Sivas’ta gerçekleştirilen hastane merkezli bilimsel bir araştırma, kadınların üreme geçmişi ile meme kanseri riski arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Çalışmanın sonuçlarına göre, 30 yaşından önce gerçekleşen ilk tam süreli gebelik ile ikiden fazla doğum yapmış olmak, meme kanseri riskini azaltan önemli koruyucu faktörler arasında yer aldı.
555 Kadın Üzerinde Vaka-Kontrol Araştırması
Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma Hastanesi Onkoloji Bölümü bünyesinde yürütülen çalışmada, histolojik olarak meme kanseri tanısı doğrulanmış 172 kadın ile daha önce meme kanseri tanısı almamış 383 sağlıklı kadın karşılaştırıldı. Araştırmada katılımcıların adet ve üreme geçmişine ilişkin bilgiler yüz yüze anket yöntemiyle toplandı.
İlk Gebelik Yaşı ve Doğum Sayısı Öne Çıktı
İstatistiksel analizler, ilk tam süreli gebeliğin 30 yaşından önce gerçekleşmesinin ve ikiden fazla doğum yapmanın meme kanseri riskini anlamlı düzeyde azalttığını gösterdi. Araştırmada ayrıca iki veya daha az doğum yapan kadınlarda riskin daha yüksek olma eğiliminde olduğu, ilk doğumunu 30 yaşından sonraya erteleyen kadınlarda ise meme kanseri görülme oranının arttığı gözlemlendi.
Uluslararası Bulgularla Uyumlu Sonuçlar
Araştırmada yer verilen uluslararası çalışmalarda da benzer sonuçlara dikkat çekildi. Buna göre, 24 yaşından önce çocuk sahibi olan kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riskinin belirgin şekilde azaldığı, ek gebeliklerin ise bu koruyucu etkiyi artırdığı ifade edildi. Japonya’da yapılan bir araştırmada ise dört veya daha fazla doğum yapan kadınların meme kanseri riskinin, tek doğum yapanlara göre yüzde 69 daha düşük olduğu aktarıldı.
Koruyucu Etkinin Biyolojik Temeli
Araştırmada, gebeliğin koruyucu etkisinin meme dokusunda meydana gelen yapısal ve hormonal değişimlerle ilişkili olduğu belirtildi. Gebelik sürecinde meme bezlerinin daha olgun ve farklılaşmış bir yapıya ulaştığı, bu durumun kansere neden olabilecek hücresel değişimlere karşı direnci artırdığı ifade edildi.
Ayrıca çok doğum yapan kadınlarda prolaktin düzeylerinin daha düşük olduğu, östradiol hormonundaki değişimlerin de bu koruyucu mekanizmaya katkı sağlayabileceği değerlendirildi.
Yaşam Tarzındaki Değişimler Dikkat Çekiyor
Araştırmada, Türkiye’de eğitim düzeyinin yükselmesi ve sosyal değişimlerle birlikte evlilik ve ilk gebelik yaşının yükseldiği, doğurganlık oranlarının ve emzirme sürelerinin ise azaldığına dikkat çekildi. Bu değişimlerin meme kanseri açısından risk faktörlerinin değerlendirilmesini daha önemli hale getirdiği belirtildi.
