Antik Mağarada Keşif: Yeni Pars Kedisi Fosili
Doğu Çin’de yer alan antik Hualongdong mağarası, bilim camiasına büyük bir keşif sunarak dikkatleri üzerine çekti. Araştırmacılar, bu mağarada, ev kedisinden bile daha küçük bir pars kedisi türüne ait fosil kalıntılarına ulaştılar. Bu tür, “Prionailurus kurteni” ismiyle tanımlandı ve insan avucuna sığacak kadar minik olduğu belirtildi.
EN KÜÇÜK KEDİGİLLERDEN BİRİ
Çin Bilimler Akademisi’nden bilim insanlarının gerçekleştirdiği araştırma, Annales Zoologici Fennici dergisinde yayımlandı. Araştırma sonuçlarına göre, bu kedinin boyutları, Güney Asya’da yaşam süren paslı benekli kedi (Prionailurus rubiginosus) ve Afrika’nın kara ayaklı kedisi (Felis nigripes) gibi günümüzdeki en küçük kedigillerle karşılaştırıldığında benzerlik gösteriyor. Modern türlerin maksimum baş ve vücut uzunlukları sırasıyla 48 cm ve 52 cm olarak tahmin edilmektedir.
Araştırma ekibi, bu türün Felidae ailesinin şimdiye kadar bilinen en küçük fosil üyesi olduğunu ifade etti. Ayrıca, bu keşif, yaklaşık 300 bin yıl önce başlayan Orta Pleyistosen döneminde kedigillerin geniş bir çeşitliliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor.
İNSAN VE HAYVAN KALINTILARI BİR ARADA
Aynı mağarada gerçekleştirilen önceki kazılarda, 300 bin yıl öncesine tarihlenen Homo sapiens fosilleri de bulunmuştu. Bu kalıntılar, Doğu Asya’daki en eski insan fosilleri arasında yer alıyor. Araştırmacılar, bu mağara sakinlerinin hem ilkel hem de modern insan özellikleri taşıdığına ve Homo sapiens’e evrimleşme sürecinde önemli bir yer tutan homininler olduklarına dikkat çekiyor.
Çalışmanın ortak yazarı Jiangzuo Qigao, kedinin çene kemiğinde kasaplık izlerine rastlanmadığını belirterek, mağara sakinlerinin bu kediyi besin kaynağı olarak kullanıp kullanmadığının belirsizliğini vurguladı.
80’DEN FAZLA TÜRÜN İZLERİ BULUNDU
Son kazılar sonucunda, yaklaşık 20 eski insana ait fosilin yanı sıra, soyu tükenmiş bir panda türü de dahil olmak üzere 80’den fazla omurgalı türünün kalıntıları keşfedilmiştir. Araştırmacılar, bu bulguların antik insanların beslenme alışkanlıkları ve karşılaştıkları tehditlerin daha iyi anlaşılmasına önemli katkılar sağlayacağını belirtmektedir.
South China Morning Post’a konuşan bilim insanları, “Bu bulgular, insanların evrimsel tarihini yeniden yapılandırmamız için kritik öneme sahip,” açıklamasında bulundu.
