Yazma Eserlerin İnanılmaz Yolculuğu: Gün Yüzüne Çıkan Ciltler ile Tarihin Tozlu Sayfalarını Aralıyoruz!

yazma-eserlerin-inanilmaz-yolculugu-gun-yuzune-cikan-ciltler-ile-tarihin-tozlu-sayfalarini-araliyoruz-AUaqONh9.jpg

Yazma Eserlerin Geleceği: Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nda Restore Edilen Hazine Niteliğindeki Kitaplar

Uzun bir geçmişi ardında bırakarak günümüze ulaşmayı başarmış yazma eserler, Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TYEK) Kitap Şifahanesi’nde titiz ve uzman ellerle restore ediliyor. İstanbul Rami Kütüphanesi‘nin ev sahipliği yaptığı bu şifahanede, yazma eserler, nadir matbu kitaplar ve hat levhalar, özenle onarılarak gelecek nesillere aktarılıyor. Şifahanedeki onarım süreçleri, her bir eserin özgün yapısını koruyarak en az müdahaleyle gerçekleştirilmekte; aylar süren çalışmalar sonucunda restore edilen eserler, belgelendirilip kutulanarak uygun depolama alanlarında saklanmakta, sonrasında ise periyodik bakımları ve kontrol süreçleri titizlikle yürütülmektedir.

Kitap Şifahanesi’nde, yeni keşfedilmiş ciltler ile 800 yılın üstünde bir geçmişi geride bırakarak günümüze ulaşan Anadolu Selçuklu Devleti’ne ait eserlerin yeniden hayat bulması için hummalı bir çalışma sürdürülmektedir. Aylar sürecek bu titiz restorasyonun ardından eserler, ait oldukları kütüphanelere geri gönderilecektir.

Esas Koruma Süreci: Eserlerin Dondurulması ve Dezenfekte Edilmesi

ESERLER EKSİ 40 DERECEDE DONDURULARAK BÖCEK ÖNLEMİ ALINIYOR TYEK Kitap Şifahanesi ve Arşiv Dairesi Başkanı Dr. Nil Baydar, AA muhabirine yaptığı açıklamalarda, uzman ekiplerin oluşturduğu 102 kişilik kadro tarafından yürütülen restorasyon süreçlerini detaylandırdı. Restoratörler, yazma eserlerin çeşitli işlemlerden geçirilmesinin ardından, kimya ve mikrobiyoloji uzmanlarınca analiz edilerek eserlerin neden bozulduğunu belirlemek için kağıt, mürekkep ve pigmentlerin incelendiğini ifade etti. Baydar, eserlerin büyük çoğunluğunun kuruma bağlı yazma eser kütüphanelerinden ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı çeşitli müzelerden temin edildiğini, bunun yanı sıra üniversiteler ve diğer kurum ve kuruluşlardan nadiren eserlerin gönderildiğini vurguladı.

Onarım sürecinin başlangıcında, eserlerin acil koruma ihtiyacı olup olmadığı titizlikle değerlendirilmektedir. Eserler, öncelikle zararlılarla mücadele kapsamında eksi 40 derecede dondurularak böceklerin zarar vermesi engellenmektedir. Ardından, mikroorganizma kaynaklı bir sorun varsa, eserler dezenfekte edilmekte ve sonrasında belgeleme aşamasına geçilmektedir. Belgeleme sürecinde, kitabın cildine, metin kısmına ve birleşim tekniklerine dikkat edilmekte, mürekkep ve diğer bileşenlerin incelenmesi gerçekleştirilerek doğru teşhis konulmaktadır. Bu aşamalar sonucunda, tedavi yöntemine karar verilirken eserin istinsah tarihi, temellük kayıtları ve kimyasal içerikleri hakkında bilgi edinmek için uzman görüşlerine başvurulmaktadır.

Restorasyon Sürecinin Detayları

Baydar, metin kısımlarında genellikle karşılaşılan sorunların başında böcek hasarlarının geldiğini belirtirken, mürekkep korozyonu ve sayfalardaki metal iyonları nedeniyle oluşan kırılganlıkların da önemli bir sorun teşkil ettiğini kaydetti. Önceden yapılan onarımlarda meydana gelen bozulmalar da dikkate alınarak, eserlerin onarım süreçleri titizlikle yürütülmektedir. “2024’TE 417 ESER RESTORE EDİLDİ”

Metin kısmı tamamlandıktan sonra, dikiş ve şirazenin yapılmasıyla cildin onarımına geçilmektedir. Baydar, bu süreç hakkında şu bilgileri verdi:

  • Fiziksel olarak bir kitap “cilt” ve “metin kısmı” olarak ayrılabilir; ancak konservasyon sürecinde eserlerin bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir.
  • Birleşim tekniği, sayfanın açılma esnasında bozulmasına ya da sağlam kalmasına sebep olmaktadır, bu nedenle tekniklerin önemi büyüktür.
  • Onarım sürecinin her aşamasında, uzmanlar uygun teknikleri belirleyerek derileri inceltmekte, boyamakta, böcek deliklerini doldurmakta ve temizleme işlemlerini gerçekleştirmektedir.

Yeni yıla girdiğimiz için 2024 yılının istatistikleri de gelmiş durumda. Şifahanedeki standartlara göre, bir restorasyon uzmanı yılda en fazla 5-5,5 eser restore edebilmekte, zira bu iş oldukça zahmetli ve dikkat gerektirmektedir. 2024 yılında burada toplam 417 eser restore edilmiştir.

Baydar, onarılan eserlerin yıllar içinde bozulmaması için öncelikle muhafaza edilecek depoların düzenlendiğini, ortam koşullarının ayarlandığını ve yangın önlemlerinin alındığını belirterek, “Eserlerin uzun yıllar kalacağı mekanların sağlıklı olması en önemli meseledir. Depo koşullarının sürekliliği ve takibi de büyük önem taşımaktadır. Sıcaklık ve bağıl nem değerleri, yangınla mücadele ve malzemenin dayanıklılığı kritik unsurlardır.” ifadelerini kullandı.

Gün Yüzüne Çıkacak Eserler: Cilt Sergisi Hazırlıkları

Baydar, yakın zamanda şifahanenin düzenleyeceği bir koridor sergisi olacağını dile getirerek, “Bu sergi ile oldukça heyecanlıyız. Yakında açılacak olan cilt sergimizde eserlerin yüzde 95’i ilk defa gün yüzüne çıkacak.” dedi. Sergide, kumaş, lake ve elle işlenmiş deri ciltler, Abbasiler dönemi, Memlük Devleti ve Fatih Sultan Mehmet’in kütüphanesindeki nadide eserler ile Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait, tamamı altınla bezenmiş toplam 60 kadar cilt bir araya getirilecektir. Genç restoratörlerimiz bu eserlerin onarımı için özveriyle çalışmaktadır. Sergimizin ocak sonu veya şubat ayı içinde gerçekleştirileceği planlanmaktadır. Ciltlerle ilgili yaklaşık 3 haftalık bir iş süresi daha bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki ciltler, kitapların bir nevi giysisi niteliğindedir; bu bağlamda ciltler özel bir değere sahiptir. Özellikle sultan nüshaları ve devlet adamlarına ait kitapların ciltlenmesi muhteşem bir sanat eseri olarak öne çıkmaktadır.

Baydar, Anadolu Selçuklu Devleti dönemine ait eserlerden 40’ının da Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi’nden restorasyon için gönderildiğini belirterek, “Bu eserler son derece kıymetli. 800 yıldan fazla süre korunarak günümüze ulaşan yazmalarla çalışmaktayız. Ancak bazı eserlerde mürekkep korozyonu, bazılarınca ise orijinal ciltlerin tahrip olduğu gözlemlenmektedir. 800 yıl boyunca kimlerin elinden geçtiği, kimler tarafından okunduğu ve hangi şehirleri gezdiği konusunda kesin bilgiler mevcut değildir. Bu nedenle yaşanan hasarlar, geçmişin bir parçası olarak kabul edilmelidir.” dedi.

Baydar, bu eserlerin yakın zamanda başka bir sergide de yer alacağını müjdeleyerek, restorasyon çalışmalarının titizlikle devam ettiğini vurguladı.

Exit mobile version