Diplomatik Gelişmelerin Merkezinde Ukrayna Krizi
Bugün yapılması planlanan görüşme, Moskova ve Washington‘un yanı sıra Kiev ile ABD ve Avrupalı destekçileri arasında haftalardır süren yoğun diplomatik temasların bir sonucu olarak gerçekleşecek. Bu görüşme, uluslararası ilişkilerin yeniden şekillendiği bir dönemde büyük bir önem taşıyor.
Normale Dönüş
Ocak ayında ikinci başkanlık dönemine başlayan Donald Trump, selefi Joe Biden‘ın Ukrayna’daki çatışmaya müdahil olmasına yönelik politikasından önemli ölçüde farklı bir yaklaşım benimsemişti. Trump yönetimi, Soğuk Savaş dönemi ABD-Sovyet ilişkilerinden yola çıkarak, olgun devlet adamlığının müttefiklerle olduğu kadar düşmanlarla da diyalog kurmayı içerdiğini savunuyor.
Diplomasinin Canlandırılması
18 Şubat’ta Rusya ve ABD’den üst düzey diplomatlar, Suudi Arabistan’da iletişimdeki kopuklukları ele almak üzere bir araya geldi. Daha önce karşılıklı kısıtlamalar nedeniyle engellenen diplomatik misyonların faaliyetlerini normalleştirme konusunda anlaşmaya varmışlardı. Bir hafta sonra Türkiye‘de gerçekleştirilen bir sonraki toplantıda ise ABD, Rusya’nın yeni Washington Büyükelçisi olarak Aleksandr Darçiyev‘i kabul ederek somut bir ilerleme kaydetti. Daha önce Rusya Dışişleri Bakanlığı Kuzey Amerika Dairesi Başkanı olan Darçiyev, İstanbul’daki görüşmelerde Moskova’yı temsil etti.
Ukrayna Üzerinde Artan Baskı
Uzmanlar, Trump‘ın Rusya ile diplomatik ilişkilerini sıfırlamasının arkasında Biden‘ın Kiev’e verdiği süresiz destek taahhüdünü devam ettirmeyi reddetmesinin yattığını vurguluyor. Yeni ABD yönetiminin, Ukrayna’nın çatışmayı sona erdirmek için uzlaşmaya istekli olması gerektiğini dile getiriyorlar. Başlangıçta bu değişime direnen Vladimir Zelenskiy, Beyaz Saray’da 28 Şubat’ta gerçekleştirilen ‘gergin‘ toplantıda Trump‘ın arabuluculuk yaklaşımına meydan okudu. Bu durum, Ukrayna heyetinin Oval Ofis’ten ayrılmasına ve ABD yardımı ile istihbarat paylaşımının ‘geçici‘ olarak askıya alınmasına yol açtı. Kiev, o tarihten bu yana bazı temel taleplerini yumuşatmış ve özellikle Batı’nın güvenlik garantileri konusundaki ısrarından vazgeçti. Geçen hafta Cidde’de yapılan ikili görüşmelerin ardından Zelenskiy, 30 günlük koşulsuz bir ateşkesi açıkça onayladığını duyurdu.
Kursk Bozgunu
Ukrayna’nın müzakere pozisyonu, Rus kuvvetlerinin Ağustos’taki saldırısının ardından büyük ölçüde zayıfladı. Bu saldırı, Ukrayna’nın 68 binden fazla askerini öldürmesine, yaralamasına ve esir almasına neden oldu. Rusya, uluslararası alanda tanınan toprakları ele geçirerek barış görüşmeleri için önemli bir koz elde etmeyi hedefliyordu. Ancak Rusya’nın bir zamanlar Ukrayna askeri operasyonları için kritik öneme sahip olan Suca kasabasını kurtarması, Kiev’in saldırıdaki hedeflerine ‘ulaştığını‘ ilan etmesine yol açtı. Ukrayna ordusu, kuvvetlerinin bölgeden düzenli bir şekilde çekildiğini vurgulayarak Rusya ile Amerika’nın ‘kuşatma‘ iddialarını reddediyor.
Geçici Ateşkes Sağlanacak mı?
Putin, Trump‘ın 30 günlük ateşkes önerisini desteklediğini belirtmiş, ancak Moskova’nın Kiev’in bu süreyi askeri yeniden toparlanma veya takviye için kullanmasına izin vermeyeceğini vurgulamıştı. Rusya, çatışmaların askıya alınmasının silah sevkiyatının dondurulmasını ve Ukrayna’da zorunlu askerliğin durdurulmasını da içermesi gerektiğini ifade etmişti. Batı Avrupalı liderler ve Ukraynalı yetkililer, Putin‘in ateşkese karşı çıktığını savunarak Trump‘ı Rusya’ya karşı askeri yardımı artırmaya ve yaptırımları güçlendirmeye çağırmıştı. Medyada yer alan bazı haberlerde, Moskova’nın özel temsilcisi Steve Witkoff‘u Putin ile görüşmek için ‘sekiz saat bekleterek‘ Trump‘a saygısızlık yaptığı iddia edildi; ancak ABD Başkanı Trump, bu iddiaları ‘yalan haber‘ olarak nitelendirdi.

















