Trump Dönemi ve Batı’nın Durumu
Amerika Birleşik Devletleri’nde neocon Biden yönetiminin sona ermesinin ardından iktidara gelen Donald Trump, dış politikada kendi ajandasına uygun köklü değişiklikler yapma yoluna gitti. Bu adımlar, global ölçekte derin etkiler yaratmakla kalmadı, aynı zamanda ABD’nin müttefikleriyle olan ilişkilerini de sarstı. Trump, özellikle Ukrayna çatışmasının üçüncü yılına girerken Batı’nın karşılaştığı belirgin yenilgiye dur demek için çabalıyor. Ancak bu çabalar, transatlantik ilişkilerde ciddi gerilimlere yol açıyor. Gümrük tarifeleri gibi unsurlar, Avrupa’da huzursuzluğa neden olmakta ve bu durum, Batı’nın birliğini tehdit eden bir etken haline gelmektedir.
Batı’nın Mağlubiyeti ve Çok Kutupluluk
Ukrayna krizinin üçüncü yıldönümünde, hukukçu ve yazar Onur Sinan Güzaltan ile yaptığımız söyleşide, Batı’nın Ukrayna’daki durumu ve çok kutupluluğun etkileri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Güzaltan, Batı’nın uyguladığı yaptırımların Rusya’yı zayıflatma çabasının sonuçsuz kaldığını ve bu süreçte Batı’nın ağır bir mağlubiyet yaşadığını vurguladı:
- “Batı bloku, kolektif Batı olarak nitelendirilen, ABD ve Avrupa’dan oluşan bu yapı, Ukrayna meselesi sonrası büyük bir yenilgi ile karşı karşıya kaldı. Dağılma belirtileri belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Avrupa içinde farklı seslerin yükselmesi, Trump’ın iktidara gelmesiyle ABD ve Avrupa arasındaki bağların zayıfladığını gösteriyor.”
- “Ukrayna meselesi, çok kutupluluk sürecinin doğum sancılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Rusya’nın hamlesine karşı ortak bir yanıt vermeye çalışan Batı, asker, lojistik ve maddi destek gönderdi, fakat sonuçlar onları olumsuz etkiledi.”
Avrupa’nın Zayıflığı ve Geleceği
Güzaltan, Avrupa’daki mevcut siyasi elitlerin, ‘eski Avrupa’nın kalıntıları’ olarak tanımlanabileceğini belirtti ve bu liderlerin Rusya ile mücadelelerinde başarılı olamayacaklarını ifade etti:
- “Avrupa’daki yönetimler, ABD’nin Trump öncesi ve Biden döneminin bir yansıması. Bu eski yönetimler, varlıklarını sürdürebilmek için yanlış hamleler yapmakta. Onların ‘ABD olmadan da Ukrayna’ya destek vereceğiz’ ısrarı, tarihin gerçekliğiyle çelişiyor.”
- “Enerji krizi, Avrupa için büyük bir sorun. ABD olmadan, Rusya’ya karşı bu savaşı sürdürmeleri mümkün değil. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde Avrupa’da iktidar değişikliklerine tanıklık edeceğiz.”
Rusya-ABD İlişkileri ve Gelecek
Güzaltan, Ukrayna krizinin temelinin yalnızca Ukrayna meselesi olmadığını, asıl amacın Rusya’yı yıpratma ve Rusya ile Avrupa’nın ilişkilerini koparma olduğunu vurguladı:
- “Rusya-ABD görüşmelerinde, Ukrayna sadece bir alt başlık. İki ülke arasında yeni düzenin kuralları, ekonomik ilişkiler gibi pek çok konu tartışılıyor. Trump ve Putin’in Avrupa’daki mevcut liderlerle sorunları var.”
- “Rusya, Avrupa ile tarihi bir ilişki içinde ve bu entegrasyonu engellemek için ABD, Ukrayna meselesini kışkırttı. Ancak şimdi bu savaşta Batı, yenilmiş durumda.”
Avrupa’nın İllüzyonu ve Olası Değişiklikler
Güzaltan, Avrupa’nın barış masasından dışlandığını ve mevcut liderlerin bir illüzyon içinde yaşadığını belirtti. Önümüzdeki dönemde Avrupa’da iktidar değişikliklerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti:
- “Trump, doğrudan Putin ile sorunları çözmeye çalışacak. Ancak mevcut koşullarda Avrupa, bu süreçte dışarıda kalacak. Avrupa’nın kaybettiği bir savaş var ve mevcut yönetimler bunun bedelini ödemek istemiyor.”
Trajikomik Süreç ve Gelecek Beklentileri
Ukrayna krizinin ardından Avrupa’nın Ruslara yönelik yaptırımlarının trajikomik bir süreç oluşturduğunu belirten Güzaltan, bu baskılara rağmen Rusya’nın mevcut sistemden kopmadığını vurguladı:
- “Ukrayna meselesi, Avrupa için trajikomik bir durum yarattı. Yaptırımlar, kültürel yasaklar, Avrupa’nın çözülüşünü gösteriyor. Ancak Rusya hala Batı merkezli ekonomi sistemine bağlı. Önümüzdeki süreçte, Putin ve Trump arasındaki görüşmeler ve Rusya-Çin ilişkileri, küresel dengeleri belirleyecek.”