Yenidoğan Çetesinin Şüpheli Hemşireleri: İstedikleri Şeyle Şok Etti!

yenidogan-cetesinin-supheli-hemsireleri-istedikleri-seyle-sok-etti-uJrg7tzO.jpg

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Fezlekesi Üzerine İddianame Düzenlendi

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın fezlekesinden hareketle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüphelilerin ifadelerine yer verilmektedir. İfadeler kapsamında, şüphelilere sorgularında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyip istemedikleri sorulmuştur. İddianamede, örgüt elebaşı olduğu değerlendirilen şüpheli Dr. Fırat Sarı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini belirtmiştir. Kendi ifadesinde, “Tıp Fakültesi’nde okuduğum dönemde ‘PKK örgüt üyeliği’ nedeniyle hüküm giyerek yaklaşık 5 yıl cezaevinde kaldım. Cezaevinden sonra eğitimime devam ettim ve mezun oldum.” demiştir.

Sarı, yaklaşık 7-8 yıl önce Medisense Sağlık Hizmetleri’ni kurarak bu alanda yüzde yüz hissedar olduğunu ifade etmiştir. Geçimini doktorluk mesleğiyle sağladığını belirten Sarı, “Danışmanlık verdiğimiz hastanelerde tüm işlemler yasalara uygun bir şekilde yürütülmektedir. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından tutulan tutanaklardaki eksiklikler, hastane yönetimiyle ilgilidir. Epikriz raporlarının yazılması konusundaki eksiklikler ise doktorların sorumluluğundadır.” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.

Doktorlar ve o bölümde çalışan hemşirelerin maaşlarının, hastane yönetimleri tarafından ödendiğini vurgulayan Sarı, bazı hesap hareketlerinde görülen para gönderimlerinin “motivasyon amaçlı ve borç alıp verme” gibi işlemler olduğunu savunmuştur. Yenidoğan yoğun bakımında kalan bebek sayılarının azaldığı durumlarda, danışmanlık hizmeti verdikleri hastane yönetimleriyle sorun yaşadıklarını dile getiren Sarı, “(Hastaneler) Bebek sayısının artmasını istiyorlardı. Hasta tam iyileşmeden veya ailelerin bebeklerini alması durumunda hastane yönetimleri zarar ettiklerinden, bizim danışmanlık hizmetimizden şikayet ediyorlardı. Erken taburcu edilme veya taburcu konularını hastanenin kendi doktorları karar vererek uyguluyordu.” demiştir.

Örgüt Elebaşılığı Suçlamaları ve Diğer Şüphelilerin İfadeleri

Örgüt elebaşılığı ile suçlanan diğer bir şüpheli olan Dr. İlker Gönen, suç işlediğini düşünmediğini ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasını gerektirecek bir durum olmadığını ifade etmiştir. Gönen, “Kuleli Askeri Lisesi mezunuyum. 2009 yılında tabip üsteğmen olarak görev yaptım. Askeriyeden ayrılmam nedeniyle 6 ay Silivri Cezaevinde hükümlü olarak kaldım. Bunun dışında hakkımda herhangi bir yakalama ya da cezai işlem olmamıştır.” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.

Yaklaşık 6 yıl süresince Medisense isimli şirkette çalıştığını ve ortada bir örgüt olmadığını belirten Gönen, dosyadaki tape kayıtlarının büyük bir bölümünün danışman doktor olması sebebiyle tıbbi sorular veya hastaların sevk edileceği yerle ilgili olduğunu kaydetmiştir.

İddianameye göre, bir diğer elebaşı olan 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir, ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan etmiştir. Özdemir, “Edirne 112 Servisine kendimi Güney Hastanesi ve Bağcılar Hastanesi Yenidoğan Koordinatörü olarak tanıtmamın sebebi hastalara yardımcı olmaktır. Zaten mesajı attıktan sonra buradan benim aracılığımla hasta sevki olup olmadığını hatırlamıyorum. Amacım sadece Edirne 112’ye ihtiyaçları halinde yardımcı olmaktı, mesajlarda da görüldüğü gibi hiçbir şekilde hastalardan para talebinde bulunmadım.” şeklinde ifade etmiştir.

Hemşirelerin Pişmanlık İfadeleri

Şüpheli hemşire Hakan Doğukan Taşçı, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmiştir. Kendisini usulsüz işlerin içine sokan kişinin Fırat Sarı olduğunu öne süren Taşçı, “Kendisi hastanede doktor bulundurması gerekirken doktor yerine beni bırakıyordu. Ben de çocukların sağlığı için elimden geleni yapıyordum. İşler çığırından çıkınca çocukların sağlığının tehlikeye girdiğini fark ettim ve kendisiyle sürekli tartıştım. Yaklaşık 4 aydır kendisiyle görüşmüyorum. Kendisi ile tartışarak ayrıldım.” şeklinde savunmasını yapmıştır.

Taşçı, Gıyasettin Mert Özdemir’i ismen tanıdığını ve birkaç kez görüştüğünü söyleyerek, “Bu kişiyi CİMER’e şikayet ettim. Şikayet etme sebebim ‘bebek tüccarlığı’ yapmasından kaynaklanıyor. Bu kişi 112 Acil’de ambulans şoförü olarak çalışıyor. Birçok özel hastane ile iş yaparak başhekimler ve müdürlerle anlaşarak dışarıdan yenidoğan bebeklerin hastanelere sevkini sağlıyor ve bu işlemlerden kar elde ediyor.” ifadelerini kullanmıştır.

Geceleri hastanelerde nöbetçi hekim bulunmadığını savunan Taşçı, “Sorumluluk da benim gibi hemşirelere yükleniyor. Bu sistemden şikayet edip işten ayrıldığım dönemde yaklaşık bir yıl boyunca işe girmemi engellediler. Bir hastanın yaşama şansı az olmasına rağmen elimden geleni yaptığım için Fırat Hoca bana ‘O hastayla ilgilenme boşuna, bırak ölsün.’ diyerek beni sürekli işimi yapmamam konusunda uyardı. Ancak ben bunlara rağmen hastalara yardım ettim. İmkanlar doğrultusunda yönetimdeki kişilerden hastaların ödemelerinde indirim talep ettim.” şeklinde sözlerine devam etmiştir.

Usulsüz Rapor Düzenlemeleri

Şüpheli hemşire Hasan Basri Gök, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma isteğini dile getirerek, bildiklerini samimi bir şekilde anlatacağını ifade etmiştir. Gök, “Fırat Sarı, Gıyasettin Mert Özdemir ile bağlantılı hastanelerden kendi kontrolündeki hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerine sağlıksız yenidoğan bebek bulmasını istiyordu. Yaklaşık 350 yatak kapasitesine sahip olan, Fırat Sarı’nın işletmeciliğini yaptığı yoğun bakımlar genellikle doluydu. Fırat Sarı, bu bebekler için SGK’ya faturalandırma yapıyordu. Bunun için epikriz raporları gerekmekteydi ve bu raporların neredeyse tamamı usulsüz bir şekilde düzenleniyordu.” şeklinde açıklamalar yapmıştır.

Fırat Sarı’nın raporları hazırlayanların maaşlarına ek ödeme yaptığını belirten Gök, “SGK’ya fatura edilebilecek her şey fatura ediliyordu ve devletten fazla para alınıyordu. Örneğin, yoğun bakımda tedavi gören bir yenidoğanın bir adet ilaç alması gerekiyorsa, beş ilaç kullanılmış gibi gösteriliyor ve fatura ediliyordu. Bu durum sürekli bire beş olarak değil, farklılık da gösterebiliyordu. Yoğun bakıma gelen hasta bebeklerin basamak dereceleri ile oynanarak, SGK’ya kesilen fazla faturadan usulsüz gelir elde ediliyordu. Ayrıca yabancı uyruklu bebek istememelerinin sebebi, SGK’nın yabancı bebeklere ödediği ücretin geç ödenmesidir.” ifadelerini kullanmıştır.

Gök, diğer şüpheli Hakan Doğukan Taşçı ile birlikte Fırat Sarı’nın talimatları doğrultusunda hastaneden ilaç çıkartıp sattıklarını ve parasını Sarı’ya verdiklerini belirterek, “2024 Ocak ayında bu usulsüzlüklere dayanamayarak bu şahsın yanından ayrıldım ve tüm bağlantımı kestim. Şahsın yaptığı bütün usulsüzlükleri 4-5 ay önce CİMER’e şikayet ettim.” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Gök, ayrıca Vergi Dairesi ihbar hattını arayarak Fırat Sarı’nın SGK’yı dolandırdığına dair şikayette bulunduğunu da aktarmıştır.

Exit mobile version