Başarı Efsanesi

Başarı Efsanesi

Başarılı olduğunu bildiğiniz birini düşünün, yaptığı işte gerçekten iyi olan herhangi birini.

Ve hemen bir kelime ya da birkaç sözle neden bu kişinin çok başarılı olduğunu söyleyin. Onları iyi yapan şey ne?

Açıkcası cevabınızı duyamıyorum fakat bahse girerim ki söyleyecekleriniz doğuştan gelen yeteneğe dair olacak.

O çok zeki.”

O bir dahi.”

O doğal bir lider.”

Bunlar, “Neden belli kişiler birçok başarıya imza atıyor?” sorusuna verilen tipik cevaplardır.

Profesyonel sporcular, teknoloji erbapları, cesur girişimciler, başarılı müzisyenler, yetenekli yazarlar… Onların üstün yeteneklerine hayran kalırız ve onların yaptıkları işlerde iyi olmalarını DNA piyangosu kazanmalarına bağlarız.

Daha derinlerde ise birçoğumuz başarının anahtar içeriğinin doğuştan gelen yetenek olduğuna inanırız. Bu nedenle de zamanımızı ve enerjimizi boşa harcamaktan çekinerek doğal olarak bize kolay gelen şeyleri yapmaya saplanıp kalırız. (Birilerinin “Ben iyi bir matematikçi değilim” sözünü kaç defa duydunuz, siz kaç defa bunu söylediniz?)

Eğer başarı gerçekten doğuştan gelen bir yetenek olsaydı herşey güzel olacaktı.

Fakat bu böyle değil. Hatta doğuştan gelen yetenekle alakalı da değil.

Yaşam boyu başarı için çalışıyorsanız, benim yaptığım gibi, öğrenmeniz gereken şeylerden ilki “yetenek” ölçüsünün (örneğin IQ’nün) öngörülen gelecek başarı için şaşırtıcı bir kötü görev yürütmesidir. Zeka, yaratıcılık, irade, sosyal beceri gibi özellikler ise biçimlenebilir (bunlar deneyim ve çaba ile büyür) fakat bunlar başarı yap-bozunun sadece küçük bir parçasını oluşturur.

O halde, öngörülen başarı nedir? Araştırmaların da söylediği gibi “Doğru stratejiler başarıyı ve beraberindekileri getirir“. Kulağa basit gelebilir ama stratejiler; kararlı olmak, geleceği planlamak, gelişiminizi gözlemlemek, şartlar zorlaştığında ısrarcı olmak, çaba sarfetmek ve belkide en önemlisi ilerlediğinize inanmak, başarı ve başarısızlık arasındaki farkları oluşturuyor.

Başarının yeteneğe dair herşey olduğunu düşünmenin sorunu, kendinden kuşku duyulduğunda felçe uğrayabilir olmasıdır. İşler yolunda gitmediğinde, gerekene sahip olmadığımızı varsayarız ve denemeyi bırakırız. Kapıları kapatır, potansiyelimizi açığa çıkaracak olanakları kendimizden çalarız.

Bunun aksine çalışmalar göstermiştir ki beceri ve yeteneklerine inanan insanlar sadece daha fazla başarılı olmuyor, yaptıkları işlerden daha fazla zevk alıyor, zorluklarla daha etkili başa çıkabiliyor, daha az kaygı ve depresyon yaşıyor.

Bir dahaki sefere kendinizi “Ben bu konuda iyi değilim” diye düşünürken bulabilirsiniz ama unutmayın ki siz henüz iyi değilsiniz!

Heidi Grant Halvorson, Kolombiya Business School’da Motivasyon Bilim Merkezi Direktör Yardımcısı, “Succeed” ve “Nine Things Successful People Do Differently” kitaplarının yazarı.

Exit mobile version