Teminatın tokenize edilerek anında sınır ötesine taşınması artık bir teori değil, bir gerçek. Ancak New York’ta düzenlenen SmartCon Konferansı’ndaki bir panelde konuşan Citi, DTCC ve Taurus yöneticileri, teknolojinin olgunlaştığını ancak düzenleyici çerçevenin henüz bu hıza yetişemediğini vurguladı.
Citi’nin tokenize nakit sistemi milyarlarca dolarlık işlem gerçekleştiriyor
Citi Treasury and Trade Solutions’ın dijital varlıklar küresel başkanı Ryan Rugg, bankanın tokenize nakit sisteminin hâlihazırda ABD, Birleşik Krallık, Hong Kong ve Singapur’da aktif olduğunu açıkladı. Citi Token Services adıyla bilinen bu platformun, tedarik zinciri ödemelerinden sermaye piyasası mutabakatlarına kadar geniş bir yelpazede, gerçek müşteri işlemlerinde milyarlarca dolarlık hareketi desteklediğini söyledi.
Rugg, “Bu sistem yalnızca mesai dışı veya tatil günlerinde kullanılmıyor; müşterilerimizin günlük işlemlerinde aktif olarak tercih ettikleri bir platform haline geldi” dedi.
Ancak sistemin birkaç bölge dışında küresel ölçekte genişletilmesi, her ülke için ayrı düzenleyici onay gerekliliği nedeniyle yavaş ilerliyor. Rugg, hedeflerinin çok bankalı ve çok varlıklı, e-posta benzeri bir küresel ağ oluşturmak olduğunu, ancak bunun için gerekli yasal uyumun henüz sağlanmadığını belirtti.
DTCC: “Teknoloji engel değil, güven ve hukuk engeli var”
DTCC’nin dijital varlıklar küresel başkanı Nadine Chakar da benzer bir görüş dile getirdi. Şirketin yakın zamanda gerçekleştirdiği “Great Collateral Experiment” (Büyük Teminat Deneyi), tokenize edilmiş hazine tahvillerinin, hisse senetlerinin ve para piyasası fonlarının farklı zaman dilimlerinde, hatta kripto varlıklarla yapılan işlemlerde bile teminat olarak kullanılabileceğini gösterdi.
Bununla birlikte Chakar’a göre asıl engel teknoloji değil, piyasa güveni ve yasal uygulanabilirlik: “‘Birlikte çalışabilirlik’ kelimesini çok sık kullanıyoruz ama gerçekten ne anlama geliyor? Uygulamada gerçekten çalışıyor mu? Cevap hayır, çalışmıyor.”
Chakar, bunun nedeninin çoğu kurumun kendi tokenize sistemlerini farklı varsayımlar, hukuk çerçeveleri ve akıllı sözleşme tasarımlarıyla inşa etmesi olduğunu söyledi. DTCC şu anda SWIFT gibi küresel ağlar ve takas kurumlarıyla, ortak teknolojilerden ziyade ortak dil ve protokoller oluşturmak için çalışıyor.
Taurus: “ABD, İsviçre’nin modelini örnek almalı”
Taurus’un kurucu ortağı Lamine Brahimi ise ABD’nin, tokenize varlıklara yönelik ulusal yasal ve teknolojik standartları zaten belirlemiş olan İsviçre’nin yolunu takip etmesi gerektiğini söyledi. Koordinasyon eksikliğinin, pazarın parçalanması, güvenlik açıkları ve maliyetli uyum sorunları doğurabileceği uyarısında bulundu.
Yeni finansal altyapı: Cüzdanlar standart haline mi gelecek?
Paneldeki uzmanlar, ilerlemenin kademeli olacağını ve kısa vadede cüzdan tabanlı altyapıların geleneksel hesap sistemlerini tamamlayacağını öngörüyor. Zamanla bu cüzdanların yeni standart haline gelmesi bekleniyor.
Ancak tüm panelistler, teknolojik altyapının hazır olmasına rağmen, düzenleyici kurumlar yetişmeden küresel ölçekli bir dönüşümün mümkün olmayacağı konusunda hemfikir oldu. Chakar son olarak şunları söyledi:
“Dijital varlıkların doğası gereği 7/24 çalışıyor ve dünyanın her yerine anında gidebiliyor. Fakat yasalarımız hâlâ yerel düzeyde. Bugün bir token çıkardığınızda, o token her yere gidebilir işte asıl sorun bu.”

















