8 Eylül’de başlayacak 2025-2026 Eğitim-Öğretim yılı öncesi, veliler ve öğrencilerde okul alışverişi heyecanı doruk noktasına ulaştı. Türkiye genelinde tam 18 milyon 710 bin 265 öğrencinin ders başı yapacak olması, bu dönemi birçok Avrupa ülkesinin nüfusunu aşan devasa bir ekonomik büyüklüğe dönüştürüyor. Uzmanlara göre, bu yıl önlükten çantaya, kırtasiye malzemelerinden ayakkabıya kadar uzanan okul alışverişi, toplamda 150 milyar TL’lik devasa bir ekonominin oluşmasını sağlayacak.
Önlük-Üniformada Yeni Bir Dönem ve Yüksek Maliyetler
Sabah gazetesinden Betül Alkent‘in haberine göre, bu yıl en büyük harcama kalemlerinden biri önlük ve üniformalar oldu. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile okullarda üniforma giyilmesinin yeniden zorunlu hale gelmesi, bu alandaki piyasayı ciddi şekilde hareketlendirdi. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, ortalama bir önlüğün 3.500 TL, formanın ise 7.000 TL civarında olduğunu belirtti. Bu rakamlardan yola çıkarak, sadece önlük ve üniforma için 80 milyar TL’lik bir pazar büyüklüğü oluşacağını öngörüyor.
Ayakkabıdan Kırtasiyeye Büyük Hacimler
Diğer alışveriş kalemlerinde de benzer bir tablo çiziliyor:
Ayakkabı: Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, bu yıl yaklaşık 15-16 milyon çift ayakkabı satışı beklediklerini ve ortalama 1.500 TL’lik fiyatla bu pazarın 25 milyar TL’lik bir hacme ulaşacağını söyledi.
Çanta: Saraciye Sanayiciler Derneği Başkanı Turhan Akyüz, bir okul çantasının ortalama 800 TL olduğunu ve bu yıl yaklaşık 9 milyon adet çanta satışı beklediklerini belirtti. Bu, çanta pazarında 10 milyar TL’lik bir ekonomik büyüklük anlamına geliyor.
Kırtasiye: Kitapların devlet tarafından karşılanmasına rağmen, bir öğrencinin temel kırtasiye ihtiyaçlarını içeren 20 çeşit ürünün ortalama maliyeti 2.000 TL’yi buluyor. Tüm Kırtasiyeciler Derneği Başkanı Taha Keresteci, bu alandaki fiyat artışlarının geçen yıla göre daha sınırlı olduğunu ve bu yıl artışın yaklaşık yüzde 21 seviyesinde kalacağını öngörüyor. Bu, kırtasiye pazarının 36 milyar TL’lik bir hacme ulaşacağını gösteriyor.
Bu veriler ışığında, okul öncesi alışverişin sadece bir telaş değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisi için canlandırıcı bir dinamik olduğu ortaya çıkıyor. Peki, sizce velilerin artan maliyetler karşısında alım gücü nasıl etkilenecek ve bu durum pazar dinamiklerini değiştirir mi?

















