Avrupa Merkez Bankası dün beklenen toplantısında piyasa beklentilerinin de üzerinde kararlar çıktı. Avrupa Merkez Bankası bundan sonra aylık 60 Milyar Euro olan tahvil alımını 80 Milyar Euro’ya çıkaracak. Politika faizi %’0’a indirilecek. Mevduat faizleri ise; -0,40% seviyesine çekilecek. Kararların en çarpıcısı ise; Avrupa Merkez Bankası artık yatırım yapılabilir özel sektör tahvillerini de alacak. Tüm genişlemelere baktığımızda Avrupa Merkez Bankası deflasyonla mücadele için artık elinden gelen ne varsa yapacak gibi gözüküyor. Ancak piyasanın ilk tepkisi kararı yeterli bulmuş gözükse de, Draghi’nin önümüzdeki dönemde yeni bir parasal genişlemeye gidilmeyeceğine dair ifadeleri, piyasalar tarafından olumsuz algılandı. Yani piyasa kısaca şimdiki genişlemeleri istiyor ancak ileride daha fazla genişleme olabilmesi gerektiğini de söylüyor. Bu nedenle Avrupa Borsaları, öncelikli olarak pozitif fiyatlanırken, daha sonra negatife döndü. Yani kararların iyimserliğini, Draghi’nin yanlış diyaloğu bozdu diyebiliriz.
Özellikle finans piyasalarının işleyişi artık fiziki ekonomik aktivitelerden bağımsız olarak Merkez Bankaları’nın kararlarına göre yön bulacak gözüküyor. Önümüzdeki dönemde hem Dünya ticaretinin hem de büyüme beklentilerinin aşağıya çekilmesiyle birlikte finansal piyasalarda da riskler artabilirdi. Ancak FED’in 2008 krizi sonrası başladığı piyasa destekleyici hamlelerinde artık Merkez Bankaları bir bayrak yarışına girmiş durumda ve bunu sürdüremeden, küresel piyasalardaki çalkantılara kalıcı çözümler bulabilecekler gibi gözükmüyor. Yeni Dünya düzeni parayı bas piyasaya ver mantığına oturmuş durumda. Bu yeni Merkez Bankası anlayışı sürdürülebilir mi, bunu söylemek zor ancak uzun vadede piyasayı tembelleştirebilir.
Artık finansal piyasalar ne yaparsa yapsın, Merkez Bankaları yakın vadede destekleyici niteliğini koruyacak. Bu nedenle tüm riskli pozisyonlarda sürdürülebilir hale gelecek. Ancak kalıcı bir ekonomik çözüm bulunmadığı sürece, para bolluğunun sonunda piyasalar yine tökezleyecektir. Bu kadar ek genişlemeden sonra da beklenti yine yeni bir Merkez Bankası’ndan genişleme hamlesi olabilir. Kısaca dediğimiz gibi küresel piyasalar tembelleşme döneminde ve önümüzdeki yıllar bize daha büyük bir kriz getirebilir.
