Zeki Müren’in Ebediyete İntikalinin Üzerinden 28 Yıl Geçti: Sanat Güneşi’nin Sırrı ve Unutulmaz Mirası!

zeki-murenin-ebediyete-intikalinin-uzerinden-28-yil-gecti-sanat-gunesinin-sirri-ve-unutulmaz-mirasi-5Yhy3JlV.jpg

Sanat Güneşi Zeki Müren: Unutulmaz Bir Efsane

Türk müziğinin en önemli simalarından biri olan “Sanat Güneşi” Zeki Müren, ölümünün 28. yılında anılmakta. Kendine özgü tarzı ve benzersiz sesiyle dönemin müzik sahnesine damga vuran Müren, bugün bile geniş bir hayran kitlesine sahip. Besteci, söz yazarı, yorumcu ve oyuncu olan Zeki Müren, Kuzey Makedonya’nın Üsküp şehrinden Bursa’ya göç eden Kaya ve Hayriye Müren çiftinin tek çocuğu olarak 6 Aralık 1931’de dünyaya geldi.

Zeki Müren, ilk müzik nağmelerini, sesiyle tanınan dedesi Şehadet Camisi müezzini ve hafız Bıçkıcı Mehmet Efendi’den duydu. Üç yaşında şarkı söylemeye başlayan sanatçı, annesinin yardımıyla beş yaşında alfabeyi öğrenerek eğitim hayatına ilk adımlarını attı. İlk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamlayan Müren, yeteneği sayesinde öğretmenleri tarafından erken yaşta fark edildi. İlkokulda bir piyeste çoban rolünü canlandırması, onun sahne hayatına olan tutkusunu gözler önüne serdi.

“Zehretme Hayatı Bana Cananım” Eserini, 18 Yaşında Kaleme Aldı

Müren, çocukluk döneminde evinin bahçesindeki sardunyalı havuzun başında mahalleli için sahne almaya başladığını ifade ederek, şunları dile getirmiştir:

“Ortapazar Caddesi’ne her yaz çadır tiyatroları gelir, boş arsalardan birine kurulurdu. O çadır tiyatrolarına bayılırdım. Babama hep yalvarırdım, ‘Ne olur önden bilet al’ diye. Evdekiler, benim hatırım için iki gecede bir çadır tiyatrosuna taşınırdı. Sahneye önce bir saz heyeti çıkardı, ardından şarkıcılar sırayla sahne alırdı. Oturduğum yerden onlarla birlikte mırıldanır, şarkılar söylerdim. Hele hele çadırın assolisti çıktığı zaman nefesim kesilirdi, heyecandan yerimde duramazdım. Sahne kokusunu ilk defa çadır tiyatrosundaki şarkıcıları izlerken hissettim. O garip bir koku oldu. Şarkıcıların süründüğü esans, yaptıkları makyaj, hatta sahnenin arkasındaki tuvaletten yayılan o rutubetli kokuyu ciğerlerimin derinliklerine kadar teneffüs ederdim. O günlerde koyu bir Müzeyyen Senar hayranıydım. Müzeyyen Hanım’ın evimizde her plağı vardı. Okul dönüşü o plakları dinler, sonra ilk dersleri almaya başladığım Bursalı tambur üstadı İzzet Gerçeker Beyefendi ile Müzeyyen Hanım’ın şarkılarını birlikte geçerdik.”

Ortaokulu Tophane 2. Ortaokulunda okuyan sanatçı, 1946’da yatılı okuduğu İstanbul Boğaziçi Lisesi’ni birincilikle tamamladı. Bu süreçte, “Zehretme hayatı bana cananım, Elemlerle doldu benim her anım, Kederimle yanıp sönse de canım, İnan ki ben sana yine hayranım.” adlı acemkürdi makamındaki ilk eserini 1949’da Bursa’da kaleme aldı. Bu eser, Suzan Güven tarafından TRT Radyosu’nda seslendirildiğinde dikkat çekti.

Boğaziçi Lisesi’nde müzik dersleri veren bestekâr Şerif İçli ve Kadri Şençalar’ın derslerini takip eden Zeki Müren, lise son sınıfındayken Şükrü Tunar’ın “Bir Muhabbet Kuşu” adlı eseriyle ilk plağını doldurdu.

İlk Canlı Radyo Konserini 1951’de Verdi

Edebiyat ve resim sanatına da ilgi duyan Müren, ünlü yönetmen Arşavir Alyanak’ın babası Agopos Efendi ile Udi Krikor’dan dersler alarak müzikal eğitimini sürdürdü. 1950’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) girdi. Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen atölyesinden birincilikle mezun olan Müren, öğrencilik yıllarında başladığı desen çalışmalarını pek çok kez açtığı sergilerle sanatseverlerin beğenisine sundu.

Zeki Müren, üniversiteye girdiği yıl, 186 adayın katıldığı TRT İstanbul Radyosu solistlik sınavını birincilikle kazanmış ve 1 Ocak 1951’de ilk canlı radyo konserini vermiştir. Bu konserde Hakkı Derman, Şerif İçli, Şükrü Tunar, Refik Fersan ve Necdet Gezen gibi saz ekibi sanatçıları ona eşlik etmiştir. Başarılı geçen ilk konserin ardından Müren, canlı olan birçok konser dahil olmak üzere 15 yıl boyunca sahne almıştır. Bu dönemde, popüler kültürün önemli bir unsuru haline gelmiştir.

“Beklenen Şarkı” Filmi Gişe Rekorları Kırdı

Sanatçı, 1954’te “Beklenen Şarkı” müzikal filmiyle sinemaya adım attı. Bu filmde, Türk sinemasının ilk kadın yönetmeni ve yıldızı Cahide Sonku ile başrolü paylaşan Müren, filmde yer alan 10 bestesiyle de dikkat çekti. İzleyicilerin ilgisiyle film, gişe rekorları kırmayı başardı.

Türk sinemasında toplamda 17 filmde başrol oynayan Müren, sektörde en yüksek rakamlı sözleşmelere imza atmış ve 1955’te Arena Tiyatrosu’nun “Çay ve Sempati” adlı oyununda da başrol üstlenmiştir. Müren’in yer aldığı filmler arasında “Berduş”, “Hayat Bazen Tatlıdır”, “Altın Kafes”, “Bir Yaz Yağmuru” gibi, genellikle kendi bestelerinin isimleriyle anılan yapımlar bulunmaktadır.

Dönemin en popüler sesi ve yüzü olan Zeki Müren, ilk sahne konserini 26 Mayıs 1955’te gerçekleştirmiştir. Aynı yıl “Manolyam” şarkısıyla Türkiye’de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü’nü kazanmıştır. 1954’te ilk gazino deneyimini İzmir Fuarı’ndaki Açıkhava Tiyatrosu’nda yaşamış ve ardından Batı Anadolu turnesi gerçekleştirerek konserlerini gazinolarda vermeye başlamıştır.

Royal Albert Hall’da Konser Veren İlk Türk Sanatçı

Zeki Müren, yalnızca ulusal alanda değil, uluslararası boyutta da dikkat çekmeyi başarmıştır. 1976 yılında Londra’daki Royal Albert Hall’da konser vermiş ve burada sahne alan ilk Türk sanatçısı olmuştur. Askerliğini 1957-1958 yıllarında yedek subay olarak Ankara Piyade Okulu, İstanbul Harbiye Temsil Bürosu ve Çankırı’da tamamlamıştır.

Kendine has gösterişli ve ilgi çekici kostümleriyle hayranlarının beğenisini kazanan Müren, “Sanat Güneşi” unvanıyla Türk toplumunun hafızasında yer etmiştir. Maksim Gazinosu sahnelerinde aralıksız 11 yıl boyunca Behiye Aksoy ile dönüşümlü olarak sahne almıştır. Ses sanatçılığının yanı sıra, sahne giysilerine yansıttığı kişisel imajıyla da dikkat çekmiştir. Güzel Sanatlar Akademisi’nde edindiği sanat ve tasarım konusundaki uzman bakış açısıyla oluşturduğu imajını yaşamı boyunca korumuştur.

1965’te İstanbul’da Olgunlaştırma Enstitüsü’nde, Ankara’da Fransız Kültür Derneği’nde, İzmir’de Yumru Galerisi’nde resimleri, serbest çalışmaları ve kumaş desenlerinden oluşan bir sergi açmıştır. Bu sergideki desenlerinden bazıları halı ve kilim olarak dokunmuştur. 1970’li yıllarda bu sergideki çalışmalarının yer aldığı tabloları gazino sahnesinin fonuna astırarak dekor olarak kullanmıştır.

Yaşamı boyunca 600’ü aşkın plak ve kaset dolduran Zeki Müren, 1991’de “Devlet sanatçısı” unvanını kazanmıştır. “Şimdi Uzaklardasın”, “Manolyam”, “Bir Demet Yasemen”, “Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin” ve “Elbet Bir Gün Buluşacağız” gibi pek çok sevilen esere imza atmıştır. Türkçe konuşmaya olan özeniyle de dikkat çekmiştir.

Sanatın Birçok Alanında Başarılı Yapıtlar Verdi

Sanatın çeşitli alanlarında başarılı yapıtlar veren Zeki Müren, zaman içinde yazdığı şiirlerini bir araya getirerek “Bıldırcın Yağmuru” adlı eserini 1965’te kitap ve kaset olarak hayranlarının beğenisine sunmuştur.

Zeki Müren, 1980’de Kuşadası’nda kalp spazmı, ardından 1983’te Paris’te kalp krizi geçirmiştir. Sahnelerden uzaklaşarak Bodrum’a yerleşen sanatçı, son konserini 1984’te, geliri antik tiyatronun restorasyonuna harcanmak üzere Bodrum Kalesi’nde vermiştir. Mal varlığını Türk Eğitim Vakfı ile Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’na bağışlayan usta sanatçı, Ajda Pekkan, Muazzez Abacı ve Muazzez Ersoy ile düetlerin yer alacağı 7 şarkıdan oluşan yeni kasetini tamamlayamadan, TRT’nin İzmir Radyosu Stüdyolarındaki canlı yayında 24 Eylül 1996’da kalp yetmezliği nedeniyle hayata veda etmiştir.

Sanatçının cenazesi, Bursa Emir Sultan Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir.

Birçok Ödülün Sahibi Oldu

Birçok kurum ve kuruluş tarafından yüzlerce ödüle değer görülen Zeki Müren’in Bodrum’daki evi, vefatından sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müzeye dönüştürülmüştür. Zeki Müren’in vefatının ardından oluşturulan Türk Eğitim Vakfı (TEV) Zeki Müren Fonu aracılığıyla birçok öğrenciye burs sağlanmaktadır. TEV ve TSK Mehmetçik Vakfı tarafından 2002’de Bursa’da sanat üzerine eğitimler verilen Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi yaptırılmıştır.

Sanatçının albümlerinden bazıları şunlardır:

  • Senede Bir Gün (1970)
  • Pırlanta 1 (1973)
  • Pırlanta 2 (1973)
  • Pırlanta 3 (1973)
  • Pırlanta 4 (1973)
  • Hatıra (1973)
  • Anılarım (1974)
  • Mücevher (1975)
  • Güneşin Oğlu (1976)
  • Nazar Boncuğu (1977)
  • Zirvedeki (1977)
  • Sükse (1978)
  • Kahır Mektubu (1981)
  • Eskimeyen Dost (1982)
  • Hayat Öpücüğü (1984)
  • Masal (1985)
  • Helal Olsun (1986)
  • Aşk Kurbanı (1987)
  • Gözlerin Doğuyor Gecelerime (1988)
  • Ayrılık İşte (1989)
  • Karanlıklar Güneşi (1989)
  • Şarkılar (1989)
  • Dilek Çeşmesi (1989)
  • Bir Tatlı Tebessüm (1990)
  • Doruktaki Nağmeler (1991)
  • Sorma (1992)
Exit mobile version