Ünlü Mısırbilimci Howard Carter, 1922 yılında Tutankhamun’un mezarını keşfetmeden üç yıl önce, 1919’da Luksor’daki Krallar Vadisi’nde gizemli bir mumya buldu. “Dokunulmaz” adı verilen bu mumya, aradan geçen yüzyıla rağmen hâlâ kimliği belirlenememiş bir esrar perdesiyle örtülü.
Farklı Bir Mumyalama Tekniği
Bu mumyanın en dikkat çeken yönü, kullanılan sargı bezlerinin bağlanma yöntemi. Şimdiye dek hiçbir mumyada benzeri görülmemiş olan bu teknik, mumyanın yüzünde Mısır piramitlerinin mimarisini andıran simetrik desenler oluşturmuş. Bu detay, söz konusu kişinin antik Mısır toplumunda yüksek bir statüye sahip olduğuna işaret ediyor.
Bilim İnsanları Neden Mumyanın Bezlerini Açmıyor?
Mumyanın iç yüzünü öğrenmenin en doğrudan yolu bezleri açmak olsa da, bu işlem mumyalama tekniğini geri dönülemez şekilde yok edebilir. Bu nedenle uzmanlar, zarar vermeden bilgi toplayabilmek için yalnızca radyolojik görüntüleme tekniklerini kullanıyor.
CT Taramaları ve X-Işınlarıyla Elde Edilen Bilgiler
Yapılan BT (tomografi) ve X-ray taramaları, bu kişinin yaklaşık 167 cm boyunda bir erkek olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, mumyanın Ptolemaios Dönemi’ne, yani M.Ö. 2. ile 3. yüzyıl arasına tarihlendiğini düşünüyor. Bu dönem, mumyalama sanatının zirveye ulaştığı dönem olarak kabul ediliyor.
Yüksek Statünün Simgeleri
Mumyanın göğsündeki boncuklarla işlenmiş tılsımlar, şahinin başını andıran sivri uçlara sahip ve bu da zenginliğin sembolü kabul ediliyor. Ayrıca, mumyanın gövdesini saran örtüde ölü kişinin bir yatakta uzanırken Tanrıçalar İsis ve Nephthys tarafından çevrelendiği sahneler yer alıyor. Horus’un dört oğlu da yanlarında resmedilmiş.
Ayak kısmındaki kaplama ise ölüm tanrısı Anubis’in iki farklı tasvirini içeriyor. Bu simgeler, bu kişinin yalnızca zengin değil, aynı zamanda manevi olarak da toplumda özel bir yeri olduğunu gösteriyor.
“Bashiri” mi, “Neno” mu? Kim Olduğu Hâlâ Bilinmiyor
Mumyanın bulunduğu mezarın içinde el yazısıyla aceleyle yazıldığı anlaşılan bir yazıt yer alıyor. Bu yazıtta “Bashiri” ya da “Neno” ismi geçiyor. Ancak hangi ismin doğru olduğu henüz netleşmedi. Bu nedenle mumya, bilimsel olarak hâlâ isimsiz kabul ediliyor.
Dijital Çağın Işığında Kadim Bir Gizem
Günümüzde ileri görüntüleme teknolojileri sayesinde zarar vermeden bilgi toplayabiliyoruz. Ancak bu mumya, hâlâ geçmişe ait karanlık bir pencereyi aralık bırakıyor. Sİzce bu gizem çözüldüğünde tarih yeniden mi yazılacak? Yoksa bazı sırlar sonsuza dek bilinmez mi kalmalı?
