Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) tarafından yayımlanan Şubat 2025 Bileşik Endeks raporu, sektörün yeni yıla zorluklarla başladığını ortaya koydu. Ocak ayında yaşanan düşüş trendi, şubat ayında da devam etti. Bileşik Endeks bir önceki aya göre 0,8 puan gerileyerek 84,3 puana indi. Aynı dönemde Faaliyet Endeksi 1,3 puan düşüşle 124,5 puana, Güven Endeksi ise 0,9 puanlık kayıpla 59,9 puana geriledi.
Kış Şartları ve Sıkı Ekonomi Politikaları Talebi Baskılıyor
Rapora göre, inşaat malzemesi sanayisi 2025’in ilk iki ayında hem iç piyasada hem de ihracat tarafında ciddi bir talep daralması yaşadı. Sıkı para politikaları, yüksek faiz oranları ve mevsimsel etkiler, özellikle iç pazardaki faaliyetleri yavaşlattı. Aynı zamanda küresel ticarette artan korumacılık uygulamaları ve ihracat pazarlarındaki durgunluk da dış talebi olumsuz etkileyen faktörler arasında yer aldı.
İhracatta Belirsizlik, Güveni Zedeliyor
Sektördeki belirsizlik ortamı güveni de doğrudan etkiledi. Güven Endeksi Şubat 2025’te bir önceki aya göre 0,9 puan gerileyerek 59,9 seviyesine indi. Bu değer, geçen yıl aynı dönemdeki 72,9 puanın oldukça altında. Raporda, güven kaybının ana nedenleri arasında iç piyasadaki durgunluk, ihracat pazarlarında toparlanmanın gecikmesi ve jeopolitik riskler gösterildi.
Beklentilerde Sınırlı İyileşme Umudu
Aralık ayında sınırlı bir artış gösteren Beklenti Endeksi, 2025’in ilk iki ayında yeniden düşüşe geçti. Şubat ayında 0,3 puan gerileyen endeks 69,6 puan seviyesinde kaldı. Geleceğe yönelik ekonomik beklentilerin zayıfladığına dikkat çekilirken, yurt içi ve dışı siparişlerdeki sınırlı artış, sektöre umut veren nadir gelişmelerden biri olarak değerlendirildi.
2025 Zorlu Geçecek
İMSAD raporunda, 2025’in genel olarak inşaat sektörü için zor bir yıl olacağı öngörüsü yinelendi. Sipariş artışları üretim beklentilerini desteklese de, yatırım ve istihdamdaki durağanlık sektörün büyüme hızını sınırlıyor.
Belirsizliklere Rağmen İhracat Umudu
Raporda özellikle ihracat siparişlerinde görülen kısmi toparlanmanın önümüzdeki aylarda etkisini artırabileceği belirtiliyor. Ancak bu iyileşmenin kalıcı olabilmesi için küresel ticaretteki korumacılığın azalması ve Türkiye ekonomisinde güven ortamının yeniden sağlanması gerektiği vurgulanıyor.
