Hz. Yahya’nın Ölümü: Yahudilerin Kralının Karanlık Yüzü

hz-yahyanin-olumu-yahudilerin-kralinin-karanlik-yuzu-b7S9ggOG.jpg

Yahya Sinvar’ın Şehadeti ve Anlamı

Hamas’ın siyasi lideri Yahya Sinvar, Gazze’de bir bina içerisinde işgalci İsrail askerleriyle girdiği çatışmada yaralı halde kaydedilen görüntüleri hafızalarda derin bir iz bıraktı. Sinvar’ın cenazesinin durumu henüz netlik kazanmış değil. İsrail askerlerinin, onu yaraladıktan sonra işgal altındaki topraklarda gizli bir noktaya kaçırdığı öğrenildi. Kassam Tugayları’nın kurucuları arasında yer alan Sinvar, Filistin şehitleri için kullanılan “yaşayan şehit” ifadesiyle anıldı. Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan, Sinvar’ı bu anlamlı ifadeyle yad etti.

Yahya Peygamber ve Anlamı

Hz. Yahya’nın ismini doğrudan Cenab-ı Allah koymuştu. Babası Zekeriya aleyhisselam, ölümünden sonra yerine akrabalarından birinin geçeceğinden ve bu akrabaların tevhid akidesinin yayılmasını zedeleyeceğinden endişe ederek Allah’a dua etti. Allah da hanımının kısır olmasına rağmen ona bir erkek evlat bahşetti ve bu evladın adının “yaşayan, yaşayacak olan” anlamına gelen “Yahya” olmasını murat etti. Yahya peygamber, isminin birincisiydi; daha önce yeryüzünde kimseye bu isim verilmemişti.

Hz. Yahya’nın Şehadeti

Tevhid akidesinin tebliğcisi olan Hz. Yahya, Hristiyanlar tarafından “Vaftizci Yahya” adıyla aziz kabul edilmektedir. Sadece kırk yaşında, başı kesilerek şehit edilmiştir. Adının anlamı, tam olarak karşılığını bulmuş ve “yaşayan, yaşayacak olan” bir kul ve peygamber olarak şehadet makamına erişmiştir.

Hz. Yahya’yı Öldüren Kral

“Hz. Yahya’yı kim öldürdü?” diye sorduğumuzda, karşımıza Herod Agrippa çıkmaktadır. O dönemde Yahudilerin kralı olan bu sapkın kişi, kardeşinin kızıyla evlenmek istemekteydi. Ancak Hz. Yahya, bu durumu Rabbinden aldığı güçle cesaretle eleştirmiştir. Herod, bu eleştiriyi duyduktan sonra Hz. Yahya’yı başını kestirerek infaz etmiştir. Sapkın kral, engeli ortadan kaldırınca kardeşinin kızıyla evlenmiştir. Hristiyan tarihçilerinin anlattığına göre Herod, sonrasında “cılk yaralarla, açık yaraları kurtçuklar tarafından yenile yenile, acılar içerisinde kıvranarak” hayatına veda etmiştir.

Yahya Ayyaş

Bir diğer önemli şehidimiz, “Mühendis” lakabıyla tanınan Yahya Abdullatif Ayyaş’tır. 1996 yılında, yalnızca 30 yaşındayken Shin Bet tarafından şehit edilen Ayyaş, en az 90 Siyonistin ölümüne sebep olan bombalamalarıyla tanınmaktadır. Deha düzeyinde bir elektrik-elektronik mühendisi olan Ayyaş, eğitimine yurtdışında devam etmesine izin verilmemesi üzerine, İzzettin el-Kassam Tugayları’nın Batı Şeria komutanı olarak mücadeleye katılmıştır. Kısa sürede Siyonistlerin korkulu rüyası haline gelmiştir.

Yahya Sinvar’ın Son Anları

Son şehidimiz, son yaşayanımız Yahya Sinvar’ın da şehadeti, dün itibarıyla haberlere düştü. Son anlarına kadar yanındaki iki yiğitle birlikte vuruşarak şehit olan Gazze’nin cesur lideri, tertemiz alnından vurulup yere düştü. “Koronadan, kanserden veya herhangi bir virüsten ölmek istemem. Şehadet isterim” diyen bu kahramanın ardından üzülenleri görmek, oldukça garip bir durumdu. Dünya üzerindeki tek özgür kara parçasında, döne döne vuruşarak şehit düşen bir kahraman için söylenebilecek en doğru cümle, “Allah şehadetini makbul, yaşamını daim etsin” cümlesidir.

Ölüm ve Yaşam Üzerine Düşünceler

Üzüleceğimiz bir konu var, hatta bu üzüntüyü ifade edecek eylemlerde bulunabiliriz. “Yeteri kadar cesur olmadığım için, reelpolitik isimli hayvanlık biçimine gönül indirdiğim için, kendi canımı Gazze’deki kardeşlerimin canından aziz bildiğim için, sapkın Herod’un köpeklerinin kardeşlerime uyguladığı soykırıma ses çıkarmadığım için üzgünüm ve utanç içerisindeyim” yazılı tabelalar asarak, bu hislerimizi dışa vurabiliriz. Yaşayana, yaşayacak olana üzülmenin bir anlamı yoktur; ancak “ölü olduğumuz için” kendimize üzülmemiz mümkündür.

Biz tarih içinde geçerken bazen garip duygulara kapılabiliyoruz. Oysa tarih, Moğol İstilası’nda Anadolu’da Moğol askerleriyle iş birliği yapanları hatırlamaz. İstiklal Harbi’nde işgalciyle bir olanları, ona sessiz kalanları kayda geçmez. Tarih, zulümle de olsa, kahramanlık ve cesaretle de olsa harekete geçme kabiliyeti olanlarla ilgilenir ve onlardan bahseder. “Ölü bünyeler topluluğu” olan bizlerin tarih yazılmadığı takdirde, buna sadece sevinmemiz gerekir. Tarih biliminin utancımızı, ezikliğimizi, sessizliğimizi kayda geçirmemesi, çocuklarımızın yarın yakamıza yapışıp “o soykırım yaşanırken sen niçin ölmüştün?” diye sormamasını sağlasa iyi olur. Kendi sinikliğimize, korkaklığımıza üzülmek yerine, yaşamayı seçmiş Yahyalara üzülmek, akıl almaz bir davranış olarak görülmektedir.

“Allah şehadetini makbul etsin Yahya kumandanım. Bize dua et de şu ölülüğümüzü yaşamaya cesaret etmekle değiştirebilelim” diyelim hep birlikte, eğer biraz cesaretimiz varsa.

Önemli Not: “Etek giymek” zannedildiği gibi cinsiyetçi bir söz öbeği değil, cinsiyet bağımsız bir aşağılama biçimidir. Senin öğretilmiş duyarlılıkların tatmin olacak diye Türkçeden vazgeçecek değilim.

Bir Diğer Önemli Not: “Yahya Sinvar Şiilerin adamıdır. Hamas da zaten yanlış yaptı” diyenler, şehit komutanımız hakkında tek kelime etmeye kalkarsa, hak ettikleri tek cevabın yüzlerine tükürmek olacağını belirtmek isterim. Ancak, ölülüğümüz buna bile cesaret edemez. Veyl olsun bize.

Exit mobile version