Modern Dansın ve Dijitalleşmenin Kesişimi: “Deliriyum”
İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından sahneye konulan bu özgün performans, çağımızın hızla değişen dijital ve sosyal medya dinamiklerinin insan bedeni ve ruhu üzerindeki etkilerini derinlemesine irdeleyen bir yapıt olarak öne çıkıyor. MDTistanbul modern dans topluluğunun yaratıcı dokunuşlarıyla şekillenen “Deliriyum”, düşünerek hareket eden, izleyerek ve sesler aracılığıyla kendini ifade eden bireyin, algoritmik yönlendirmeler ve dijital programlar eşliğinde nasıl dönüşüm geçirdiğine dair çarpıcı bir anlatı sunuyor.
İsim olarak tıptaki bilinç karışıklığını ve gerçeklikten kopmayı ifade eden “deliryum” kavramını temel alan bu eser, günümüz dijital çağında benlik kavramının ve gerçeklik algısının nasıl sarsıldığını sorguluyor. Bu sorgulama, sahnedeki görsel ve işitsel unsurların disiplinlerarası birleşimiyle daha da derinleşiyor. Sahnede yer alan dijital ekranlar ve algoritmalarla etkileşime giren 13 dansçı, adeta kendi varoluşlarını arayan ve bu arayışta teknolojinin sınırlarını zorlayan figürler olarak karşımıza çıkıyor.
Sanatçıların ve Teknik Bilgilerin İşbirliğiyle Oluşan Eser
Koreografisini çağdaş dansın özgün ismi Canberk Yıldız‘ın üstlendiği “Deliriyum”un müzik ve ses tasarımı, deneyimli Onur Seçki tarafından hazırlandı. Görsel tasarım, Emir Ünalan’ın estetik anlayışıyla şekillenirken, ışık tasarımı Yasin Gültepe’nin ustalığıyla sahneye hayat veriyor. Ayrıca, eserin kostümleri, Yargıcı markasının döngüsel ve sürdürülebilir tasarım ilkeleri doğrultusunda kolektif bir emekle tasarlandı; böylece hem yenilikçi hem de çevre dostu bir estetik ortaya çıktı.
Dansçıların ve Sahne Düzeninin Detayları
Performansta sahne alan dansçıların isimleri şu şekildedir: Alper Marangoz, Anna Zesakes, Berk Can Ceylan, Bianca Cerioni, Chiara Giorda, Demet Aksular, Evrim Akyay, Kamola Rashidova, Mert Aksu, Miray Bacı, Taner Güngör, Tufan Elitaş, Tuğçe Göncü, Ahmet Servet Şahin, Buse Ercan, Destan Daştan ve Gökçe Aksu. Bu kolektifin her üyesi, dijital çağın getirdiği yeni beden ve kimlik algısı üzerine kurulu bu çağdaş anlatının vazgeçilmez parçalarını oluşturuyor.
“Deliriyum”, yalnızca bir dans gösterisi değil; aynı zamanda teknolojinin ve sanatın iç içe geçtiği, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkinin yeniden şekillendiği bir düşünce ve deneyim alanı olarak dikkat çekiyor. Bu eser, izleyicilere modern çağda benlik ve gerçeklik kavramlarının yeniden sorgulanmasını sağlayan, düşünceyi ve duyguyu aynı anda harekete geçiren özgün bir sanat yolculuğu sunuyor.
