S&P’den Türkiye’ye Kasımda Şok Not Artışı Müjdesi!

spden-turkiyeye-kasimda-sok-not-artisi-mujdesi-pnTD3Xbh.jpg

Türkiye’nin Kredi Notu Artışı ve Ekonomik Gelişmeler

Türkiye, makroekonomi politikalarında yaşanan önemli değişikliklerin ardından, dünya çapında tanınan kredi derecelendirme kuruluşları Fitch Ratings, Moody’s ve S&P Global Ratings tarafından kredi notunu yükseltme müjdesi aldı. Fitch, Türkiye’nin notunu “BB-” seviyesine, Moody’s ise iki basamak bir artışla “B3″ten “B1″e yükseltti. S&P Global Ratings de notunu “B”den “B+”ya çıkararak Türkiye’nin ekonomik durumuna dair olumlu bir bakış sergiledi. Bu kuruluşlardan S&P Global Ratings’in, 1 Kasım’da Türkiye ile ilgili 2023 yılına ait ikinci değerlendirmesini açıklaması bekleniyor.

S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ve yaklaşan değerlendirme ile ilgili olarak AA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu. Gill, Türkiye’deki politika değişikliğinin ardından dış göstergeler başta olmak üzere birçok kredi derecelendirme ölçütünün iyileştiğini belirterek, net döviz rezervlerindeki artışın bunlar arasında en kritik faktör olduğunu vurguladı. Ayrıca, cari açığın hızlı bir şekilde daraldığını ve bu yıl için cari açığın gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 1’inin biraz üstünde olmasını beklediklerini ifade etti. Brent petrol fiyatlarının düşmesinin de cari açığın daralmasına katkı sağladığını aktaran Gill, Türkiye’nin net altın ithalatındaki azalışın da cari açığa olumlu yansıdığını kaydetti.

Gill, net altın ithalatındaki düşüşün yanı sıra Türk lirası mevduat faizlerinin yüzde 60 seviyelerine yaklaşmasının, altın gibi riskten korunma ürünlerinin hane halkı ve firmalar için daha az cazip hale geldiğini belirtti. Kredi notu kararlarında net rezerv seviyeleri ve cari açığın gösterdiği olumlu eğilimlerin yanı sıra birçok göstergenin dikkate alındığını sözlerine ekledi. Gill, “Türkiye’de kamu maliyesinin yönü nedir?” sorusunun önemli olduğunu ifade ederek, enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek için yetkililerin tüketici talebini azaltmaları gerektiğini, bunun ise daha düşük büyümeye yol açabileceğini belirtti.

Gill, Türkiye’deki ekonomi politikası değişiminin sadece bir yıllık bir düzeltme değil, enflasyondan arınmak için çok yıllı bir süreç olduğunu vurgulayarak, Türk hükümetinin önümüzdeki birkaç yıl boyunca bu politikaya sadık kalıp kalmayacağını sorguladıklarını belirtti. “Bizim temel tahminimiz, hükümetin bu politikaya bağlı kalacağı yönünde. Ancak tasarruf yorgunluğu riskleri de göz önünde bulundurulmalı,” dedi. Pozitif bir görünüm sağlandığında not artışının mümkün olduğunu ifade eden Gill, net rezervlerdeki iyileşme ve cari açığın daralmasının çok önemli olduğunu belirtti.

Yıl Sonu Enflasyon Beklentileri

Frank Gill, Türkiye’nin enflasyon beklentilerine de değinerek, yıllık manşet enflasyonunun yüzde 52 ile hala yüksek seviyelerde bulunduğunu, bu durumu düzeltmenin zaman alacağını vurguladı. Hizmet enflasyonunun oldukça yüksek kalmaya devam ederken, gıda enflasyonunun hafiflediğini aktardı. “Enflasyonu düşürmek muhtemelen birkaç yıl alacak,” diyen Gill, yıl sonu için enflasyon öngörülerinin yüzde 43, 2025 sonu için yüzde 23 ve 2026 sonu için yüzde 10 seviyelerinde olduğunu belirtti. 2027 sonunda enflasyonun yüzde 10’un altına gerileyeceğini öngördüklerini ifade etti.

Yavaş gerçekleşmesi beklenen dezenflasyon sürecinin önemli bir ayağının Türk lirasının dolar ve euro karşısında “çok az değer kaybetmesinin sürdürülmesi” olduğunu dile getiren Gill, “Gelecek yıl Türk lirasının enflasyonun altında değer kaybedeceğini düşünüyoruz,” dedi.

TCMB’nin Para Politikası ve Gelecek Beklentileri

TCMB’nin para politikası kararlarını yakından izlediklerini belirten Gill, manşet enflasyonun yüzde 50’nin üzerinde olduğu düşünüldüğünde, Bankanın para politikasını erken gevşetmesinin risk taşıdığını ifade etti. “Bizim temel senaryomuz, Merkez Bankasının yılın son çeyreğinde çok temkinli bir şekilde faiz indirimine başlayabileceği yönünde. Bu muhtemelen kasımda gerçekleşebilir ancak burada ‘temkinli yaklaşım’ vurgulanmalıdır,” değerlendirmesinde bulundu.

TCMB’nin politika faizinin yıl sonunda manşet enflasyonun üzerinde olacağını öngören Gill, “Enflasyon yıl sonunda yüzde 42-43 seviyesinde olacağı için, politika faizinin kesinlikle yüzde 45’in altına inmesini beklemiyoruz,” dedi. 2025’in mali konsolidasyon açısından önemli olduğuna dikkat çeken Gill, Orta Vadeli Program’da yer alan iddialı mali sıkılaşma tedbirlerinin büyük bir kısmının 2025’te devreye gireceğini kaydetti.

Resesyon Beklentileri ve Ekonomik Durum

Gill, Türkiye’de tüketici talebinin yavaşlamaya başladığını belirterek, “Bu yıl yüzde 3,6 ekonomik büyüme bekliyoruz, büyümenin gelecek yıl yüzde 2 seviyesine gerileyeceğini tahmin ediyoruz. Ancak Türkiye’de bir resesyon beklemiyoruz,” dedi. 2025’teki yavaşlamanın ardından, 2026’da yüzde 3’lük bir toparlanma öngördüklerini belirtti. Türkiye ekonomisinde 2019’daki gibi keskin bir yavaşlama olabileceğini ancak herhangi bir takvim yılı için negatif bir büyüme beklemediklerini sözlerine ekledi.

Türkiye’nin oldukça güçlü, çeşitli ve açık bir ekonomisi olduğunu ifade eden Gill, özel sektörün dirençli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasının birçok avantaj sağladığını belirten Gill, “Türkiye, ekonomik açıklık açısından Arjantin ve Brezilya gibi diğer gelişmekte olan ülkelerin sahip olmadığı avantajlara sahip. Bu durum, iç talep zayıfken şirketlerin ihracata yönelmesine olanak tanıyor,” dedi.

Exit mobile version