S&P’den Şok Tahmin: Asgari Ücrette Yüzde 30 Artış Rüzgarı!

spden-sok-tahmin-asgari-ucrette-yuzde-30-artis-ruzgari-q9DSsnFF.jpg

S&P Global Ratings’in Türkiye Kredi Notu Değerlendirmesi

S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye’nin kredi notunu bu yıl iki kez yükselttiklerini ifade ederek, “Bu durum, tek bir yıl içinde gerçekleşen oldukça büyük bir not artışıdır. Türkiye kadar çeşitli, açık ve dirençli bir orta gelirli ekonomi için başlangıç noktamızın oldukça düşük olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak bu yıl iki kademe not artışı, Türkiye için olumlu bir gelişmedir” dedi.

Gill, S&P’nin Türkiye’nin kredi notunu “B+”dan “BB-“ye yükseltmesi ve kredi notu görünümünü “durağan” olarak belirlemesi sonrasında değerlendirmelerde bulundu. Not artışında etkili olan unsurların başında, uluslararası rezervlerdeki artışın geldiğini belirten Gill, bu durumun ortodoks para politikasına geçişin etkinliğinin iyi bir şekilde işlediğinin göstergesi olduğunu vurguladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 50 seviyesine yükseltmesinin etkilerinin kendini göstermeye başladığını ifade eden Gill, “Ekonomi yeniden dengeleniyor. 12 aylık cari açık, Ağustos itibarıyla GSYH’nin yaklaşık yüzde 1’i seviyesine geriledi” bilgilerini paylaştı.

Ekonomik yeniden dengelenmenin itici gücünün, hane halkının dövizden TL’ye geçiş yaptığı mevduat tabanı olduğunu belirten Gill, bu durumun TCMB’nin döviz rezervi biriktirmesine büyük katkı sağladığını vurguladı. “Şu anda net dış finansman ihtiyacı büyük ölçüde azaldı” dedi.

Gill, kredi notu görünümünün durağan olarak belirlenmesinin nedenini de şu şekilde açıkladı: “İleriye dönük olarak dezenflasyon ve yeniden dengeleme programının bir sonraki aşamasının uygulanmasının muhtemelen daha zorlayıcı olabileceğini düşünüyoruz.” Türkiye’de hizmet enflasyonunun gerilediğini, fakat manşet enflasyonun hâlâ oldukça yüksek olduğunu ifade eden Gill, birçok ülkede olduğu gibi enflasyonun yapışkan kalmasının bu zorluklardan biri olabileceğini belirtti.

Hane halkının 12 aylık ileriye dönük enflasyon beklentileri ve piyasa katılımcılarının beklentileri arasındaki büyük farkın da zorlayıcı faktörlerden biri olduğunu dile getiren Gill, “Gelir politikasına yönelik kararların Orta Vadeli Program çerçevesinde gelecek yılki enflasyon hedefiyle ne ölçüde koordine edileceğini izliyoruz. Asgari ücret artışının geçmiş enflasyonla daha uyumlu hale gelmesi durumunda, manşet enflasyonu ne kadar hızlı düşürebilecekleri konusunda soru işaretleri oluşabilir” ifadelerini kullandı.

Gill, asgari ücretin muhtemelen enflasyon hedefi ile geçen yıl ve bu yılın sonundaki enflasyon arasında bir ortalama seviyede artırılmasının beklenildiğini vurgulayarak, “Bu yıl sonunda enflasyonu yaklaşık yüzde 44 olarak öngörüyoruz. Yani yüzde 44 ile hedef olan yüzde 17’nin ortalaması yaklaşık yüzde 30. Bu, yaşam maliyetinin çok arttığı bir dönemde önemli bir karar. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil, ancak Türkiye’deki baskıların Avrupa ve Doğu Avrupa’dakilerden daha yoğun olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle dezenflasyon sürecinin uzun zaman alacağını öngörüyoruz.” şeklinde konuştu.

İlk ve Muhafazakar Faiz İndirimi Öngörüsü

Gill, daha önce TCMB’nin politika faizinde Kasım ayında indirime başlayacağını öngördüklerini, ancak Eylül ayındaki enflasyon rakamlarının ardından bu öngörülerini güncellediklerini bildirdi. “İlk faiz indiriminin 2025’in ilk çeyreğinin sonunda gerçekleşmesini bekliyoruz” diyen Gill, “2025 yıl sonu enflasyonunu hala yüzde 22-23 civarında öngördüğümüz göz önüne alındığında, muhtemelen faizde düşüş, 2025’in ilk çeyreğinin sonuna doğru olacaktır. TCMB, oldukça muhafazakar bir faiz indirimi ile ilerleyecektir. Politika faizi, bizim görüşümüze göre, hâlâ ileriye dönük enflasyon beklentilerinin oldukça üzerinde kalacaktır. Bu nedenle döviz kuru, rezerv seviyeleri ve sermaye akışlarını dikkatle izleyecekler” dedi.

Net İhracatın Büyümeye Katkısı

Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,1 büyüyeceğini tahmin eden Gill, büyümenin 2025’te yüzde 2,3’e yavaşlayacağını belirtti. “Nüfus artışı ve Türkiye’nin Avrupa’daki kilit ticari ortaklarından beklenen talep toparlanmasını göz önünde bulundurduğumuzda, negatif büyüme çok olağan dışı olur. Ancak yüzde 2’nin altında bir büyüme ihtimalini de göz ardı edemeyiz. Enflasyon düşmezse, TCMB’nin daha sıkı bir politika duruşunu sürdürmesi gerekecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Büyümenin aynı zamanda Aralık’taki asgari ücret artışı ve maliye politikasındaki değişikliklere bağlı olacağını belirten Gill, not artışı kararı ve ileriye dönük beklentilerini şu şekilde özetledi: “Sonuç olarak, bu yıl Türkiye’nin notunu iki kez yükselttik. Bu, tek bir yıl için oldukça yüksek bir not artışı. Ancak enflasyonu tek haneli seviyelere düşürmenin en az üç ile beş yıl daha gerekeceğini düşünüyoruz. Herhangi bir hükümetin bu kadar uzun bir süre boyunca sıkı para ve maliye politikasını sürdürmesi zor olabilir. Türkiye, bir demokrasi ülkesi ve hükümet, programın hane halkı güveni ve ekonomi üzerindeki etkisine karşı duyarlı olacak. Bu bağlamda, hükümetin bunu nasıl yöneteceğine dair bir belirsizlik var. Birçok yabancı yatırımcıda da benzer soru işaretleri mevcut.”

Türkiye’nin hizmet ihracatının iyi durumda olduğunu belirten Gill, net ihracatın önümüzdeki iki yıl boyunca büyümeye katkıda bulunacağını öngördüklerini söyledi. “Hane halkı harcamaları muhtemelen daha zayıf olacak, ancak bu bir tesadüf değil, hükümetin enflasyonu düşürme planının bir parçası” dedi. Ayrıca, ABD’deki seçim sürecinin piyasalara yansıdığını ve Türkiye de dahil birçok gelişmekte olan ekonomiye sermaye girişlerini etkileyeceğini sözlerine ekledi.

S&P, daha önce Mayıs ayında Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya yükseltirken, kredi notu görünümünü “pozitif” olarak korudu.

Exit mobile version