Çocuklarda bazı göz hastalıkları uzun süre fark edilmeden ilerleyebiliyor. Bunlardan biri olan keratokonus, erken teşhis edilmediğinde ciddi görme kayıplarına yol açabiliyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, özellikle sık gözlük numarası değişimi ve tek gözde belirgin görme azalmasının ebeveynler için önemli uyarı işaretleri olduğunu belirtiyor.
Doç. Dr. Ocak, “Işıkların dağınık görülmesi, gözleri sürekli ovalama alışkanlığı ve gözlükle dahi net görememe, çocuklarda keratokonusun erken belirtileri arasında yer alır. Bu bulgular çoğu zaman hafife alınıyor ancak erken dönemde fark edilmesi büyük önem taşıyor” diyerek aileleri dikkatli olmaya çağırıyor.
7 yaşından itibaren başlayabiliyor, yıllarca fark edilmeyebiliyor
Keratokonusun çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabildiğini, ancak çoğu vakada 20’li yaşlara kadar tanı almadığını vurgulayan Doç. Dr. Ocak, hastalığın 40’lı yaşlara kadar ilerleyebildiğine dikkat çekiyor.
“Sürekli alerji veya kaşıntı hissi, ilerleyici miyopi ya da astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve kamaşma şikâyetleri keratokonusun en belirgin belirtileridir. Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeden göz hekimine başvurulmalıdır” diyor.
Aile öyküsü riski artırıyor
Keratokonusun, gözün saydam tabakası olan korneanın incelmesi ve sivrileşmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Ocak, genetik yatkınlığın önemli bir risk faktörü olduğunun altını çiziyor:
“Ebeveynlerinde keratokonus bulunan çocuklarda, hastalığın görülme riski yaklaşık %7 civarındadır. Kornea yüzeyi düzensiz hâle geldiği için çocuklar çoğu zaman gözlükle bile net göremez. Tanıda kornea kalınlığında azalma, düzensiz astigmatizma ve keratometrik değerlerde artış saptanır. Kesin tanı ise kornea topografisi ile konur ve bu sayede hastalığın evresi netleştirilir.”
Akademik başarıyla doğrudan ilişkili
Okul çağında görmenin akademik başarı üzerindeki etkisine de değinen Doç. Dr. Ocak, öğrenmenin yaklaşık %80’inin görsel yollarla gerçekleştiğini hatırlatıyor.
“Kitaplarda yazıların küçülmesi ve okuma süresinin artması, gözler üzerindeki yükü artırır. Özellikle gözlük kullanan çocuklarda numara değişimlerinin düzenli takip edilmesi gerekir. Yanlış veya yetersiz gözlük, göz yorgunluğu ve dikkat dağınıklığına yol açabilir” diyor.
Okul çağında sık görülen başlıca göz sorunları ise şöyle sıralanıyor:
-
Keratokonus: Çocuklarda daha hızlı ilerleyebilir
-
Göz tembelliği (ambliyopi): Geç kalındığında kalıcı görme kaybı riski taşır
-
Kırma kusurları: Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma
-
Gizli şaşılık: Odaklanma güçlüğü ve baş ağrısına neden olabilir
Ebeveynler hangi belirtilerde doktora başvurmalı?
Doç. Dr. Osman Bulut Ocak’a göre aşağıdaki davranışlar göz ardı edilmemeli:
-
Televizyonu çok yakından izleme, kitabı göze yaklaştırma
-
Tahtayı görebilmek için gözleri kısma
-
Okurken satır atlama veya okuduğunu anlamada zorlanma
-
Sık göz ovuşturma, kaşıntı, sulanma ve kızarıklık
-
Işığa hassasiyet ve odaklanırken baş ağrısı
-
Sürekli ilerleyen miyopi ve astigmat
-
Gözlükten memnun olmama veya gözlüğe rağmen net görememe
CCL tedavisiyle hastalığın ilerlemesi durdurulabiliyor
Keratokonus tedavisinde korneal çapraz bağlama (CCL – Corneal Cross Linking) yönteminin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Ocak, tedaviye uygunluk için kornea kalınlığının en az 400 mikron olması gerektiğini ifade ediyor.
“Kornea topografisi ve kalınlık ölçümleriyle hastanın CCL için uygunluğunu değerlendiriyoruz. Tedavide en kritik unsur, erken teşhis. Geç kalınan vakalarda kornea nakline kadar giden ciddi sonuçlarla karşılaşılabiliyor. Bu nedenle erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasında hayati önem taşıyor” diyor.
