Türkiye, zeytin ve zeytinyağı üretiminde tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC) verilerine göre, hem ağaç sayısında hem de üretim hacminde rekor seviyelere ulaşıldı. Özellikle 2024/2025 döneminde sofralık zeytin üretimi 700 bin tona yükselerek Türkiye’yi dünya lideri konumuna taşıdı.
2001 yılında 99 milyon olan zeytin ağacı sayısı, 2024 itibarıyla 205 milyona ulaştı. Bu büyüme sayesinde zeytin üretimi aynı dönemde altı kat artarak 600 bin tondan 3 milyon 750 bin tona çıktı. Zeytinyağı üretimi ise 475 bin tona ulaşarak Türkiye’yi dünya ikinciliğine taşıdı.
Zeytin Ağaçlarında da Dünya İkincisiyiz
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Mustafa Tan, sektörde 2007’de belirlenen hedeflerin birkaç kez aşıldığını belirtti. Tan, Türkiye’nin zeytin ağacı sayısında İspanya’nın ardından ikinci sırada yer aldığını ve sofralık zeytinde Mısır’ı geride bırakarak lider konuma geldiğini vurguladı.
“Bu başarı tesadüfi değil. Hedeflerimizi koyarken Türkiye’de 100 milyon ağaç vardı. Hükümetin teşvikleriyle bu sayıyı ikiye katladık. Bugün 250 milyon ağaç hedefiyle ilerliyoruz.” – Mustafa Tan
Üretim Başarısına Düzenleme Desteği Gerekli
Mustafa Tan, üretim artışının yanında piyasa istikrarı için regülasyonların önemine dikkat çekti. Avrupa Birliği’nde uygulanan üçlü fiyat sistemi, depolama yardımı ve üretim desteği gibi modellerin Türkiye’de de uygulanması gerektiğini belirtti.
Ayrıca Tan, yerli zeytin fidanı türlerinin korunması ve geliştirilmesinin stratejik bir öncelik olduğunu vurguladı. “İthal fidanlara ihtiyacımız yok. Anadolu’nun zeytin genetik mirası hem kalite hem de sürdürülebilirlik açısından çok daha değerli” dedi.
Değerlendirme
Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretiminde ulaştığı bu seviye, sadece tarımsal başarı değil, aynı zamanda marka değeri, ihracat potansiyeli ve sürdürülebilir kalkınma açısından da büyük önem taşıyor. Sofralık zeytinde lider, zeytinyağında ise ikinci konumda olmak; Türkiye’nin tarım politikalarında stratejik bir başarıya işaret ediyor. Ancak bu üretim başarısının kalıcı olabilmesi için piyasa düzenlemeleri, Ar-Ge destekleri ve uluslararası tanıtım alanlarında daha bütüncül bir yaklaşım gerekiyor.












