Dünya Bankası, Türkiye’nin çevre dostu ve sürdürülebilir gelişim hedeflerine destek olmak amacıyla 155 milyon dolarlık bir kredi paketini onayladı. Bu kredi, Türkiye’deki şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemek ve ülkenin sermaye piyasalarında iklim finansmanını artırmak için kullanılacak.
Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu’nun onayladığı bu kredi, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) aracılığıyla kullandırılacak. TSKB, bu fonları Türkiye Yeşil Fonu’nun kısmi sermayelendirmesi için kullanmayı planlıyor. Türkiye Yeşil Fonu, yeşil dönüşüm sürecinde olan veya yeşil şirketlere sermaye finansmanı sağlayacak ve Türkiye’nin en büyük varlık yönetimi şirketlerinden biri olan Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ (Maxis) tarafından yönetilecek.
Projenin toplam büyüklüğünün, Dünya Bankası kredisine ek olarak özel sermayeden sağlanacak 250 milyon dolarlık yatırım ile birlikte 405 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyük ölçekli finansman, Türkiye’deki şirketlerin karbondan arınma uygulamalarını, yeşil teknolojilere yaptıkları yatırımları ve finansal sektörün çeşitlendirilmesini destekleyecek.
Dünya Bankası’nın Ülke İklim ve Kalkınma Raporu’na göre, Türkiye’nin enerji, imalat sanayisi ve tarım sektörlerindeki şirketlerin karbondan arınması ve iklim değişikliğine uyum sağlaması gerekiyor. Özellikle AB Yeşil Mutabakatı sonrasında, Türkiye’deki şirketlerin büyüme potansiyellerini korumaları için yeşil dönüşümün önemi artıyor.
Bu proje kapsamında, özellikle KOBİ’ler ve orta ölçekli şirketlere öncelik verilecek. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, projenin ayrıca kadınları kapsayıcı ve eşitlikçi yatırımları geliştireceğini belirtti. Yeşil finansmanın derinleşmesi ve uzun vadeli finansmana erişimin geliştirilmesi, Türkiye’nin yeşil dönüşüm stratejilerinin temel taşlarından biri olacak.
Dünya Bankası’nın Türkiye’ye sağladığı 155 milyon dolarlık kredi, ülkenin yeşil dönüşüm hedeflerine önemli bir katkı sağlayacak. Bu kredi sayesinde Türkiye’deki şirketler, sürdürülebilir büyüme ve karbonsuzlaşma süreçlerine daha etkin bir şekilde katılacak ve bu süreçler, ülkenin ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliğine katkıda bulunacak.
