Türkiye’nin de katıldığı Lahey Grubu Konferansı’nda İsrail’e karşı ortak eylem planı açıklanırken, Ankara UNCLOS maddelerine çekince koyarak dikkatleri üzerine çekti. Türkiye’nin şerhli imzası, uluslararası hukukta Filistin lehine birlik mesajı verirken aynı zamanda Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı politikalarını koruma hamlesi olarak yorumlandı.
Türkiye’den İsrail’e karşı ortak adıma destek
Kolombiya’nın başkenti Bogota’da 15–16 Temmuz tarihlerinde gerçekleşen Lahey Grubu Olağanüstü Bakanlar Konferansı’nda, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 30 ülke, İsrail’e karşı 6 maddelik bir eylem planı üzerinde uzlaştı.
Ancak Türkiye, metinde geçen iki maddeye şerh koydu. Bu maddelerde yer alan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) atıflarına karşı çıkan Ankara, “bu sözleşmeye taraf olmadığını ve ulusal tutumunun değişmediğini” vurguladı.
Dışişleri: Plandaki önlemlerin çoğunu zaten uyguluyoruz
Kamuoyunda Türkiye’nin eylem planına destek vermediği iddialarının ardından Dışişleri Bakanlığı yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, bildirideki önlemlerin büyük kısmının halihazırda Türkiye tarafından uygulandığı belirtilerek, “Filistinlilerin haklarını koruyan her girişimi desteklemeye devam edeceğiz” denildi.
Türkiye’nin şerh koyduğu kritik iki madde
2. madde, gemilerin İsrail’e silah ve askeri malzeme taşıma riskine karşı limanlara ve kara sularına erişimin engellenmesini öngörüyor. Bu uygulamanın uluslararası deniz hukukuna, yani UNCLOS’a tam riayetle yapılması gerektiği bildiride açıkça belirtiliyor.
3. madde ise, bayrak taşıyan gemilerin İsrail’e silah taşımasının engellenmesini ve ihlallerin ciddi yaptırımlarla karşılanmasını talep ediyor. Bu maddede de UNCLOS atfı dikkat çekiyor.
Ankara neden şerh koydu?
Türkiye, UNCLOS’a taraf olmayan az sayıdaki ülkeden biri. Özellikle Ege Denizi, Doğu Akdeniz, adaların deniz yetki alanları gibi konularda Türkiye’nin pozisyonunu zayıflatacak hükümler içerdiği gerekçesiyle sözleşmeyi imzalamıyor.
Diplomatik kaynaklara göre, Türkiye’nin çekince koymasının ardındaki temel gerekçe, bu maddelerde geçen “UNCLOS’a tam riayet” ifadelerinin ulusal çıkarları uzun vadede zedeleyebileceği düşüncesi.
Aynı belgede hem destek hem çekince mümkün mü?
Uluslararası hukukta bir ülkenin, bir metne genel olarak katılırken belirli maddelere çekince koyması olağan bir diplomatik uygulama. Türkiye, eylem planını desteklerken UNCLOS maddelerine karşı rezerv koyarak hem Filistin konusunda birlik mesajı verdi hem de Doğu Akdeniz’deki pozisyonunu korumuş oldu.
Son söz: Denge siyaseti mi, çifte standart mı?
Ankara’nın bu hamlesi, bazı çevrelerce “denge siyaseti” olarak yorumlanırken, bazı uluslararası yorumcular tarafından “ikircikli tutum” eleştirilerine de neden oldu. Ancak uzun vadede Türkiye’nin hem Filistin’e destek verip hem de ulusal menfaatlerinden taviz vermemesi, bu şerhli imzayı stratejik bir hamleye dönüştürüyor.











