Yılın ilk faiz kararı öncesinde iş dünyasının beklentileri netleşmeye başladı. CNBC-e ekranlarında değerlendirmelerde bulunan Özdemir, perşembe günü açıklanacak faiz kararında 150 baz puanlık bir indirim beklentisinin öne çıktığını söyledi. Daha sert indirimlerin ise sürpriz olacağını vurguladı.
Ocak ayı için temkinli duruş vurgusu
Özdemir, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yılın ilk toplantısında dengeli bir adım atmasının daha olası olduğunu belirterek, 250–300 baz puanlık indirimleri gerçekçi bulmadıklarını ifade etti.
“200 baz puan bile sürpriz olur” diyen Özdemir, ocak ayının para politikası açısından temkinli geçmesi gerektiğini, faiz indirimlerinin bundan sonraki dönemde daha kontrollü ilerleyebileceğini dile getirdi.
Kredi faizleri ile politika faizi arasındaki makas daralabilir
Üreticilerin, politika faizindeki düşüşlerin kredi maliyetlerine aynı oranda yansımamasından rahatsız olduğunu belirten Özdemir, kamunun bu yıl daha düşük borçlanma ihtiyacı içinde olmasının kredi faizleri ile politika faizi arasındaki makası daraltabileceğini söyledi. Bu durumun özellikle reel sektör açısından kısmi bir rahatlama yaratabileceğini ifade etti.
Dövizde artış enflasyonun altında kalabilir
Kur hareketlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdemir, döviz artışının ihracat üzerinde sınırlı bir etkisi olduğunu, asıl belirleyici unsurun küresel talep olduğunu vurguladı.
İhracatçıların kur artışına dayanarak planlama yapmadığını belirten Özdemir, dövizdeki yükselişin enflasyonun altında kalmasını beklediklerini söyledi. Avrupa ekonomisinde olası bir toparlanmanın ise ihracatı yüzde 2,5–3 bandında artırabileceğini ifade etti.
Enflasyonda 2026 sonunda sürpriz düşüş olabilir
Sanayi sektörünün zor bir dönemden geçtiğini kabul eden Özdemir, buna rağmen 2026 yılının sonunda enflasyonun Merkez Bankası hedeflerinin bile altına inmesinin sürpriz olmayacağını dile getirdi. Bu süreçte sıkı para politikasının ana çerçevesinin korunacağını öngördüklerini belirtti.
Teşvik politikalarında işgücü ön plana çıkmalı
Teşvik sistemine ilişkin eleştirilerde de bulunan Özdemir, sektörel teşviklerden ziyade işgücünü üretime kazandırmaya yönelik adımların önceliklendirilmesi gerektiğini söyledi.
İşsizlik oranının 2025 itibarıyla yüzde 9’un altına indiğini hatırlatan Özdemir, atıl işgücünün büyük ölçüde hizmet sektörüne kaydığına dikkat çekti. Üretimde çalışan kesimi ödüllendiren mekanizmaların yetersiz olduğunu belirterek, desteklerin sosyo-ekonomik yapının kılcal damarlarına dokunacak şekilde tasarlanması gerektiğini vurguladı.
2026 için temkinli ama iyimser beklenti
Özdemir, 2026 yılına ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle özetledi:
“2026 da temkinli bir yıl olacak ancak enflasyonda yüzde 30’ların altına inişi ocak ayı itibarıyla görebiliriz. İlk çeyrekte finansmana erişimde kısmi bir rahatlama bekliyoruz. Ciddi yatırım planları yapan üyelerimiz var. Dikkatli olmak şartıyla 2026 için umutluyuz.”
