Turizm sektörünün deneyimli isimlerinden Aylin Özsavaş, sömestir tatilinin Türkiye genelinde aynı tarihlerde uygulanmasının kış turizmi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bölgesel takvim modeline geçilmesi gerektiğini söyledi. Özsavaş, bu değişikliğin hem turizm sektörüne hem de yerel ekonomilere önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.
“Bölgesel takvim modeliyle kış turizmi iki aya yayılabilir”
Özsavaş, mevcut sistemin turizm bölgelerinde aşırı yoğunluğa ve fiyat artışlarına neden olduğunu belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Bugün sömestir tatili tüm ülkede aynı tarihlerde uygulanıyor. Oysa Türkiye’nin yedi bölgesi de farklı iklim ve turizm özelliklerine sahip. Bu tatilin bölgesel takvimlerle planlanması gerekiyor. Her bölgeye göre ayrı bir sömestir takvimi belirlenirse, bu dönem iki aya kadar yayılabilir. Böylece hem yoğunluk azalır hem de herkes daha uygun koşullarda tatile erişebilir. Turizm sadece belli bir kesimin değil, her vatandaşın erişebileceği bir alan olmalıdır.”
Özsavaş, bu sistemin yalnızca turizm işletmelerine değil, yerel üreticilere ve esnafa da doğrudan katkı sağlayacağını belirtti. “Türkiye’de kış turizmi potansiyelinin yalnızca yüzde 30’u kullanılabiliyor. Bölgesel takvim modeliyle bu oran kısa sürede iki katına çıkabilir,” ifadelerini kullandı.
“Kış turizmini sadece kayak merkezleriyle sınırlamamalıyız”
Türkiye’nin dört mevsime yayılmış bir turizm anlayışına geçmesi gerektiğini söyleyen Özsavaş, kış turizminin yalnızca kayak merkezleriyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini belirtti: “Kış turizmini sadece kayak merkezleriyle sınırlamamalıyız. Gastronomi, kültür rotaları, termal tesisler ve doğa yürüyüşleriyle kış dönemini zenginleştirebiliriz. Ayrıca genç turistleri çekmek için kar festivalleri, gece kayağı ve kültürle harmanlanmış rotalar gibi yenilikçi konseptler hayata geçirilmelidir.”
“Sadece söylemde kalmayacağız, somut adımlarla sahada olacağız”
Özsavaş, sürdürülebilir turizm vizyonunun yalnızca çevreyle sınırlı olmadığını, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini vurguladı: “Sürdürülebilirlik yalnızca çevreyle ilgili bir kavram değil; aynı zamanda ekonomik adalet ve toplumsal dengeyle ilgilidir. Biz bu konuyu söylemde bırakmayacağız, proje bazlı somut adımlarla sahada hayata geçireceğiz.”
Yerel üreticileri ve küçük işletmeleri turizm zincirine dahil etmenin önemine değinen Özsavaş, “Küçük işletmelerin ve yerel üreticilerin turizm zincirine entegre edilmesi, sürdürülebilir turizmin en güçlü halkasıdır,” dedi.
“TÜRSAB’da dönüşüm zamanı”
Özsavaş, TÜRSAB’ın yeni dönemde odaklanması gereken alanları ise şöyle sıraladı: “TÜRSAB’ın geleceğini birlikte inşa edeceğiz. Dijitalleşen, kapsayıcı, çevreye duyarlı ve yerel değerleri koruyan bir turizm anlayışıyla sahada olacağız. Kış turizmi sadece birkaç merkezde değil, Türkiye’nin dört bir yanında, kendi sezonu içinde çok daha geniş bir kitleye ulaşabilmelidir. Biz bu dönüşüm için hazırız.”

















