Dünyayı yöneten 5 aile ile ilgili komplo teorilerine hepimiz aşinayız sanırım. Bu konu taşrada bir kavehanede rahatlıkla üzerine 2 el okey süresince konuşulabilir bir konu olmasına rağmen dünyanın gerçek yöneticileri hormonlarımız üzerine pek değilnilmediği açık bir konudur.
Burada kısa bir parantez açmak istiyorum. Dünyayı yöneten bir üst akıl veya güç konusu neden bu kadar fetiş hale geldiği konusuna epey kafa yordum. Neden kişilerin ve ülkelerin başına gelen her kötücül olay dışardan gelmelidir. Bizim seçim ve davranışlarımız nedeniyle olmamaktadır. Bu durumda aklıma iki açıklama gelmektedir. Birincisi seçim yapmak konusunda muktedir değiliz her şeyin seçimini dışardan birilerine bırakmış durumdayız , ikinci açıklama ise biz seçimler yapıp sorumluluk alsak bile çok zayıf ve güçsüsüz kendi yaşamımızla ilgili hiç bir olayı değiştirebilecek güce sahip değiliz. Sonra bu iki açıklama bana mantıklı gelmedi hayatın olağan akışına ters geldi ve insanların olumlu olaylarda payı kendine biçmeyi olumsuz durumlarda faturayı dışsal güçlere biçmesinin yaygın tutarsız davranışlar kümesinin bir üyesi olduğunu hatırladım.
Ben bu tutarsızlığı bir adım öteye taşımak istiyorum dünyayı tam içimizde bulunan hormonlar yönetiyor. Üstelik o hormonlardan her biri sizde de mevcut eğer bir sağlık sorununuz yok ise. Bu iddialı tespit ve önerme tabi ki mesleğim gereği gözlemlediğim danışan davranışları ve biyolojiye hakmiyetime dayanmaktadır. Ben yazının başlığında 5 hormonla biraz indirgemeci kısıtlamacı tavır takınmış olabilirim lakin aslında tüm hormonları yönetimin bir parçası varsayabiliriz.
Dopamin;
İnsanlığı yöneten en güçlü hormon Dopamindir kanaatindeyim. Dopamin bizim kendimize belirlediğimiz havucumuza ulaşma isteğimizi ve bu havuca ulaşırken neler yapıp edebileceğimizi belirleyen hormondur. Bu havuç bir kariyer , kadın, erkek , uyuşturucu , kumar , araba , telefon …… Kısacası elde etmeyi hedefe koyduğumuz her şeyi elde etmeye yönelik davranışlarımızın yöneticisidir . Belki de dünya tarihinin en belirleyici olayları savaşlardır. Savaşların temel felsefesi zorla bir şeyi elde etmeye yönelik kollektif çabadır diyebiliriz. Güç , konfor, mülk , para savaşta elde edilmeye çalışılan genel konulardır. Bireysel veya kollektif olarak elde etme dürtüsünün “yöneticisi” dopamindir.
Dopamin ile ilgili diğer konu ise doyuma ulaşınca giderek azalması ve bunun sonucunda davranışın terk edilmesi veya doyuma ulaşma için doz arttırılması baskısı sonucu meydana gelen insan davranışlarıdır. Doz arttırmaya yönelik davranışlar tüm bağımlılıkları içine kapsar , ilgi, kumar , sigara , karbonhidrat vb. Terketme davranışları ise elde edilince kıtmeti azalan maddi herşey ve ilişkiler örnek olarak verebilirim.
Görüldüğü üzere bir dopamin hormonu savaşların , ilişkilerin , tüketim davranışlarımızın yöneticisi konumundadır. Bilimsel bir bakışla baktığımız zaman dopamin denilen bu hormonun dünyanın yöneticilerinden biri olduğunu çok rahat söylebiliriz. Diğer yönetim kadrosu diğer yazılarda ….










