Cevdet Yılmaz: Borsa ve Kripto Vergileri Artık Geçmişte Kaldı! Şimdi Neler Olacak?

cevdet-yilmaz-borsa-ve-kripto-vergileri-artik-gecmiste-kaldi-simdi-neler-olacak-ID85VsXS.jpg

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın Açıklamaları

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bloomberg ile gerçekleştirdiği mülakatta, borsa vergisiyle ilgili güncel durum hakkında bilgi verdi. Yılmaz, “Borsa vergisi gündemimizde yok. Bir dönem tartışıldı ve artık bu konu gündemimizden düşmüş durumda” şeklinde konuştu. Ayrıca kripto para vergisinin de gündemlerinde olmadığını belirtti. Genel vergi oranlarıyla ilgili olarak, “Önümüzdeki süreçte esas konumuz istisna ve muafiyetleri mümkün olduğunca daraltmak. Bundan sonra genel vergi oranlarında, kanuni vergi oranlarında büyük değişiklikler beklenmemeli” dedi.

Yılmaz, “İlk pakete benzer bir düzenleme bu yıl için planlanıyor mu?” sorusuna, “Bu yıl öyle bir planımız yok” yanıtını verdi.

Enflasyon Muhasebesi Kararı Yıl Sonunda

Yılmaz, piyasalarda hükümetin bankalar ve finans kuruluşlarının 2025’te geçeceği enflasyon muhasebesinin ertelenip ertelenmeyeceği konusundaki tartışmalara değindi. “Finans kuruluşları 2025’te enflasyon muhasebesine geçecekler mi?” sorusuna Yılmaz, “Bir süre sonra bu Türkiye’nin gündeminden düşecek. Belki gelecek yıl da bunu tartışacağız ama 2026’da muhtemelen böyle bir tartışma olmayacak” dedi. Ayrıca 50 milyon TL’nin altında olan KOBİ’ler için uygulamanın ertelendiğini hatırlatarak, “Yatırımları gözetici bir çalışma yürütüyoruz. Devam eden yatırımların bu süreçlerden olumsuz etkilenmemesi adına Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Gelir İdaresi Başkanlığımız özellikle alternatifler üzerinde duruyor. Gerekirse bu konuda sonbaharda bir kanuni düzenleme yapabiliriz” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, finans kuruluşlarıyla ilgili kararın yıl sonunda netleşeceğini söyledi.

Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) Projeleri Hakkında

Kamu Özel İşbirliği projelerinin dövizle yapılmasının bütçe üzerinde oluşturduğu yük, tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bütçe dengesini sağlama sürecinde hükümetin bu sözleşmeleri TL’ye çevirip çevirmeyeceği yönündeki spekülasyonlar hakkında Yılmaz, KÖİ projelerinin yalnızca finansal olarak değil, ekonomik olarak da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin birçok projeyi yatırım maliyetinin çok daha düşük olduğu dönemlerde hayata geçirdiğine dikkat çeken Yılmaz, “Keşke daha fazlasını yapsaydık” ifadesini kullandı.

Yılmaz, sözleşmelerin yenilenmesi ile ilgili olarak, “Bahsettiğiniz türden bir çalışma da şu an gündemimizde yok” dedi.

Enflasyon ve Faizler Hakkında

Yılmaz, TL’nin aşırı değerli olduğu yorumlarına değinerek, dalgalı kur rejimine atıfta bulundu. “Sadece manipülatif, spekülatif hadiselere Merkez Bankası’nın müdahale etmesi gerekiyor. O da zaten kanuni görevi” dedi. Enflasyonla mücadele eden ülkelerde, kendi milli paralarının güçlenmesinin doğal bir sonuç olduğunu belirtti. “Birçok tartışma yapılıyor ama rakamlar ortada; TL’deki bu değerlenme makro dengelerimize nasıl yansıyor? İhracatımız artıyor, ithalatımız azalıyor, hizmet gelirlerimiz artıyor ve cari dengemiz iyileşiyor. Enflasyon düştükçe bu tartışmalar kendiliğinden ortadan kalkacaktır” diye ekledi.

Yılmaz, geçtiğimiz hafta Anadolu Ajansı’nda yaptığı açıklamada, “Amacımız orta vadede hem enflasyonu hem de faizleri düşürmek” demişti. Fed kararı sonrası hükümetin güncel pozisyonunun sorulması üzerine Yılmaz, Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığına vurgu yaptı. “Her ikisi de 2013’te tek haneliydi hatırlarsanız. Dolayısıyla tekrar öyle bir tabloyu oluşturmak bizim siyasi hedefimiz” dedi. “Benim şu aşamada bir tarihten bahsetmem doğru olmaz. Ancak önümüzdeki süreçte enflasyonun ve faizlerin düşeceği bir süreç olacaktır” diye ekledi.

Enflasyon ve Büyüme İlişkisi

Yılmaz, OVP’de 2025 yılı için belirlenen %4’lük büyüme ve %17,5 enflasyon hedefinin birlikte nasıl gerçekleşebileceği sorusuna, OVP hedeflerinde bu yıl için yapılan revizeleri hatırlatarak yanıt verdi. “Büyüme ile enflasyon ilişkisinde kısa dönemli olarak zorluklar var” diyen Yılmaz, “Ama esas itibarıyla enflasyonun düşüşü, öngörülebilirliği artırıyor. Geleceğe yönelik güveni ve beklentileri iyileştiriyor ve bu kanalla büyümeye destek oluyor. Orta ve uzun vadede çelişen süreçler değil” değerlendirmesini yaptı.

Büyümenin kompozisyonunun önemine de dikkat çeken Yılmaz, “Tüketim ağırlıklı, iç talep ağırlıklı bir büyüme enflasyonist olur. Ama yatırım, üretim ve ihracat odaklı bir büyüme başarırsanız bu enflasyonist olmaz. Politikalarımızın en önemli unsurlarından biri bu dengeli büyüme” ifadelerini kullandı.

Önümüzdeki yıl dünyada oluşacak tablonun Türkiye’yi olumlu yönde etkileyeceğini belirten Yılmaz, “Dünyada faizler iniyor. Gelişmekte olan ülkeler için bir canlanma ve likidite artışı bekliyoruz. Emtiya fiyatlarının ılımlı seyretmesini bekliyoruz. Temel pazarlarımız olan Avrupa Birliği ve MENA’nın daha olumlu bir performans göstermesi bekleniyor. Bu da dış talep kanalıyla büyümemizi destekleyecek” dedi.

Yılmaz, hedeflerin parasal sıkılığın daha erken sonlandırılmasına yol açabileceği yönündeki görüşlere katılmadığını belirtti. “Parasal politika Merkez Bankamız çerçevesinde yürüyor ve araç bağımsızlığına dayalı. Orta vadeli politikamızın temel amacı enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek. Diğer parametreleri bunun etrafında şekillendiriyoruz. Merkez Bankamız zaten verilere bakarak, beklentileri takip ederek kendi kararlarını verecektir. Orada bir sorun görmüyorum” diye konuştu.

Kurumlar Ödeneklerinde Dikkat

Mali tarafta Merkez Bankası’nın politikalarıyla eş güdümü sağlayacak ek adımların neler olacağı sorusuna Yılmaz, %6,4 olarak öngörülen bütçe açığının milli gelire oranının deprem harcamalarına rağmen %4,9’a çekilmesinin mali taraftaki güçlü duruşun göstergesi olduğunu savundu. Yılmaz, önümüzdeki yıl için belirlenen %3,1’lik hedefin de maliye politikasının desteğinin süreceğinin bir işareti olduğunu söyledi.

Tasarruf programı çerçevesinde sağlanan tasarrufun TL karşılığının ve bütçe açığının hangi kalemlerden düşürüleceği ile ilgili soruya Yılmaz, “Orada net bir şeyimiz yok. Yıl sonu geldiğinde bütün bu kalemlere bakılarak bir hesaplama yapılabilir” dedi. Paketin tasarrufla birlikte verimliliğe de odaklandığını vurguladı. Kamu yatırımlarında önceliklendirmeler yaptıklarını ifade eden Yılmaz, zorunlu haller dışında yeni yatırım projelerini devreye almadıklarını belirtti.

Yılmaz, kamu kurumlarının ödenekleri içerisinde kalmalarına özen gösterdiklerini ve personel rejiminde eksilen personelin yerinin doldurulması mantığıyla hareket ettiklerini aktardı. “Tasarruf programı açıklandığı günden bu yana attığınız adımlar konusunda tatminkar mısınız?” sorusuna Yılmaz, “Bütçe giderinin milli gelire oranı ne kadar sağlıklı bir gidişat olduğunu gösteriyor. 2024 yılı programını yaparken kamu giderlerinin milli gelire oranı %26,9 olacak demiştik. Gerçekleşme tahminimiz şu anda %25,9. Ciddi bir iyileşme var. Kamu giderleri, milli gelire oranı artmıyor, azalıyor. Kamu gelirlerinin milli gelir içindeki payı artmış gibi görünmekle birlikte asıl düşüş giderlerde” yanıtını verdi.

Swap Kanalları ve Açığa Satış Yasağı

Hükümet, Londra ile swap kanallarının tekrar açılması konusunda bir çalışma başlatmış ancak bu süreç henüz nihayete ulaşmamıştı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sürecin ilgili birimler tarafından değerlendirildiğini belirterek, “Zamanı geldiğinde, şartlar oluşunca bunlar kaldırılacaktır. Ancak burada finansal istikrarımızı çok önemli görüyoruz ve ihtiyatlı bir yaklaşım sergileniyor. Bize zarar vermeyecek bir zamanlamayla bu çalışmaların tamamlanacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Yılmaz, borsa üzerindeki açığa satış yasağının kaldırılması konusunda da “Finansal İstikrar Komitesi başta olmak üzere ilgili kurumlarımız etki değerlendirmelerini yapıyorlar. Bunlar, yeri zamanı geldiğinde karar verilecek hususlar” dedi.

Exit mobile version