Projesi’nin bir parçası olarak daha da resmileştirilebilir.” diyor. Trump’ın hedefinin, Amerikan gücünü hissettirmek ve kabul ettirmek olduğunu vurguluyor. Semin, “Ya kabul edecekler ya da bizimle çatışacaklar.” diyerek yeni dünya düzenini sorguluyor.
‘Arap Dünyası Kendi İç Kamuoyunu İkna Etmeye Çalışıyor’
Arap dünyasının, Filistin meselesine dair kendi iç kamuoylarını ikna etme çabası içinde olduğunu belirten Semin, Mısır’dan gelen mesajları şu şekilde aktarıyor:
- “Gazze yerle bir edilmiş; bu nedenle Araplar olarak burayı ihya etmeye çalışalım.”
- “Bu, geçici bir kabul şeklinde ifadelendiriliyor.”
Semin, Arap ülkelerinin bu durumu kabullenmeye çalıştığını, ancak geçmişte Filistin topraklarının kaybedilmesinin ardından geri dönüşün yaşanmadığını hatırlatıyor. “Ayrıca, ABD’nin vatansız bir Filistin yaratma çabalarının da altını çizmek gerekiyor.”
‘Arap Ülkelerinin Önünde Üç Seçenek Var’
Semin, Arap ülkelerinin önünde üç seçenek bulunduğunu vurguluyor:
- Mısır dahil, normalleşen ülkelerin ilişkilerini askıya almaları veya sona erdirmeleri.
- Savaşı göze alarak duruma karşı koymaları.
- Ya da teslimiyetle durumu kabullenmeleri.
Türkiye’nin tutumunu da dikkate alan Semin, Türkiye’nin Arap ülkelerine destek verdiğini ve bu süreçte Filistin meselesinin asıl muhatabının Arap ülkeleri olduğunu belirtiyor. “Türkiye, Filistin meselesine çok ciddi bir önem veriyor ve bu tutumunu sürdürüyor.” diyerek Türkiye’nin net bir duruş sergilediğini vurguluyor.