Bir kadının istenci, erkek davranışlarının özetidir…
Erkekleri küçümser gibi bir giriş olduğunun farkındayım; fakat yazının devamını okuyunca bana hak vereceğinize inanarak devam ediyorum. Bu cümlenin altında binlerce, hatta milyonlarca yıllık evrimsel bir işleyiş yatıyor. Konu: “seçilim baskısı.”
Seçilim baskısı; evrimin, doğanın bize yüklediği ve aslında temel içgüdü olarak biyolojik doğamıza hormonlarla inşa ettiği hayatta kalma ve üreme ödevleridir. Tüm canlıların iki görevi vardır: biri hayatta kalmak, diğeri üremek. Tüm evren bu iki göreve göre şekillenmiştir. Modern zamanda bunları oldukça geliştirip süslemiş olsak da, hayata dair hemen hemen her şey bu iki ilke ile ilgilidir.
Seçilim baskısını biraz açmam gerekirse; bizim gibi eşeyli üreyen canlılarda bir dişi ve bir erkek birey üreme için gereklidir. Eşeyli üreyen memeli canlılarda, bebeğin içinde büyüdüğü ve doğurma görevini üstlenen canlıya “dişi” ya da “anne” diyoruz. İki kişilik bir organizasyonda, ürünü geliştirme ve yetiştirme görevi birine verilmiş, diğeri ise kısmen daha basit bir görevi üstlenmiş gibi görünür. Kompleks ve zorlu olan, karnında taşıma ve doğurduktan sonra bakım verme görevi dişidedir. Buraya kadar anlattıklarım bile erkeğin ne kadar az sorumluluğu olduğunu ortaya koyuyor aslında. Erkek, sadece dişide var olan yumurtaya minik bir katkı sunar ve ardından sahneden çekilir. Kalan tüm süreç, insanda ortalama 3–4 yıl kadar süren bir dönemi kapsar ve bu da kadının sorumluluğundadır. Bu süreç, kadın için zorlu ve dikenli bir yolculuktur.
Şimdi bu eşeyli üreme işinde elinizi vicdanınıza koyun, aklınızı başınıza alın ve cevaplayın: O minik katkıyı sunacak olanı kim seçer? Tabii ki dişi. Dişinin bu seçim hakkı ya da gücü, ilişkilerin tüm dinamiklerini belirler. Erkekler, bu seçilme baskısı ile yaşamlarını sürdürmek zorundadırlar.
Seçilim baskısının gündelik yaşama yansımaları şu şekildedir: Erkekler, cinsellik konusunda hemcinsleriyle kendilerini sürekli bir kıyas hâlinde bulurlar. Penis boyu, cinsel ilişki sıklığı, partner sayısı, boşalma süresi gibi konulara odaklı bir cinsel yaşam sürerler. Partnerin cinsellikteki memnuniyeti, kendi hazlarının önüne geçer; hatta partnerini tatmin edemeyen bir erkek kendini “işe yaramaz” hissedebilir. En güçlü ve seçilmeye değer olmak için kas yapar, para kazanır, güçlü görünmek adına araba seçer, kavgaya karışır vb. Tüm derdi, partneri tarafından seçilmek ve o seçimin devamlılığını sağlamaktır.
Seçilim baskısı maalesef yalnızca davranışları değil, patolojilerimizi de belirler. Bu seçilim baskısının mahsulü olan düşünce ve davranışlarımız nedeniyle birçok cinsel işlev bozukluğu yaşarız. Bunlardan en yaygın görülenleri; sertleşme sorunu, penis boyu takıntısı ve erken boşalma gibi cinsel işlev bozukluklarıdır.
Yazının son bölümünde erkeklere tavsiyem: Bu doğal durumu kabullenin ve hayatınızı ona göre düzenleyin. Kadın seçer, erkek seçilir. Bu gerçek ortadayken, kadınlara nasıl davranılması gerektiğini herkes hedeflediği kadın tipine göre organize etmek durumundadır. Bu gerçeği bilip ona göre yaşayan veya bu yazıyı okuyup öyle yaşamaya başlayacak erkeklere selam olsun.
Sağlıcakla kalın.










