1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Türkiye’de Dezenflasyon: Yumuşak İnişle Ekonomik Dönüşüm Başlıyor!

Türkiye’de Dezenflasyon: Yumuşak İnişle Ekonomik Dönüşüm Başlıyor!

Türkiye'de dezenflasyon süreci, ekonomik dönüşümün habercisi. Yumuşak inişle sağlanan istikrar, yatırım fırsatları ve büyüme stratejileriyle ülke ekonomisi yeni bir döneme adım atıyor. Detaylar için makalemizi okuyun!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye Ekonomisi ve Merkez Bankası’nın Faiz Kararları

Türkiye ekonomisi, ortodoks politikaların benimsendiği ve enflasyonla mücadele için sıkı para politikalarının uygulandığı bir yılı geride bıraktı. Şimdi ise gözler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yılın son günlerinde alacağı faiz kararlarına ve 2025’e yönelik vereceği mesajlara çevrildi. Uluslararası yatırım bankaları ve varlık yönetim şirketlerinin ekonomistleri, TCMB’nin bu ayki faiz kararı, enflasyon ve büyüme öngörüleri ile Türkiye ekonomisi için 2025’e dair beklentilerini AA muhabirine aktardı.

Bank of Amerika (BofA) Merrill Lynch Türkiye Ekonomisti Zümrüt İmamoğlu, son aylarda gıda fiyatlarındaki artışın etkisiyle daha önce yüzde 42 olarak öngördükleri yıl sonu enflasyon tahminlerini, yüzde 44-45 seviyesine revize ettiklerini belirtti. Ancak bu revizenin büyük bir değişiklik olmadığını ifade eden İmamoğlu, “Enflasyondaki gidişatın Türkiye için normal bir seyir olduğunu düşünüyorum çünkü yumuşak bir iniş hedeflendi. Enflasyonla mücadele programı yalnızca para politikasından ibaret değil; maliye ve gelirler açısından da bir bütünlük taşıyor.” dedi.

İmamoğlu, enflasyonla mücadelede yavaş yavaş ve ekonomiyi bir şoka sokmadan bir sıkılaştırma döngüsü izlediklerini vurgulayarak, “Büyüme rakamlarına baktığımızda, teknik olarak resesyon olarak nitelendirilse de aslında yatay bir seyir izliyoruz. Ciddi bir krize veya resesyona giren bir ekonomi ile karşılaşmıyoruz.” dedi.

İmamoğlu, bu politika bileşimi çerçevesinde, Merkez Bankası’nın öngörülerinden biraz daha yavaş bir dezenflasyon sürecinin yaşandığını belirtti. Bu durumun hayal kırıklığı yaratmayacağını vurgulayan İmamoğlu, “Burada önemli olan dezenflasyonun yönüdür. Dezenflasyon süreci, yumuşak iniş senaryosuyla tutarlı bir şekilde ilerliyor.” ifadelerini kullandı.

İlk Faiz İndirim Beklentisi

İmamoğlu, bu kapsamda ilk faiz indirimini bu ay 250 baz puan olarak beklediklerini, ancak bu seviyenin altında olabileceğini dile getirdi. TCMB’nin faiz indirimine temkinli bir adımla başlayacağını öngören İmamoğlu, “Her ay indirim yapmak zorunda değiller. Bu adımlar, verilere bağlı ve verilerde sürprizler olabilir. Merkez Bankası, bu verilere tepki vererek son derece dikkatli ilerleyecektir.” dedi.

Türkiye için 2025 sonu enflasyon öngörülerinin yüzde 25 olduğunu ve büyüme beklentilerinin yüzde 2,5 seviyesinde olduğunu belirten İmamoğlu, “Yatırımcılar, enflasyonun yüzde 20’nin altına doğru geldiğine güvendiğinde yatırımlar başlayacaktır. Bu seviyeye inen enflasyon, yatırım ortamını iyileştirecektir.” dedi.

Temkinli Yaklaşım ve Gevşeme Döngüsü

Deutsche Bank Türkiye Ekonomisti Yiğit Onay da TCMB’den bu ay sonunda 250 baz puanlık faiz indirimi beklediğini, ancak kasım ayındaki enflasyon verileri ve asgari ücret artışının seviyesine bağlı olarak TCMB’nin “temkinli” kalabileceğini ifade etti. Onay, “Merkez Bankası bu ay daha küçük bir miktarla gevşemeye gidebilir veya asgari ücretle ilgili sürecin netleşmesini beklemek için toplantıyı pas geçebilir.” dedi.

Onay, TCMB’nin geçen yıldan beri önemli ölçüde kredibilite kazandığını ve yerli yatırımcılar arasında Türk lirasına yönelik algının değişmesini teşvik ettiğini belirtti. Ayrıca, TCMB’nin politika duruşundaki sıkılık derecesini enflasyon gelişmeleri ve yerel yatırımcıların portföy tercihlerini izleyerek değerlendireceğini dile getirdi.

“Kilit nokta, gevşeme döngüsünün otomatik pilot modunda olmayacağı ve TCMB’nin parasal koşulları, ekonomide yeniden dolarizasyonu önleyecek kadar sıkı tutmak için verilere bağlı bir yaklaşım benimseyeceği.” tespitinde bulunan Onay, 2025 ortasında politika faizini yüzde 37,5 ve yıl sonunda yüzde 30 seviyesinde, enflasyonu ise yüzde 25-26 olarak öngördüklerini belirtti.

Maliye Politikası ve Yapısal Reformların Önemi

Onay, “Yumuşak iniş senaryosu altında enflasyonda sürdürülebilir bir düşüş öngörüyoruz. Türk lirasının reel bazda değer kazanması ve maliyet baskılarının hafiflemesi gibi emareler, enflasyondaki düşüşün devam edeceğine işaret ediyor.” dedi. Ayrıca, 2025’te enflasyon ve büyüme arasındaki dengelerin daha belirgin hale gelebileceğini, olası faiz indirimlerine rağmen para politikası duruşunun sıkı olacağından ekonomik aktivite ve istihdamın ek baskılarla karşılaşabileceğini vurguladı.

Türk lirasının reel olarak değer kazanması, avro/dolar kurundaki hareketler ve Avrupa’daki ekonomik büyümenin karşı karşıya olduğu risklerin bu dengeleri zorlaştırabileceğini ifade eden Onay, fiyat istikrarına öncelik verilmesinin son derece önemli olduğunu belirtti. “Maliye politikası ve yapısal reformların desteği, önümüzdeki yıl beklentilerin daha etkin bir şekilde yönetilmesinde kritik rol oynayacaktır.” şeklinde konuştu.

Onay, Türkiye’nin ekonomi politikalarında bir değişiklik beklemediklerini belirterek, “Türkiye ekonomisi için sert iniş olasılığının düşük olduğunu düşünüyoruz. Daha ciddi bir ekonomik yavaşlamanın ortaya çıkması halinde, yetkililerin pasif kalmasını beklemiyoruz ve muhtemelen ekonominin kilit sektörlerine yardımcı olmak için hedefli destek politikaları uygulayacaklardır.” dedi.

Faiz İndirim Süreci

ABD merkezli varlık yönetim şirketi Neuberger Berman Gelişen Ülkeler Direktörü Kaan Nazlı, Türkiye’de yıl sonu enflasyonun Merkez Bankası beklentisi olan yüzde 44’ün üzerinde gerçekleşebileceğini belirtti. Önümüzdeki aylarda dezenflasyon sürecinin hızlanacağını öngördüklerini ifade eden Nazlı, “İç talep koşullarının zayıflığı ve petrol fiyatlarının düşük seyretmesi bu konuda Merkez Bankasına yardımcı olacaktır.” dedi.

Politika faizi tarafında, Merkez Bankasının bu ay sonunda 150-250 baz puan arasında bir indirime gidebileceğini öngördüklerini söyleyen Nazlı, “Kararı belirleyen etkenler, Merkez Bankasının ayın ilk üç haftasında gözlemlediği enflasyon gelişmeleri ve asgari ücret görüşmelerinin gidişatı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Nazlı, Brent petrol fiyatlarının yıl içinde varil başına ortalama 70 dolar seviyesinde seyretmesine bağlı olarak, 2025 yıl sonu enflasyonun yüzde 30, politika faizinin ise yüzde 35 seviyesinde olabileceğini öngördüklerini belirtti. Ancak petrol ve doğalgaz fiyatlarında jeopolitik risklerden kaynaklanan bir artışın olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekti.

Yatırımcıların Sektör Tercihleri

Nazlı, Türkiye’de bu yıl tahvil piyasasına 16 milyar doları doğrudan alım olmak üzere toplam 23 milyar dolar sermaye girişi olduğunu belirtti. Bu sermayenin genelde kısa vadeli yatırım araçlarına girdiğini düşündüklerini söyleyen Nazlı, “Enflasyondaki düşüş kalıcılık kazanıp faiz indirimleri devam ettikçe, yatırımların daha uzun vadeli araçlara yönelmesini bekleyebiliriz.” dedi.

Nazlı, makroekonomik durumdaki iyileşmenin şirketlerin TL cinsinden tahvil ihracını kolaylaştıracağını ifade etti. Ayrıca, “Öte yandan hisse senetlerinden bu yıl 2-3 milyar dolar çıkış olduğunu gözlemliyoruz. Bunun arkasında küresel riskler ve kurla ilgili tedirginlik yatıyor.” dedi.

Londra’da son dönemde gerçekleşen yatırımcı buluşmalarına hisse senedi yatırımcılarının da katıldığını ve bankacılık ile otomotiv sektörlerine ilginin arttığını gözlemlediklerini belirten Nazlı, makroekonomik durumun iyileşmesi ve kur risklerinin azalmasının uzun vadeli sermaye girişlerinin önünü açabileceğini ifade etti.

0
be_enmi_
Beğenmiş
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Türkiye’de Dezenflasyon: Yumuşak İnişle Ekonomik Dönüşüm Başlıyor!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Patronlar Kulübü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!