Türkiye Yeşilay Cemiyeti, bağımlılıkların yalnızca insan sağlığını değil, çevreyi, doğal kaynakları ve ekosistemleri de etkilediğini ortaya koyan Bağımlılık ve Çevre Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Rapora göre tütün endüstrisi yılda yaklaşık 80 milyon ton karbon emisyonuna neden olurken, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin bazı kalıntıları atık su arıtma işlemlerinin ardından da sularda varlığını sürdürebiliyor. İstanbul dahil yedi ildeki arıtma tesislerinden alınan 98 numunenin incelendiği araştırma, çevre sağlığı ile bağımlılıkla mücadelenin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, tütün, alkol, uyuşturucu ve uyarıcı madde, kumar ve dijital bağımlılıklarla ilişkili faaliyetlerin çevresel etkilerini inceleyen kapsamlı raporunu 26 Ekim 2026 tarihinde İstanbul Sepetçiler Kasrı’nda düzenlenen lansmanla tanıttı.
Programa Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, Bahçeşehir Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Seval Palteki ve Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evşen Güzel katıldı.
Raporda bağımlılıklarla ilişkili üretim ve tüketim süreçlerinin karbon emisyonları, su kullanımı, ormansızlaşma, kimyasal atıklar ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri değerlendirildi.
Ayrıca iklim değişikliğinin ruh sağlığı ve bağımlılık riskleri üzerindeki olası etkileri incelenerek çevresel sorunlar ile bağımlılıklar arasındaki çift yönlü ilişkiye dikkat çekildi.
Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç Bağımlılıklar Ekolojinin de Meselesidir
Lansmanda konuşan Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılığın yalnızca bireysel sağlık sorunlarıyla sınırlı olmadığını, toplum ve doğal yaşam üzerinde de önemli etkileri bulunduğunu söyledi.
Dinç, bağımlılıklarla ilişkili faaliyetlerin çevre kirliliği, doğal kaynak tüketimi ve biyolojik çeşitlilik açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Bağımlılık, yalnızca bir kişinin kendine zarar vermesi değildir. Bir kişinin ötesinde, toplumun da ciddi şekilde zarar gördüğü bir gerçekle karşı karşıyayız. Araştırmamızda bu konuda çok güçlü argümanlar var. Şunu görüyoruz ki bağımlılık aynı zamanda uçan kuşu, yüzen balığı, ormandaki ağacı, kırdaki çiçeği de ilgilendiriyor. Yani bağımlılıklar sadece insana değil, topluma, çevreye ve tabiata da zarar veriyor.”
Bağımlılıklarla mücadelenin ekolojik boyutunun da bulunduğunu vurgulayan Dinç, küresel ısınma, çevre kirliliği ve canlı yaşamının korunması konusunda ortak sorumluluk taşındığını ifade etti.
“Dolayısıyla bağımlılıklar sadece bireyin, toplumun ya da sosyolojinin meselesi değil, ekolojinin de meselesidir. Bu nedenle dünyaya karşı sorumlu insanlar olarak bağımlılıkların küresel ısınmaya etkisi, çevre kirliliği, diğer canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması konularında da sorumluluk taşıyoruz.”
Tütün Endüstrisi Yılda Yaklaşık 80 Milyon Ton Karbon Emisyonuna Neden Oluyor
Yeşilay’ın raporunda tütün üretimi ve tüketiminin çevre üzerindeki etkileri önemli bir yer tuttu.
Raporda aktarılan Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tütün üretimi ve tüketimi, dünya genelinde her yıl yaklaşık 80 milyon ton karbondioksit emisyonuna neden oluyor.
Bu miktarın yaklaşık 17 milyon benzinli aracın yıllık emisyonuna eşdeğer olduğu belirtiliyor.
Tütün endüstrisinin çevresel etkileri yalnızca karbon salımıyla sınırlı kalmıyor. Tütün yetiştiriciliği, tarım arazilerinin kullanımı, su tüketimi ve ormansızlaşmayla da ilişkilendiriliyor.
Raporda yer alan verilere göre dünya genelinde yaklaşık 3,2 milyon hektar tarım arazisi tütün yetiştiriciliği için kullanılıyor.
Tütün üretiminde yıllık 22 milyar ton su tüketildiği, küresel ormansızlaşmanın yaklaşık yüzde 5’inin de tütün üretimiyle ilişkilendirildiği ifade ediliyor.
Türkiye’de Yılda 150,4 Milyar Sigara Tüketiliyor
Raporda Türkiye’deki sigara tüketiminin çevresel etkilerine de dikkat çekildi.
Paylaşılan verilere göre Türkiye’de yılda yaklaşık 150,4 milyar adet sigara tüketiliyor.
Bu tüketim miktarı, sigara izmaritlerinden kaynaklanan atık sorununun boyutunu da gündeme taşıyor.
Çevreye bırakılan sigara izmaritleri, atık yönetimi ve doğal alanların korunması açısından önemli bir sorun oluşturuyor.
Yeşilay, tütünle mücadelenin insan sağlığının yanı sıra çevre sağlığının korunmasına da katkı sağlayabilecek bir alan olduğunu vurguluyor.
Alkol Üretiminde Su Tüketimi ve Uyuşturucu Üretiminde Kimyasal Atık Riski
Bağımlılık ve Çevre Raporu’nda alkol üretiminin su ve enerji tüketimi üzerindeki etkileri de değerlendirildi.
Raporda bir litre alkollü içecek üretimi için 9 ila 22 litre su kullanıldığı belirtildi.
Uyuşturucu ve uyarıcı madde üretiminin ise ormansızlaşma, doğal yaşam alanlarının kaybı ve kimyasal atık oluşumuyla ilişkili olduğu ifade edildi.
Avrupa’da gerçekleştirilen araştırmalardan aktarılan verilere göre bir kilogram sentetik uyuşturucu üretiminde yaklaşık 25 ila 43 kilogram kimyasal atık ortaya çıkabiliyor.
Bu bulgular, bağımlılık yapıcı maddelerin üretim süreçlerinin de çevresel etkiler açısından değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Yeşilay Yedi İldeki Atık Sularda Psikoaktif Maddeleri Araştırdı
Raporun dikkat çeken bölümlerinden birini Türkiye Yeşilay Cemiyeti öncülüğünde gerçekleştirilen “Atık Sulardaki Psikoaktif Maddelerin Çevreye Etkisi Araştırması” oluşturdu.
Araştırma kapsamında Türkiye’nin yedi farklı ilinde bulunan atık su arıtma tesislerinden numuneler toplandı.
İncelemelerin gerçekleştirildiği iller şöyle sıralandı:
- İstanbul
- İzmir
- Antalya
- Adana
- Hatay
- Samsun
- Trabzon
Bu illerde bulunan yedi farklı atık su arıtma tesisinden toplam 98 numune analiz edildi.
Çalışmada dokuz farklı psikoaktif maddenin insan vücudunda işlenmesiyle oluşan kalıntılar incelendi ve arıtma süreçlerinin bu maddeleri uzaklaştırmadaki etkinliği değerlendirildi.
Biyolojik Arıtma Bazı Maddelerin Yüzde 100’ünü Uzaklaştırabildi
Araştırmanın sonuçları, biyolojik arıtma uygulamalarının psikoaktif madde kalıntılarının atık sulardan uzaklaştırılmasında önemli rol oynadığını gösterdi.
Biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddeler için yüzde 82 ila yüzde 100 arasında uzaklaştırma oranları kaydedildi.
Biyolojik arıtma bulunmayan tesiste ise bu oranların belirgin şekilde daha düşük olduğu tespit edildi.
Ancak araştırmada bütün maddelerin aynı ölçüde uzaklaştırılamadığı görüldü.
Özellikle bazı psikoaktif maddelerin arıtma sonrasında da sularda bulunması, su ekosistemleri açısından olası risklerin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini ortaya koydu.
MDMA’nın Bazı Tesislerde Yalnızca Yüzde 9’u Uzaklaştırılabildi
Araştırmada arıtılması en güç maddelerden biri olarak MDMA öne çıktı.
Biyolojik arıtma uygulanmasına rağmen bazı tesislerde MDMA’nın sudaki miktarının yalnızca yüzde 9 azaldığı tespit edildi.
Metamfetamin ve MDMA kalıntılarının arıtma sonrasında da sularda bulunabilmesi, bu maddelerin sucul canlılar üzerindeki olası etkilerine ilişkin soruları gündeme getirdi.
Çalışma, atık su arıtma sistemlerinin farklı kimyasal bileşiklere karşı aynı etkinliği göstermediğine dikkat çekiyor.
Bununla birlikte arıtılmış suda bir maddenin tespit edilmesi, tek başına çevresel zararın gerçekleştiğini kanıtlamıyor. Olası risklerin belirlenmesi için konsantrasyonların, maruziyet düzeylerinin ve ekotoksikolojik etkilerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Yeşilay’ın Bağımlılık ve Çevre Raporunda Öne Çıkan Veriler
| Gösterge | Raporda Aktarılan Veri |
|---|---|
| Tütün kaynaklı yıllık karbon emisyonu | Yaklaşık 80 milyon ton CO2 |
| Emisyonun benzinli araç eşdeğeri | Yaklaşık 17 milyon araç |
| Tütün yetiştiriciliği için kullanılan alan | Yaklaşık 3,2 milyon hektar |
| Tütün üretiminde yıllık su tüketimi | 22 milyar ton |
| Tütün üretimiyle ilişkilendirilen küresel ormansızlaşma | %5 |
| Türkiye’de yıllık sigara tüketimi | 150,4 milyar adet |
| Bir litre alkollü içecek üretiminde su kullanımı | 9-22 litre |
| Bir kilogram sentetik uyuşturucu üretiminde kimyasal atık | 25-43 kilogram |
| Atık su araştırmasının yapıldığı il sayısı | 7 |
| Analiz edilen numune sayısı | 98 |
| İncelenen psikoaktif madde sayısı | 9 |
| Biyolojik arıtmada bildirilen uzaklaştırma oranları | %82-%100 |
| Bazı tesislerde MDMA azalması | Yalnızca %9 |
Dijital Bağımlılıkların da Enerji ve Su Tüketimi Üzerinde Etkisi Bulunuyor
Yeşilay’ın raporu, bağımlılıklarla çevre arasındaki ilişkiyi yalnızca tütün, alkol ve uyuşturucu maddeler üzerinden değerlendirmiyor.
Dijital teknolojilerin yoğun ve kontrolsüz kullanımıyla bağlantılı çevresel etkiler de araştırmada ele alınıyor.
Çevrim içi kumarın da içinde bulunduğu dijital sektörlere hizmet veren veri merkezlerinin küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1 ila 2’sini oluşturduğu belirtiliyor.
Raporda, veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030 yılına kadar iki katına çıkmasının öngörüldüğü ifade ediliyor.
Yapay zekâ sunucularının yaygınlaşmasına bağlı olarak enerji tüketimi, su ayak izi ve karbon emisyonlarının artabileceğine de dikkat çekiliyor.
Bu veriler genel veri merkezi altyapısının çevresel etkilerine ilişkin olup elektrik tüketiminin tamamının dijital bağımlılıktan kaynaklandığı anlamına gelmiyor.
İklim Değişikliği Bağımlılık Risklerini de Etkileyebiliyor
Bağımlılık ve Çevre Raporu’nda çevresel sorunların ruh sağlığı ve bağımlılık riskleri üzerindeki olası etkileri de değerlendirildi.
Raporda dünya genelinde hava, su ve kurşun kirliliği ile mesleki zararlı madde maruziyetlerinin yılda yaklaşık 9 milyon erken ölümle ilişkili olduğu belirtildi.
İklim değişikliğinin neden olduğu stres, belirsizlik ve yaşam koşullarındaki değişimlerin bireylerin psikolojik durumunu etkileyebileceği ifade edildi.
On ülkeden 10 bin gencin katıldığı bir araştırmaya göre 16-25 yaş grubundaki gençlerin yüzde 45’inden fazlası, iklim değişikliğine ilişkin duygularının günlük yaşamlarını olumsuz etkilediğini belirtti.
Yeşilay’ın raporu, çevresel sorunların ruh sağlığı üzerindeki etkileriyle bağımlılık riskleri arasındaki olası ilişkinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Mehmet Dinç Bağımlılık Endüstrileri Çevresel Etkilerini Raporlamalı
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılıklarla ilişkili endüstrilerin karbon ayak izi, su tüketimi ve atık üretimine ilişkin düzenli raporlama yapması gerektiğini belirtti.
Dinç, bağımlılıklarla mücadele çalışmalarında çevrenin korunması ve iklim değişikliği perspektifinin de yer almasının önemini vurguladı.
“Bağımlılıklarla mücadelenin kapsamına çevrenin korunması ve iklim değişikliği perspektifinin de eklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bağımlılıkların önlenmesinin çevre ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına entegre edilmesi, eğitimlerde çevre sağlığı ve iklim değişikliğine de vurgu yapılarak bunların bağımlılık riskleri üzerindeki etkilerinin kapsamlı bir şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.”
Dinç ayrıca su tüketiminin ve atıkların çevreye yayılmasının önemli tehditler arasında bulunduğunu ifade ederek toprak, su ve bitkilerin korunmasına yönelik sorumluluklara dikkat çekti.
Bağımlılıkla Mücadelede Çevre ve Sürdürülebilirlik Vurgusu
Yeşilay’ın 26 Ekim 2026 tarihinde tanıttığı Bağımlılık ve Çevre Raporu, bağımlılıklarla mücadelenin insan sağlığının ötesinde çevresel boyutları bulunduğunu ortaya koydu.
Tütün üretiminin karbon emisyonları ve su tüketimi üzerindeki etkileri, sentetik uyuşturucu üretiminde ortaya çıkan kimyasal atıklar ve arıtılmış sularda tespit edilen psikoaktif madde kalıntıları, raporun dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.
Araştırma ayrıca dijital altyapının enerji ve su tüketimini ve iklim değişikliğinin ruh sağlığı üzerindeki olası etkilerini gündeme taşıdı.
Yeşilay, bağımlılıkların önlenmesine yönelik çalışmaların çevre sağlığı, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

