Parkinson hastalığı son 25 yılda iki katına çıktı. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil’e göre, bu artışın başlıca nedenlerinden biri çevresel toksinler: Hava kirliliği, böcek ilaçları ve çözücüler.
Hastalığın yalnızca titreme ve yavaş hareketlerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Asil, Parkinson’un uyku problemleri ve yaygın vücut ağrıları gibi motor dışı belirtilerle de yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü belirtiyor. “Parkinson hastalığı, yüksek oranda bakım ihtiyacı ve sakatlık riski taşıyan karmaşık bir nörolojik bozukluktur,” diyor.
Erkekler Parkinson’a Daha Fazla Yakalanıyor
Hastalık genellikle ileri yaşlarda ortaya çıksa da, genç bireylerde de görülüyor. Üstelik erkekler, kadınlara kıyasla daha fazla risk altında. Prof. Dr. Asil, “Parkinson’un seyri zamanla kötüleşir. Yaş faktörü önemli olmakla birlikte, erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir,” diyerek dikkat çekiyor.
Küresel istatistiklere göre, 2019 yılında Parkinson hastalığı 5,8 milyon sakatlık ayarlı yaşam yılına (DALY) neden oldu. 2000’den bu yana özürlülük oranı %81, ölümler ise %100’den fazla arttı.
Genetik ve Çevresel Riskler Bir Arada
Ailede Parkinson öyküsü bulunması, riski katlıyor. Ancak tek suçlu genetik değil. Çevresel faktörler de hastalıkta belirleyici rol oynuyor. Prof. Dr. Talip Asil, “Özellikle hava kirliliği, pestisitlere maruz kalma ve endüstriyel çözücüler Parkinson riskini önemli ölçüde artırıyor,” diyerek çevresel önlemlerin hayati olduğunu vurguluyor.
Tedavi Yöntemleri Ne Durumda?
Parkinson hastalığına kesin bir tedavi bulunmuyor, ancak mevcut tedavilerle semptomlar kontrol altına alınabiliyor. İlaçlar, fizik tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri, hastaların günlük yaşamlarını daha konforlu sürdürebilmelerine yardımcı oluyor.
Asil, “Tedavi süreci kişiye özeldir. Erken tanı, semptomların hafifletilmesinde büyük rol oynar,” diyerek farkındalık ve erken teşhisin önemine dikkat çekiyor.
Gittikçe Artan Bir Tehdit
Parkinson hastalığındaki bu yükseliş, sadece sağlık sistemleri için değil, sosyal bakım altyapısı açısından da ciddi bir yük oluşturuyor. Artan kimyasal maruziyetler ve hava kirliliği ile mücadele, yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda halk sağlığı için de bir zorunluluk haline gelmiş durumda.
Sizce çevresel faktörler yeterince ciddiye alınıyor mu? Parkinson’a karşı toplumsal farkındalık için hangi adımlar atılmalı?














