Trump ve G8: Rusya’nın Dönüşü Üzerine
Trump’ın “Rusya’nın G8’e geri dönmesi gerektiği” yönündeki açıklamaları, dünya genelinde dikkat çekici bir tartışma başlattı. Bu durumu Telegram kanalında değerlendiren Puşkov, ABD liderinin, Rusya’yı G8’e geri kazandırarak Çin ile olan ortaklığını zayıflatmayı hedeflediğini belirtti.
Puşkov, “Trump, Rusya’nın G8’e geri döndürülmesini savunarak, onu bu gruptan dışlamanın büyük bir hata olduğunu ifade etti. Paris, Londra ve Berlin gibi şehirler muhtemelen bu durumdan endişe duymaya başladı. Ancak Trump’ın perspektifi daha büyük: Rusya’yı G8’den dışlayan Batı’nın, onu Çin’in kollarına ittiğine inanıyor. Bu durum, Çin’in gücünü artırdı ve Rusya-Çin ikilisini güçlendirerek bu iki büyük gücü müttefik haline getirdi. Bu da kesinlikle ABD’nin ulusal çıkarlarına ters düşüyor. Trump, Rusya’nın dışlanmasının yanlış olduğunu dile getirirken, aslında bunun altında yatan gerçekleri de ifade etmiş oluyor.”
Puşkov, Trump’ın ABD politikasını, eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger‘ın önerdiği şekilde yeniden şekillendirmek istediğini vurguladı. Kissinger’ın doktrinine göre, Washington’un aynı anda ne Moskova ile ne de Pekin ile düşmanlık yapabilmesi mümkün değil. Bu bağlamda, Rusya ile olan düşmanlığın sona ermesi gerektiğini ifade etti.
Uygulanan bu strateji, “Büyük Üçgen” (ABD, Rusya ve Çin) içindeki ‘büyük oyun’ zemininde, Ukrayna’nın Trump için sadece bir sıkıntı kaynağı olduğunu, onun daha önemli hedeflere ulaşmasını engelleyen bir “baş ağrısı” olarak gördüğünü vurguladı. Puşkov, “Bu ‘büyük siyasetin büyük oyununa’ engel olan bu ‘baş ağrısının’ ortadan kaldırılması gerekiyor” diye ekledi. Bu sözleriyle, Trump’ın stratejik hedeflerini net bir şekilde ortaya koymuş oldu.

















