EY ve Goldman Sachs’tan Şirket Bölünmelerine Stratejik Yol Haritası

ey-ve-goldman-sachstan-sirket-bolunmelerine-stratejik-yol-haritasi-qpb2SQ3h.jpg

EY-Parthenon (EYP) ve Goldman Sachs’ın ortak çalışması, küresel şirket bölünmelerine dair dikkat çekici bir rapor ortaya koydu. Araştırma, son on yılda hızla artan kurumsal ayrılmaların yalnızca yeniden yapılandırma değil, aynı zamanda stratejik değer yaratma aracı olarak da öne çıktığını gösteriyor.

Rapora göre 2012-2017 yılları arasında açıklanan bölünmelerin üçte biri 5 milyar doların üzerinde bir değere sahipken, 2018-2022 döneminde bu oran neredeyse yarıya ulaştı. Sanayi ve sağlık sektörlerinde yaşanan hareketlilik, kurumsal portföylerini yeniden şekillendirmek isteyen şirketlerin öne çıktığını ortaya koyuyor.

Yatırımcılar için uzun vadeli değer yaratıyor

EY-Parthenon ve Goldman Sachs’ın incelediği 160’tan fazla küresel işlem, bölünme sonrası iki yıl içinde sektör endekslerine kıyasla ortalama yüzde 6 ek getiri sağlandığını ortaya koydu. Bu durum, doğru stratejiyle yapılan ayrışmaların yalnızca maliyet tasarrufu değil, yatırımcı değeri açısından da ciddi avantajlar sunduğunu gösteriyor.

Araştırmada özellikle RemainCo (ana şirket) ve NewCo (yeni oluşan şirket) stratejilerine dikkat çekildi. Ana şirketlerin yalnızca maliyetleri kısmakla kalmayıp yeni bir büyüme vizyonu geliştirmeleri gerektiği vurgulanırken, ayrılan birimlerin de erken aşamada bağımsız yönetim ve iletişim stratejileri oluşturmasının kritik olduğu belirtildi.

Şeffaf iletişim ve doğru zamanlama öne çıkıyor

Rapor, bölünme süreçlerinin genellikle dokuz aydan uzun sürdüğünü ve maliyetli olabileceğini hatırlatarak şeffaf ve düzenli iletişimin hem iç paydaşların hem de yatırımcıların güvenini artırdığına dikkat çekiyor. Ayrıca erken aşamada yapılan stratejik konumlandırma, yeni şirketlerin pazarda daha hızlı rekabet avantajı elde etmesini sağlıyor.

EY-Parthenon Türkiye Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar, “Kurumsal bölünmeler artık sadece yeniden yapılandırma değil, şirketlerin stratejik çevikliğini artıran ve hissedar değeri yaratan güçlü bir kaldıraç haline geldi. Doğru yönetildiğinde karmaşık piyasa koşullarında bile net bir değer artışı sağlanabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Exit mobile version