Türkiye’nin Karadeniz’deki enerji bağımsızlığı yolculuğu, dev bir adımla daha ileriye taşınıyor. Enerji filosuna katılacak ikinci yüzer üretim platformu (FPU), ülkenin doğal gaz üretimini katlamayı hedefliyor. 2027 sonunda Türkiye’ye ulaşması beklenen platform, 2028’in ortasında faaliyete geçtiğinde, Karadeniz’deki günlük gaz üretimini bugüne kıyasla tam dört katına çıkararak 40 milyon metreküpe yükseltecek.
İkinci FPU İle Üretim Kapasitesi Artıyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yaptığı açıklamada yeni platformun Karadeniz’deki üretime güç katacağını ve ülkeyi “faz-3 aşamasına” taşıyacağını belirtti. Günlük 25 milyon metreküp üretim kapasitesine sahip olacak bu platformla birlikte, Sakarya Gaz Sahası’ndaki toplam 27 derin deniz kuyusundan 20 milyon metreküp doğal gaz üretilmesi planlanıyor.
Çinli bir firma ile anlaşılan ve inşası devam eden bu devasa platformun uzunluğu 273 metre, genişliği 54 metre olacak. Karadan yaklaşık 180 kilometre açıkta, 2 bin 200 metre su derinliğinde deniz zeminine sabitlenecek olan platform, üzerinde 150 personel için yaşam alanları da barındıracak. Ham doğal gazı işleyip, deniz altı boru hattıyla karaya ulaştıracak olan bu yeni FPU, Türkiye’nin toplam gemi sayısını da 10’a çıkararak derin denizlerdeki varlığını pekiştirecek.
İlk FPU Osman Gazi 2026’da Göreve Başlıyor
Türkiye’nin ilk yüzer doğal gaz üretim platformu olan Osman Gazi de yeni bir göreve hazırlanıyor. Yenileme çalışmalarının ardından, 2026’nın ortasında faaliyete geçmesi planlanan bu platformla, Karadeniz’deki mevcut doğal gaz üretimi iki katına çıkarak 20 milyon metreküpe yükselecek. Böylece Türkiye’deki yaklaşık 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı, Karadeniz’den karşılanmış olacak.
Türkiye’nin denizlerdeki enerji keşif yolculuğu 2012 yılında ilk sismik araştırma gemisi Barbaros Hayreddin Paşa ile başlamıştı. Onu takiben MTA Oruç Reis ile milli envanter güçlendirildi. 2017’de envantere giren ilk milli sondaj gemisi Fatih, 2020’de Türkiye tarihinin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdi. Fatih’in ardından Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han gibi sondaj gemilerinin de katılımıyla Türkiye, denizlerdeki enerji arama faaliyetlerinde iddialı bir konuma geldi. Sizce bu yatırımlar, Türkiye’yi enerji konusunda tamamen dışa bağımsız bir ülke haline getirebilir mi?
