İşçi Konfederasyonlarından Ortak Açıklama
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, birlikte yaptıkları yazılı açıklamada, Anayasa’nın “Vergi ödevi” başlıklı 73. maddesine dikkat çektiler. Bu maddede, “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” ifadesinin yer aldığı ifade edildi.
Açıklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) öncelikli taleplerinin Anayasa’daki bu hükmün hayata geçirilmesi olduğu vurgulandı. Ayrıca, işçi konfederasyonları olarak 9 Temmuz 2024 tarihinde “İnsan onuruna yaraşır bir yaşam talep ediyoruz” başlığıyla yaptıkları ortak açıklamada, başta vergi düzenlemeleri olmak üzere emek kesiminin en acil taleplerini kamuoyuyla paylaştıkları hatırlatıldı.
Artan Hayat Pahalılığına Dikkat!
Açıklamada, “Giderek artan hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve vergideki dengesizlik, başta işçiler olmak üzere, toplumun dar ve sabit gelirli tüm kesimlerinin yaşam şartlarını daha da zorlaştırmıştır. Ücretleri enflasyonun nedeni olarak görmek kabul edilemez. Ücretli çalışanlar, enflasyonun nedeni değil, mağdurlardır. Geçim ve çalışma şartlarının bir an önce iyileştirilmesi gerekmektedir.” denildi.
Adil Bir Vergi Sistemi İhtiyacı
Açıklamada, Türkiye’de gelir ve servet eşitsizliğini dengeleyecek adil bir vergi sistemi ile bütüncül sosyal politikalara acil ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekildi. Yapılacak düzenlemelerde, “sosyal devlet” olmanın göstergesi olarak, toplumun önemli bir kesimini oluşturan dar ve sabit gelirli grupların dikkate alınması gerektiği belirtildi. Ayrıca, emek odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği vurgulandı.
- Ülkemizde vergi yükü adil değildir.
- Dolaylı vergilerin payı, doğrudan gelir ve servet üzerinden alınan paya göre oldukça yüksektir.
- Dolaylı vergiler, vergi yükümlüsünün gelirini ve kişisel durumunu dikkate almayan bir yapıya sahiptir.
Ücretli Çalışanların Vergi Yükü
Açıklamada, ücretli çalışanların doğrudan ve yüksek oranda gelir vergisi ödemekle birlikte, temel ihtiyaçları için yaptıkları zorunlu tüketim harcamaları nedeniyle dolaylı vergi ödemek zorunda kaldıkları ifade edildi. Sermaye kesimine tanınan geniş istisna ve muafiyetlerin emek kesimi için geçerli olmadığına dikkat çekildi.
Vergi Tarifesindeki Adaletsizlikler
Açıklamada, ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut tarife ve oranların çalışanları mağdur ettiği belirtildi. Ücretliler için düzenlenen gelir vergisi tarifesinin ilk basamağının 2002 yılında asgari ücretin 17 katı iken, bugün sadece 5 katına gerilediği ifade edildi. Bu durum, ücretli çalışanların vergi yükünü daha da artırmıştır.
Ayrıca, geçmiş yıllarda yılın son aylarına kadar ikinci vergi dilimine girmeyen birçok işçinin, günümüzde mart ayında bu duruma düştüğü ifade edildi. Gelir vergisi tarifesinin 2002 yılı temel alınarak her yıl açıklanan yeniden değerleme oranına göre güncellenmesi gerektiği, birinci dilimin asgari ücretin 14 katından az olmaması gerektiği vurgulandı. Diğer dilimlerin de bu tutar esas alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi.
Ücretlerin Vergiden Muafiyeti
Ayrıca, asgari ücret tutarındaki kısmın vergiden muaf tutulması uygulamasına devam edilmesi gerektiği ancak bu muafiyetin işçilerin kaybına yol açmadan, matrahtan indirim yoluyla gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildi. Vergi matrahının, ücretli çalışanların lehine farklılaşması ve ilk vergi basamağı için uygulanacak oranın yüzde 10 olması gerektiği belirtildi. Vergi sistemi, aile yükümlülükleri esas alınarak farklılaştırılmalıdır.
