ABD Başkanı Donald Trump’ın giderek daha belirgin hale gelen korumacı ekonomik yaklaşımı, başta otomotiv olmak üzere birçok küresel sektörde derin etkiler yaratıyor. Globalleşmeden yerelleşmeye doğru yaşanan bu yönelim, Türkiye gibi üretim kapasitesi yüksek ülkeler açısından yeni fırsatlar doğururken, ticaret dengelerinde dalgalanma ve dış pazarlara erişim zorlukları gibi riskleri de beraberinde getiriyor.
Otomotiv sektörü endişeli
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği Genel Müdürü Sigrid de Vries, ABD’nin uygulamaya koymayı planladığı yeni otomobil tarifelerinin yalnızca küresel otomobil üreticilerini değil, aynı zamanda ABD’deki otomotiv üretimini de olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. De Vries, Trump yönetiminin sektöre yönelik ek tarifeleri karşısında endişelerinin arttığını ifade etti.
Yedek parça ihracatçısı Türkiye etkilenebilir
Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özçete, Trump’ın otomotiv politikalarının küresel tedarik zinciri üzerinde zincirleme etkiler yaratabileceğini belirtti. Özçete, özellikle Avrupa ülkelerine yapılan otomobil ihracatındaki düşüşün, bu ülkelerle entegre çalışan Türkiye gibi tedarikçi ülkelere doğrudan yansıyacağını söyledi.
Türkiye’nin ABD’ye yönelik otomotiv yedek parça ihracatı 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 20,34 artışla 1 milyar 37 milyon dolar seviyesine ulaşmıştı. Ancak bu yükselişin, ABD’nin korumacı yaklaşımı nedeniyle yavaşlama riski taşıdığı belirtiliyor.
Tedarik zinciri kırılgan hale geliyor
Küresel otomotiv tedarik zincirleri, ülkeler arası serbest ticaretin sınırlanması ve ithalat tarifelerinin yükseltilmesi gibi kararlarla daha kırılgan bir yapıya bürünüyor. Bu durum, yedek parça üreticilerinin yanı sıra montaj hatlarında üretim yapan fabrikaları da doğrudan etkiliyor. Hem ihracat hacminde düşüş hem de maliyet artışı, sektör genelinde daralmaya yol açabilir.
Türkiye üretim kabiliyetiyle öne çıkabilir
Koruma önlemleri kısa vadede riskler barındırsa da Türkiye gibi esnek üretim kabiliyetine sahip ülkeler, değişen pazar dinamiklerine uyum sağlayarak yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak bunun için ticaret diplomasisinin güçlendirilmesi ve alternatif pazarlara yönelim büyük önem taşıyor.
