Küresel ödeme sistemlerinin iki ağır sikleti Mastercard ve American Express, 2025’in dördüncü çeyreğine ilişkin güçlü finansal sonuçlar açıkladı. Gelir ve kârlılıkta çift haneli artışlar dikkat çekerken, tüketici harcamalarının küresel ölçekte dirençli seyrini sürdürdüğü vurgulandı. Ancak bu olumlu tablo, hisse fiyatlarına yansımadı. Her iki şirketin hisseleri, piyasa açılışı öncesinde S&P 500 vadeli işlemlerindeki düşüşten daha sert geriledi.
Mastercard’ta net kâr yüzde 22 büyüdü
Mastercard, dördüncü çeyrekte net gelirini yıllık bazda yüzde 18 artırırken, net kârda yüzde 22’lik güçlü bir artış kaydetti. Şirketin işlem hacmi ABD’de yüzde 4, ABD dışı pazarlarda ise yüzde 9 büyüdü. Özellikle yüksek marjlı hizmetler segmentindeki performans, kârlılığı destekleyen temel unsurlardan biri oldu.
Gider disiplininin korunması ve hisse geri alımları sayesinde düzeltilmiş hisse başına kâr yüzde 25 yükseldi. Mastercard CEO’su Michael Miebach, mevcut makroekonomik ortamın hem tüketici hem de işletme harcamalarını desteklemeye devam ettiğini belirtti.
American Express’te yüksek gelir grubu etkisi
American Express cephesinde de tablo benzerdi. Şirket, dördüncü çeyrekte gelirlerini yüzde 10, hisse başına kârını ise yüzde 15 artırdı. Kart üyelerinin harcamaları yüzde 9 yükselirken, bu artışta yüksek gelir grubundaki müşterilerin belirleyici rol oynadığı ifade edildi.
Şirket yönetimi, tüketici tarafında stres sinyalleri görülmesine rağmen kredi kalitesinin hâlâ “sınıfının en iyisi” seviyede olduğunu vurguladı. American Express, 2026 yılı için de çift haneye yakın gelir artışı öngörürken, temettüsünü yüzde 16 artırdığını açıkladı. Üretken yapay zekâ ve otonom alışveriş çözümleri, öne çıkan stratejik yatırım başlıkları arasında yer aldı.
Güçlü bilançoya rağmen hisseler neden geriledi?
Hisse fiyatlarındaki geri çekilmenin ilk nedeni olarak değerleme ve kâr realizasyonu öne çıkıyor. Hem Mastercard hem de American Express, 2026’ya rekor seviyelere yakın fiyatlarla girmişti. Ancak piyasalardaki asıl tedirginliğin kaynağı, finansal performanstan çok siyasi riskler olarak değerlendiriliyor.
ABD’de kredi kartı borçlarının 1,2 trilyon doları aşması ve faiz oranlarının birçok kullanıcı için yüzde 20’nin üzerinde seyretmesi, politik müdahale ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.
Kredi kartı faizlerine tavan ihtimali fiyatlanıyor
Beyaz Saray çevresinden kredi kartı faizlerine yüzde 10’luk bir üst sınır getirilmesine yönelik olası adımların konuşulması, hukuki zemini net olmasa da yatırımcı algısını baskılıyor. Bu tür bir düzenleme, ödeme sistemleri ve kart ihraççıları için doğrudan gelir riskini beraberinde getirebilecek potansiyele sahip.
Analistler, operasyonel açıdan son derece güçlü bilanço açıklayan ödeme devleri için önümüzdeki dönemde finansal performanstan ziyade siyasi ve düzenleyici risklerin daha fazla tartışılacağı bir fiyatlama sürecine girildiğine dikkat çekiyor.
