Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu’ndan Anlamlı Bir Buluşma
Ünlü Türk sanatçı Hülya Avşar, eski eşi Kaya Çilingiroğlu ve kızı Zehra ile birlikte akşam yemeğinde bir araya geldi. Bu özel buluşma, sosyal medyada büyük bir ilgiyle karşılandı. Avşar’ın bu anları paylaştığı sosyal medya gönderisine “aşklarım” notunu düşmesi, takipçilerinin dikkatini çekti. İkili arasındaki geçmişe dayanan ilişkinin, böyle bir ortamda yeniden bir araya gelmesi birçok kişi tarafından merakla karşılandı.
Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu, 1997 yılında evlenmiş ve 1998 yılında kızları Zehra’yı kucaklarına almışlardı. Ancak, çiftin ilişkisi, Çilingiroğlu’nun Feraye Tanyolaç ile olan ilişkisi ortaya çıktıktan sonra 2005 yılında son buldu. Bu durum, medyada geniş yankı bulmuş ve pek çok spekülasyona yol açmıştı.
İhanet ve Vefa Üzerine Düşünceler
Öte yandan, Hülya Avşar, geçtiğimiz yıl NTV‘de yayınlanan Empati programında izleyicilere içten açıklamalarda bulundu. Programda, Ahmet Mümtaz Taylan’ın “İhanet nedir?” sorusuna verdiği yanıtlar, izleyiciler üzerinde derin bir etki bıraktı. Avşar, ihanetin, vefa gibi değerlerin önemli olduğunu vurgulayarak, “Vefa benim kırmızı çizgim, hiç tahammül edemediğim bir şey.” şeklinde konuştu. İhanetin, aldatmaktan daha ağır bir yük taşıdığını belirten sanatçı, “İhanetin bağışlanması dinamiklere bağlı. Benim ilişkimde de buna benzer şeyler yaşadım.” ifadelerini kullandı.
Kaya Çilingiroğlu’nun Çapkınlığı
Hülya Avşar, sözlerine devam ederek, “Eşim, Zehra’nın babası, gezmeyi seviyordu, çapkınlığı da seviyordu. Bunu bilerek kabul etmiştim, asla yargılamıyorum!” dedi. Ancak, bu durumu kabullenmekte zorlandığını da dile getirdi. Bir aileyi devam ettirme isteği ve çocuğu için bir arada kalma arzusu nedeniyle birçok şeyi göz ardı ettiğini belirten Avşar, “Ama tabi bilmek ve duymak istemezdim.” şeklinde hislerini ifade etti.
Avşar, bu konuda şu şekilde devam etti: “Birçok şeyi, çocuğum olduğu için affedebileceğim bir durum olarak gördüm. Benim ailem, annem babam böyle şeyler yaşamadı; biz kalabalık bir aileyiz, aşiretiz. Herkes evine sahiptir, herkes affedicidir. Ancak, çok uzun zamandır böyle bir durumun olduğunu duymak, benim için ihanet gibi geldi. Aldatmaktan çok daha ağır bir yük taşıyor. Ve bunu affedemedim.”
