4. Fethiye Uluslararası Film Festivali, üçüncü gününde bağımsız sinemanın üretim koşullarından kısa filmlerin görünürlük sorununa, belgesel anlatımından yönetmenlerin kişisel yolculuklarına uzanan kapsamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Türkiye’den ve dünyadan kısa filmlerin izleyiciyle buluştuğu festivalde, sinemanın yalnızca perdedeki hikâyelerden değil, o hikâyeleri mümkün kılan emek ve dayanışmadan da beslendiği vurgulandı.
Fethiye Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği (FEFSAD) tarafından Fethiye Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen 4. Fethiye Uluslararası Film Festivali, 6 Kasım 2026 Cuma günü gerçekleştirilen gösterim ve etkinliklerle devam etti.
Festivalin üçüncü gününde sinemaseverler, farklı ülkelerden kısa filmleri ve bağımsız yapımları izleme fırsatı bulurken yönetmenler, sinema yazarları ve festival organizatörleriyle bir araya geldi.
Program kapsamında Yeşilüzümlü ve Kadyanda Antik Kenti’ne düzenlenen geziyle Fethiye’nin kültürel mirası da festival deneyiminin bir parçası haline geldi.
Kısa Filmler Neden Daha Az Görünür?
Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri, kısa filmlerin sinema endüstrisindeki konumunu tartışmaya açan “Kısa Film Neden Görünmez?” başlıklı panel oldu.
Nahit Yıldırım’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde Hilmi Etikan, Melihat Özdoğan Ağgül, Hayri Çölaşan, Kübra Kuruali ve Murat Tolga Şen konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde kısa filmlerin finansmana erişimi, gösterim olanaklarının sınırlılığı, festival programlarındaki yeri ve izleyiciyle buluşma süreçleri ele alındı.
Kübra Kuruali, kısa filmin yalnızca uzun metrajlı sinemaya geçiş aşaması olarak görülmemesi gerektiğini belirterek kendi anlatım olanaklarına sahip bağımsız bir sinema alanı olduğunu vurguladı.
Hilmi Etikan ise kısa filmin uzun metrajdan farklı bir anlatım dili geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Etikan’a göre kısa film, hayatın belirli anlarına tanıklık eden yapısıyla kendine özgü bir sinemasal değer taşıyor.
Melihat Özdoğan Ağgül, teknik ve ekonomik sınırlılıklara rağmen kısa filmlerin insan hayatına dokunabilen güçlü anlatılar oluşturabileceğini söyledi. Ağgül, festivallerin bu yapımların seyirciye ulaşmasındaki önemine dikkat çekti.
Uzun Metraj Filmlerden Önce Kısa Film Gösterimi Önerisi
Sinema yazarı Murat Tolga Şen, dijital teknolojilerin gelişmesiyle kısa film üretiminin daha erişilebilir hale geldiğini ancak gösterim olanaklarının aynı ölçüde genişlemediğini belirtti.
Şen, kısa filmlerin uzun metrajlı yapımlardan önce gösterilmesinin hem izleyiciyle kurulan bağı güçlendirebileceğini hem de genç sinemacıların görünürlüğünü artırabileceğini ifade etti.
Hayri Çölaşan ise kısa film dünyasında festivallerin belirleyici rolüne dikkat çekerek yönetmenlerin yapımlarını geliştirmek ve daha geniş kitlelere ulaştırmak için bireysel çabalarının da önem taşıdığını söyledi.
Panel, kısa filmin üretim açısından daha erişilebilir hale gelmesine rağmen dağıtım ve gösterim alanında yapısal sorunlarla karşılaşmaya devam ettiğini ortaya koydu.
Bir Film Festivalini Yaşatmanın Perde Arkası
Festivalin bir diğer önemli buluşması, “Aşk, Emek ve Bürokrasi: Bir Film Festivali Yapmanın Perde Arkası” başlıklı panel oldu.
Hayri Çölaşan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Canan Tor, Nilgün Emiroğlu, Gülten Taranç ve Sedat Benek, bağımsız film festivallerinin kuruluş ve sürdürülebilirlik süreçlerini anlattı.
Nilgün Emiroğlu, 10 yıllık aranın ardından 1001 Belgesel Film Festivali’ni yeniden hayata geçirme deneyimini paylaşarak sınırlı bütçelerle kültürel organizasyon gerçekleştirmenin zorluklarına değindi.
Sedat Benek, Şanlıurfa’da belgesel film festivali düzenleme deneyiminden hareketle Anadolu’da sinema etkinliklerini sürdürmenin önemini ve festivallerin toplumsal dönüşüme katkısını anlattı.
Gülten Taranç ise kendi filminin dağıtım sürecinde yaşadığı deneyimlerden doğan festival girişiminin zaman içerisinde uluslararası bir yapıya dönüşmesini değerlendirdi. Kadın yönetmenlerin karşılaştığı güçlükler ve bağımsız festivallerin finansman sorunları üzerinde durdu.
Fethiye Uluslararası Film Festivali’nin kuruluş sürecini anlatan Canan Tor da organizasyonun gönüllülük ve dayanışma temelinde geliştiğini belirterek sinemaseverlerle buluşmanın kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti.
Varşova Film Okulu Seçkisi Fethiye’de İzleyiciyle Buluştu
Festivalin uluslararası boyutunu güçlendiren gösterimler arasında FEFSAD Varşova Film Okulu Kısa Film Seçkisi de yer aldı.
Seçkide Max Bommas’ın “Like All the Others”, Ege Yılmaz’ın “Liminal”, Nada Khalifa’nın “Qaher”, Elena Vatamanu Margineanu’nun “First Last Month” ve Teodor Stoilov ile Nellie Rajala’nın “Grandpa’s Fur” filmleri gösterildi.
“Liminal” filminin görüntü yönetmeni Fırat Ulutaş, gösterim sonrasında izleyicilerin sorularını yanıtladı.
Ulutaş, filmin üretim sürecinde diyalog ve ses kullanımından uzak durarak zamansız ve evrensel bir anlatım oluşturmayı amaçladıklarını anlattı.
Günün kısa film programında Elif Nur Kayalar’ın “Karanfil Kız”, Yalın Çağdaş Eşsiz’in “Kimseyi Öldürmek İstemiyorum”, Dalya Keleş’in “Yerçekimi” ve Rabia Özmen’in “Prosedür” filmleri de sinemaseverlerle buluştu.
Belgesel Sinemanın Farklı Hikâyeleri Fethiye’de Anlatıldı
Özel gösterimler kapsamında Kübra Kuruali’nin “Yeşil Otobüs”, Tayfun Belet’in “Roman Gibi”, Batuhan Karadağoğlu’nun “Ben 12 Bin Yaşındayım”, Engin Ayça’nın “Penceremde Sardunyalar”, Aslı Akdağ’ın “Arayış” ve Rıza Oylum’un “Yerli Yurtsuz” filmleri izleyiciyle buluştu.
“Yeşil Otobüs” gösteriminin ardından konuşan Kübra Kuruali, filmde müziğe geniş yer vermesinin nedenini, şarkıların anlatılan insanların direniş biçimlerinden biri olmasıyla açıkladı.
“Roman Gibi” filminin yönetmeni Tayfun Belet, yapımı dört yılda tamamladıklarını ve Nur Hanım’ın hikâyesinden etkilenerek yola çıktığını söyledi. Filmde farklı ülkelerin arşivlerinden görüntüler kullandıklarını belirten Belet, hikâyenin devamını da filme aldıklarını paylaştı.
Batuhan Karadağoğlu, “Ben 12 Bin Yaşındayım” belgeselinde kaya resimleri üzerine çalışan Gökhan’ın araştırmalarını ve bu alana duyduğu bağlılığı görünür kılmayı amaçladığını anlattı.
Aslı Akdağ, “Arayış” filminde kendi içsel yolculuğundan da izler bulunduğunu belirterek şiirsel bir sinema dili tercih ettiğini ifade etti.
“Yerli Yurtsuz” filminin yönetmeni Rıza Oylum ise göç olgusunu insanların kendi hayatlarından izler bulabileceği ortak bir deneyim olarak ele aldığını söyledi.
FEFSAD Özel Gösterim Seçkisinde Bağımsız Yapımlar Öne Çıktı
Festivalin FEFSAD Özel Gösterim Seçkisi kapsamında Melihat Özdoğan Ağgül’ün “Matruşka”, Sevcan Aytaç Sönmez’in “Sesin Kıyısı”, Selin Aktaş’ın “Siyah Kalem” ve Serdal Altun’un “Süpermen Bozkıra Düştü” filmleri gösterildi.
“Matruşka” gösteriminin ardından konuşan Melihat Özdoğan Ağgül, filmin sınırlı imkânlarla ve ekip arkadaşlarının dayanışmasıyla tamamlandığını anlattı.
Destek başvurularından olumlu sonuç alamadıklarını belirten Ağgül, projeyi kendi olanaklarıyla hayata geçirdiklerini ifade etti.
Bu deneyim, festival boyunca tartışılan bağımsız sinemanın finansman ve üretim koşullarına ilişkin sorunların somut örneklerinden biri oldu.
Engin Ayça ile Belgesel Sinemanın Gerçeklikle İlişkisi Konuşuldu
Engin Ayça’nın “Penceremde Sardunyalar” filminin gösteriminin ardından gerçekleştirilen söyleşide belgesel sinemanın gerçeklikle kurduğu ilişki ele alındı.
Ayça, belgesel yönetmeninin yalnızca olayları kaydeden bir gözlemci olmadığını, kendi bakış açısı ve kurgu tercihleriyle özgün bir sinema dili oluşturduğunu ifade etti.
Söyleşide yönetmenin yaşam ve sanat yolculuğunda önemli bir yere sahip olan eşi Gülsen Tuncer de sevgi ve saygıyla anıldı.
Ali Vatansever Bir Arada Yalnız Filmini İzleyicilerle Değerlendirdi
Festivalin üçüncü gününün öne çıkan gösterimlerinden biri de yönetmen Ali Vatansever’in “Bir Arada Yalnız” filmi oldu.
Gösterimin ardından düzenlenen söyleşide Vatansever, sinema üretimini kendi kişisel dönüşümünün bir parçası olarak gördüğünü anlattı.
“Saf” filminden “Bir Arada Yalnız”a uzanan yönetmenlik yolculuğunda farklı soruların peşinden gittiğini belirten Vatansever, filmlerinde kent yaşamı, aidiyet ve toplumsal ayrışma konularının izlerini değerlendirdi.
İnsanların dünyayı “bizden” ve “karşı taraftan” biçiminde ayıran bakış açısını sorgulayan yönetmen, sinemanın bu ayrımları yeniden düşünmek için önemli bir anlatım alanı sunduğuna dikkat çekti.
Senaryo Yazımından Kadyanda Antik Kenti’ne Uzanan Program
Festival kapsamında düzenlenen “Benim de Bir Hikâyem Var” söyleşisinde Onur Şener, senaryo yazımının yaratıcı süreçlerini katılımcılarla paylaştı.
Şener, senaryonun anlatılmaya değer bir hikâyenin izini sürmekle başladığını belirterek senaryo metninin film yapımında bir kılavuz işlevi gördüğünü, nihai eserin ise perdede izleyiciyle buluşan film olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Fatih Onur’un gerçekleştirdiği “Festival Afiş Konusu: Kadyanda Antik Kenti” başlıklı sunum da programın kültürel mirasa odaklanan etkinlikleri arasında yer aldı.
Yeşilüzümlü ve Kadyanda Antik Kenti gezisiyle birlikte festival, sinema etkinliklerini Fethiye’nin tarihî ve kültürel dokusuyla buluşturdu.
4. Fethiye Uluslararası Film Festivali’nin üçüncü günü, bağımsız sinemanın görünürlük ve finansman sorunlarını tartışmaya açarken farklı kuşaklardan sinemacıların üretim deneyimlerini paylaşmasına da olanak sağladı.

