1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Şok Edici İddia: Asgari Ücret Zammı Herkesin Şikayetini Artıracak!

Şok Edici İddia: Asgari Ücret Zammı Herkesin Şikayetini Artıracak!

Asgari ücret zammı ile ilgili şok edici iddialar gündemde! Bu artış, çalışanların beklentilerini karşılamaktan çok daha fazlasını mı getirecek? Herkesin şikayetlerinin artmasına neden olacak detayları keşfedin!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dilan Erdemir

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO meclis üyeleriyle birlikte deprem felaketinin yıkıcı etkilerini yaşayan Antakya’daki İSO Yaşam Kenti ve Adana’da ziyaretlerde bulundu. Bahçıvan, bu seyahat sırasında yaptığı değerlendirmelerde, “Dileğimiz, ilçe nüfusuna denk gelen vatandaşlarımızın yaşadığı İSO Yaşam Kenti’nde geçici barınma döneminin bir an önce sona ererek, burada yaşayanların kalıcı konutlarına yerleştirilmesidir.” şeklinde konuştu. Bahçıvan, ayrıca, “Afet sonrası sadece iki ay gibi kısa bir süre içinde hayata geçirdiğimiz İSO Yaşam Kenti, yalnızca geçici bir barınma çözümü sunmamakta, aynı zamanda çocuklarımızın eğitim ihtiyaçları, oyun alanları ve yaşlılarımızın bakım ihtiyaçlarını da göz önünde bulunduran kapsamlı bir yaşam alanı olarak tasarlandı. Burada, ilçe nüfusuna denk gelen yaklaşık dört bin vatandaşımız hayatına devam ediyor. İSO olarak bu projenin üzerinde titizlikle durmaya gayret ettik. Halen buradaki sorunları ve ihtiyaçları takip etmek amacıyla bir görevlimiz bölgede bulunmakta ve gerekli durumlarda hızlı çözümler üretmek için yerel yöneticilerimizle iş birliği yapmaktayız. Dileğimiz, vatandaşlarımızın kalıcı konutlarına en kısa sürede yerleştirilmesidir. Umudumuz, bu sürecin en hızlı şekilde sonuçlanmasıdır.” ifadelerini kullandı.

Adana ziyareti sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçıvan, gündeme ve ekonomiye dair önemli açıklamalarda bulundu.

TCMB’nin Enflasyon Konusundaki Tutumu

İstanbul Sanayi Odası’nın Kasım ayı toplantısına Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’ın katılacağını belirten Bahçıvan, “Enflasyon konusunda, sebebi ve kaynağı bizden olmayan bir sorunun çözülmesi noktasında en büyük fedakarlığı sanayiciler yapmaktadır. Tahribatın en net şekilde hissedildiği alan sosyolojik boyuttur. Enflasyon vücudun tüm hücrelerinde ağır bir şekilde kendini hissettiriyor. Enflasyon konusunda en güçlü uyarıyı zamanında biz yaptık, keşke toplumun tüm kesimleri enflasyon belirtileri belirmeye başladığında ve rasyonel ekonomiden uzaklaşıldığında daha güçlü tepkiler verebilseydi.” dedi.

OVP hedeflerine atıfta bulunan Bahçıvan, “Tedavi süreci başladığında ortaya konan bir Orta Vadeli Program (OVP) planı vardı. OVP’deki hedeflerin bazılarına yakınken, bazılarıyla ise oldukça uzak durumdayız. Hedeflerin en uzakta olduğu yer ise enflasyon tahminidir. Maalesef enflasyon direnmeye devam ediyor. TCMB, enflasyonla mücadele noktasında gereken adımları atıyor. Enflasyonda yıl sonu hedef aralığı açıldı ve TCMB bu konuda gerçekçi davranma yolunda ilerliyor.” şeklinde konuştu.

Faiz Politikası Üzerine Değerlendirmeler

TCMB’nin politikalarına dair değerlendirmelerini sürdüren Bahçıvan, “TCMB’nin faiz politikasını çok fazla zorlamamak gerekiyor çünkü şu anda cephedeki en büyük silah bu. Güven ve kredi kaybı o kadar yüksek ki, TCMB Türkiye’nin ekonomik anlamda kaybettiği itibarı düzeltmeye çalışıyor. Bunun başlıca nedeni ise ekonomi biliminden uzaklaşmamız. Enflasyon sürecinin gecikmesi hiç hoş değil ama bunu hızlandıracağız derken geçmişte uygulanan politikalardan U dönüşü yaparsak bu bizi daha büyük açmazlara sürükleyebilir. Bu süreç acımasız bir sabır gerektiriyor. İlk açıklanan OVP ile şu anki durum arasındaki makasın açıldığını da görüyoruz. Bu hastalığın yoğun bakımda tedavi sürecine baktığımızda, yoğun bakımdan rahatlıkla çıkılabilecek zamanı hasta yakınlarına net bir şekilde ifade etme noktasında henüz bir işaret yok. Tedavi sürecinin uzaması sabır stresini artırıyor. Enflasyonla mücadelede kararlılık varsa bu sürecin daha fazla sabır isteyen bir süreç olacağı aşikar.” ifadelerini kullandı.

Çözüm Politikaları Geliştirilmesi Gerekiyor

Mevcut politikaları savunduklarını, ancak sürecin uzamasının sanayi ve reel sektör üzerindeki yükü artırdığını vurgulayan Bahçıvan, “Bu konuda reel sektöre yönelik, özellikle sektör analizlerinin ve tespitlerinin güçlü bir şekilde yapılması gereken bir döneme giriyoruz. Reel sektörün içinde bulunduğu durumu ve 2025 yılının nasıl değerlendirileceğine dair tespitler ve çözüm politikaları geliştirilmelidir. Eğer bunu yapmazsak, 2025 yılı 2024’ten çok daha zorlu geçecektir. Müdahale gücümüzün ne kadar yeterli olacağını iyi hesaplamak lazım. Bu ay TCMB Başkanı Kasım toplantımıza katılacak. TCMB gereğinden fazla yalnız bırakılıyor. Cepheye çıkması gereken diğer birimlerin kendini göstermesi gerekiyor. Bu tarafta yeterli mücadeleyi henüz göremiyoruz. Daha temel konularda acil çözümlerin bir an önce oluşturulması gerekiyor. 2025, yüksek meşakkatin olacağı bir yıl gibi gözüküyor. Bu tür dönemlerin en büyük tehlikesi, dışarıdaki gelişmeleri göz ardı etmektir. İçimize kapanarak kendi iç gündemlerimizle son 3-4 yıldır boğulmaya başladık. Avrupa’daki şartlar, Çin ve yeni ABD dönemi gibi gündemleri değerlendirirken dikkatli olmalıyız. Şirketlerimiz, içinde bulunduğumuz zorlu dönemi kriz politikalarıyla aşmaya çalışıyor. Geleceğimizle ilgili dünyadaki gelişmeleri iyi değerlendiremiyoruz. Özellikle Avrupa’yı yakından takip etmemiz önemli. Avrupa’da işler maalesef iyi gitmiyor ve bir süre daha iyi gitmesi beklenmiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Asgari Ücret Zammı Üzerine Değerlendirmeler

Asgari ücret zammı hakkında konuşan Bahçıvan, her iki tarafın da mutlu olacağı bir tablo oluşturmanın zorluğuna dikkat çekerek, “Asgari ücret konusunda her iki taraf için de yüksek empatinin yapılması gereken bir süreçteyiz. Bir tarafta en önemli ortağımız olan çalışanlarımızın yaşam standartları, diğer tarafta ise sanayicimizin iş gücü maliyetinin rekabette oluşturacağı değerler var. Hem iş gücünün istikrarlı ve kalıcı olması, hem de iş gücü maliyeti ödeyen firmaların rekabet edebilmesi açısından bir ortak noktada buluşulması gerekmektedir. Bu yıl da asgari ücretin en az geçen yılki kadar üzerinde konuşulacağını tahmin ediyorum. Her iki kesimin de tam anlamıyla mutlu olacağı bir noktaya ulaşmak zor görünüyor. Mutsuzluğu en aza indirmek bile bir başarı olacaktır.” şeklinde ifade etti.

Vergi Bandı Konusunda Ümit Verici Gelişmeler Bekleniyor

Ücretlerdeki vergi bandının yukarı çekilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçıvan, bu konuda Maliye Bakanlığı ile iletişim halinde olduklarını ve önümüzdeki 1-2 hafta içinde olumlu sonuçlar almayı umduklarını belirtti. Bahçıvan, “Ücretlerde son 2-3 yıldır düzeltme, çalışanların enflasyon muhasebesi olarak adlandırdığımız vergi bandının yeni bir endeksle yukarı çekilmesi gerekmektedir. Brüt ücret nete dönerken, eski dönemlerde 9’uncu ve 10’uncu aydan itibaren başlayan kesintiler, yılın 2’inci ve 3’üncü aylarında başlamaktaydı. Gecikmeden ötürü, Maliye Bakanlığı’nın bu konuda düzeltme yapması gerektiğini ısrarla vurguluyoruz. Bandın yukarı çekilmesi, çalışanlarımızın daha geç dönemlerde kesintiyle karşılaşmasını sağlayacaktır. Bunun çok önemli olduğunu ısrarla dile getiriyoruz. İnşallah önümüzdeki 1-2 hafta içinde bu konuda ümit verici bir gelişme yaşanır. Ancak Maliye Bakanlığı’nın kendi açısından baktığında bu vergiyi bir kaynak olarak görmesi nedeniyle talebimize nasıl yanıt vereceğini göreceğiz.” yorumunu yaptı.

İşgücü İthalatı Konusunda Endişeler

İş gücünün dışarıdan temin edilmesiyle ilgili çalışmalara da değinen Bahçıvan, “Kısa vadede telaşlı bir şekilde sektör değerlendirmesi yapılmadan işgücü ithalatının gerçekleştirilmesinin, gelecekte çok daha büyük sorunlara yol açabileceği endişesini taşıyorum. İşgücü ithalatı kontrolsüz bir duruma dönüşürse, farklı riskler ve sıkıntılar ortaya çıkabilir. Öte yandan, yurt dışına giden gençlerimizle konuşmak da önemli. Yurt dışını tercih edenler için ücretler bir faktör olmasına rağmen, gençlerimizin neden ayrıldığını çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Bu durum artık şansa bırakılacak bir nokta değil. İşgücü göçü konusunda aceleye getirilmesinden endişeliyim. Ölçüyü kaçırmamak gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Konkordatoların Sınırlı Kapsamda Olması Gerekiyor

Bahçıvan, “Konkordato uygulamasının geçmiş yıllarda oluşturduğu istismarlara yönelik bakış açısının değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Şu anda konkordatolar çok rahatsız edici boyutta değil, ancak işaretlerin artacağını gösteriyor ve bu artıştan önce bazı önlemler alınmalıdır. Bugünkü halimizle, konkordato uyguladığımız firmaya yaşama şansı verirken, maalesef alacaklılarına adeta bir ceza uyguluyoruz. Konkordatoların yalnızca kamu ve finans alacakları boyutunda uygulanmasını, reel sektör alacaklarının kapsam dışında tutulmasını öneriyoruz. Türkiye’de maalesef doğru adımların atılması gecikiyor. Bu gecikmeler, ileride hiçbir günahı olmayan firmaların sadece konkordato imkanı alması nedeniyle, tıkanan damarların artmasına ve yeni konkordato ihtiyaçlarının doğmasına yol açabilir. Konkordato sadece ve yalnızca finans ve kamu alacaklarını kapsamalıdır.” şeklinde ifade etti.

2025 İçin En Büyük Risk: Enflasyon

Sanayicinin önünde kısa vadede en büyük riskin enflasyon olduğunu dile getiren Bahçıvan, “Bizim özellikle Asya ve ABD tarafında fırsatları daha iyi takip etmemiz gerektiği kanaatindeyim. Yabancı sermayenin Asya ülkeleri üzerinden gelmesi gerekiyor. Çin ile yapılan iş birlikleri son derece önemli ve değerli. Belirli sektörlerde Çin ile iş birliklerinin artırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu gibi ülkelerde belirli iş ortaklıkları geliştirmeden o ülkelere stratejik boyutlu bir pazar olarak bakmak kolay olmayacak. ABD pazarında Trump döneminin, bizim açımızdan işleri olumlu hâle getireceğini umuyoruz; ancak burayı da iyi okumak lazım. Trump, iyimserlik yaratmakla birlikte, ABD’nin ne kadar içine kapanacağı önemli bir konu. Daha korumacı bir dünyaya doğru gidişat gözlemliyoruz. Liberal dünyadan daha kapalı bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Bu nedenle, iç sorunlarımızdan çıkıp bu gelişmeleri iyi analiz etmeliyiz. Yüksek teknoloji ve katma değerli konulara daha fazla odaklanmalıyız. İlerleyen günlerde ihracatın daha zorlayıcı olacağını düşünerek, ithalatını yaptığımız ürünleri içeride üretmenin yollarını bulmalıyız. 2025’te sanayinin sırtından indirilmesi gereken en büyük yük enflasyon. Enflasyonu çözemezsek şartlar sağlıklı olmayacak. Enflasyon hedefinden saparsak, sırtımıza başka yükler binecektir. Kısa vadede en büyük risk enflasyon ve bununla mücadeleden vazgeçersek, bambaşka sorunlarla karşılaşabiliriz.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

0
be_enmi_
Beğenmiş
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Şok Edici İddia: Asgari Ücret Zammı Herkesin Şikayetini Artıracak!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Patronlar Kulübü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!