ABD, Suriye’de yeni kurulan kabineye ilişkin değerlendirmesinde, rejimin yıllardır süregelen baskıcı yönetimine dikkat çekerek, gerçek bir dönüşümün ancak somut adımlarla mümkün olabileceğini vurguladı. Washington, Şam’da kurulan yeni hükümeti olumlu bir adım olarak görmek istediğini belirtti, ancak yaptırımların kaldırılması için birtakım net şartların yerine getirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Bruce: Suriye geçiş hükümetini tanıyoruz ama beklentilerimiz var
ABD Dışişleri yetkilisi Bruce, yaptığı açıklamada “Suriye’de geçici bir hükümetin kurulduğuna dair bilgiler elimizde. Ancak rejimin geçmiş uygulamaları nedeniyle temkinliyiz. Suriye halkı yıllardır despot bir rejim altında ezildi. Yeni kabinenin temsilci, kapsayıcı ve halkın beklentilerini karşılayacak nitelikte olması gerekir” ifadelerini kullandı.
ABD, yaptırımları kaldırmak için yalnızca isim değişikliğinin yeterli olmayacağını, reformların içerik ve eylem temelli olması gerektiğini belirtiyor.
Yaptırımların kalkması için 6 temel şart
Bruce, yaptırımların kaldırılabilmesi için rejimin aşağıdaki koşulları karşılaması gerektiğini vurguladı:
Terör faaliyetlerini tamamen reddetmesi ve bastırması
Yabancı teröristlerin resmi görevlere getirilmemesi
İran ve müttefiklerinin Suriye topraklarını askeri ve siyasi amaçlarla kullanmasının engellenmesi
Kimyasal silah programlarının tamamen yok edilmesi
Kaybolan ABD vatandaşlarının akıbetinin açıklığa kavuşturulması
Suriye’deki dini ve etnik azınlıklara güvence ve özgürlük sağlanması
Bu başlıkların herhangi birinde ilerleme sağlanmadığı takdirde, yaptırımların kaldırılmasının mümkün olmayacağı kaydedildi.
Şam’da yeni dönem mi başlıyor?
Suriye’de 61 yıllık Baas yönetiminin sona ermesinin ardından başkent Şam’da Cumhurbaşkanı Ahmet Şara öncülüğünde kurulan yeni kabine, yemin ederek görevine başladı. Ancak uluslararası toplum nezdinde bu kabinenin gerçekten “yeni” bir dönem başlatıp başlatmayacağı konusunda soru işaretleri sürüyor.
Bu süreç reform mu yoksa makyaj mı?
Peki, Suriye’de yaşanan bu gelişme gerçek bir dönüşümün habercisi mi yoksa sadece Batı’yı etkilemeye yönelik bir vitrin değişikliği mi? ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler, süreci dikkatle izlemeye devam ediyor. Esed rejiminin eski kadrolarının gölgesinde ilerleyen bu dönüşüm, Suriye halkının yıllardır beklediği özgürlük ve adaleti sağlayabilecek mi?
















