Dünya Sıtma Günü ve Küresel Mücadelenin Güncel Verileri

dunya-sitma-gunu-ve-kuresel-mucadelenin-guncel-verileri-zw7KNGax.jpg

Anofel sivrisineklerinin ısırıklarıyla bulaşan ve dünya genelinde ciddi bir sağlık tehdidi oluşturan sıtma, Dünya Sağlık Örgütü tarafından tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalık olarak tanımlanır.

Sıtma, çoğu zaman yüksek ateş, titreme, baş ağrısı ve yorgunlukla kendini gösterir. Ayrıca gözlerde ve deride sararma, nöbetler veya nefes darlığı gibi belirtiler de görülebilir. Bu hastalığın bilinçlendirilmesi ve farkındalığın artırılması amacıyla her yıl 25 Nisan Dünya Sıtma Günü olarak kutlanır ve bu yılki tema “Sıtmayı Ortadan Kaldırmak İçin: Şimdi Yapabiliriz ve Şimdi Harekete Geçmeliyiz” olarak belirlendi.

DSÖ’nün verileri, 2024 yılında dünyada toplam 282 milyon sıtma vakasının tespit edildiğini ve 610 bin kişinin bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini ortaya koyuyor. Afrika kıtası, enfeksiyonların yaklaşık %94’ünün görüldüğü ve 265 milyon vaka kaydedildiği bölge olarak öne çıkıyor; burada 579 bin kişi hayatını kaybetti. En savunmasız grup olan 5 yaş altı çocuklar ölümlerin üçte ikisinden fazlasını oluşturuyor.

Sıtmanın yüksek seyrettiği bölgelerde vakaların neredeyse yarısının Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Uganda, Etiyopya ve Mozambik’te görüldüğü belirtiliyor. Avrupa’da ise 2015 yılından beri yeni bir vaka kaydedilmediği ifade ediliyor. Korunmada artık cibinliklerin ilaçlı olarak kullanılması, hastalık şüphesi durumunda sağlık kuruluşlarına başvurulması ve aşılama yoluyla önlemenin temel öneriler olduğu vurgulanıyor.

Sıtma ile mücadelede küresel finansman, aşı çalışmaları ve diferansiyel programlar eşzamanlı olarak ilerliyor. GAVI, Küresel Fon ve Unitaid’in desteğiyle yürütülen aşı programları, riskli bölgelerde koruma sağlamayı amaçlıyor. 2023 sonu itibarıyla DSÖ’nün öncülüğünde başlatılan RTS,S/AS01 aşısının yanı sıra R21/Matrix-M aşısı da pilot aşamada uygulanmaya devam ediyor ve çocuklar için ek koruma hedefleniyor.

Türkiye özelinde ise yerli sıtma enfeksiyonunun son bulduğu ve 2010’dan bu yana yalnızca yurt dışı kaynaklı vakaların bildirildiği belirtiliyor. Bu durum, ülkenin enfeksiyon kontrolüne yönelik başarılarının bir göstergesi olarak kayda geçmiştir.

Exit mobile version