Almanya’nın Borçlanma Kurallarında Değişim İhtiyacı
Muhafazakar politikacılar ve mali açıdan şahin ekonomistler tarafından uzun süredir savunulan Almanya’nın katı borçlanma kuralları, giderek artan sayıdaki eleştirmenin revizyondan geçmesi gerektiği görüşünü desteklemesiyle gündeme gelmiştir. 2009 yılından bu yana, Almanya’nın bütçe açığını kontrol altında tutmaya yardımcı olan bu çerçevenin esnetilmesi ihtiyacı, ülke Şubat ayındaki yaklaşan seçimler öncesinde daha fazla tartışma konusu haline gelmiştir.
Kamuoyu yoklamalarında önde giden Hristiyan Demokrat şansölye adayı Friedrich Merz, altyapı, enerji ve savunma gibi stratejik alanlarda gerekli büyük yatırımların finansmanına yardımcı olmak için daha fazla esnekliğe ihtiyaç duyulduğunu kabul etmiştir. Merz, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalarda, hükümete ek hareket alanı sağlamak amacıyla borç freni olarak bilinen mekanizmanın değiştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu durum, partisinin ülkenin temel yasasında yer alan ve daha önceki muhafazakar bir hükümet tarafından getirilen net yeni borçlanma sınırının dokunulmaz olduğu yönündeki uzun süredir devam eden tutumundan önemli bir sapmayı ifade etmektedir.
Merz’in CDU/CSU bloğunun seçimi kazanması durumunda, Bundestag’da çoğunluğu elde etmek için en az bir başka partiyle koalisyon kurması gerekeceğini bilmesi, bu konudaki açıklamalarını daha da anlamlı kılmaktadır. Muhtemel ittifak ortakları olan Sosyal Demokratlar ve Yeşiller, artan borçlanmanın savunucuları olarak öne çıkarken, Özgür Demokratlarla yaşanan anlaşmazlık, Şansölye Olaf Scholz‘un iktidar koalisyonunun bu ay dağılmasına neden olmuştur.
Borç Freninin Gevşetilmesi Zorunlu Görülüyor
Berenberg Başekonomisti Holger Schmieding, “Borç freninin mevcut haliyle bir sonraki koalisyon müzakerelerinde hayatta kalma olasılığı çok düşük. Mevcut koalisyondaki deneyimlerinden sonra, Sosyal Demokratlar veya Yeşiller, borç frenini reform etmeden başka bir koalisyona girmek için akıllarını kaçırmış olmalılar ve CDU bunu biliyor” şeklinde bir değerlendirmede bulunmuştur.
Borç freni, yapısal bütçe açıklarını gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 0,35’i ile sınırlamaktadır. Ulusal acil durumlar veya durgunluklar sırasında istisnalara izin verse de, ülkenin muazzam yatırım ihtiyaçları göz önüne alındığında bu durum giderek daha uygunsuz hale gelmektedir. Berlin merkezli bir düşünce kuruluşu olan Dezernat Zukunft‘un tahminlerine göre, Almanya’nın altyapısını güncellemek, savunmasını güçlendirmek ve büyüme potansiyelini artırmak için 2025 ile 2030 yılları arasında yaklaşık 800 milyar euro (844 milyar dolar) ek harcamaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu yatırımların neredeyse yarısı, açık vermelerine izin verilmeyen bölgesel ve belediye yönetimlerinin sorumluluğundadır. Bu bağlamda, Almanya’nın ekonomik geleceği açısından borçlanma kurallarının esnetilmesi, sadece hükümet politikaları açısından değil, aynı zamanda ülkenin genel refahı için de kritik bir önem taşımaktadır.

















