Euromonitor International’ın ikinci çeyrek küresel ekonomi raporu, 2025 ve 2026 yıllarında küresel reel GSYH büyümesinin %2,9 seviyesinde kalacağını öngörüyor. Rapora göre, ticaret politikalarındaki belirsizlikler, yükselen tarifeler ve süregelen ticaret gerilimleri, büyüme hızını yavaşlatırken fiyat istikrarını da tehdit ediyor.
Ekonomide Kırılganlık Uyarısı
Euromonitor International İçgörüler Direktörü Lan Ha, önümüzdeki dönemde hem işletmelerin hem de tüketicilerin kırılgan bir ekonomik ortama hazır olması gerektiğini belirtiyor. Tedarik zincirlerindeki aksaklıklar, kötüleşen ticari ilişkiler ve iş dünyasında azalan güven, yatırımların ve özel tüketimin kısa ve orta vadede zayıflamasına yol açıyor.
Ticaret Gerilimlerinin Etkisi
Rapor, uluslararası ticarete bağımlı ekonomilerin – başta Çin, ABD ve ihracata dayalı pazarlar – politika şoklarına karşı daha hassas olduğunu vurguluyor. Buna karşılık, ekonomik çeşitliliği yüksek ülkeler daha dirençli bir görünüm sergiliyor.
Yeni ticaret rotaları ve değişen tedarik zincirleri sayesinde Filipinler ve Vietnam, güçlü yatırımlar ve genişleyen iç pazarlarıyla 2025’in en hızlı büyüyen ekonomileri arasında gösteriliyor.
Enflasyonda Düşüş Beklentisi
Enerji fiyatlarındaki gerileme ve talepteki yavaşlama ile birlikte, küresel tüketici fiyat enflasyonu 2025’te %4,1, 2026’da ise %3,4 seviyesine inebilir. Ancak artan tarifeler ve azalan ithalat, özellikle gümrük vergisine tabi ülkelerde fiyat baskılarını yeniden yükseltebilir.
Gelişmiş ekonomilerde 2025 enflasyonu %2,5, gelişmekte olan ekonomilerde ise %5,3 olarak tahmin ediliyor. İhracata bağımlı ülkelerde küresel talebin zayıflaması, fiyat baskılarında azalmaya yol açabilir.
Küresel Büyümenin Üç Büyük Riski
Raporda küresel büyüme açısından üç ana risk öne çıkıyor:
ABD’de politika belirsizliği – “Trump Total Agenda” olarak adlandırılan yüksek tarifeler ve korumacı politikaların uygulanma ihtimali %25. Bu senaryo, küresel ticaret düzenini bozabilir ve politika kaynaklı küresel durgunluk riskini artırabilir.
Çin ekonomisindeki zorluklar – Gayrimenkul krizinin derinleşmesi ve nüfusun azalması, iç talebi zayıflatıp deflasyonist baskıları artırabilir.
Jeopolitik çatışmalar – Ukrayna savaşı gibi krizler, emtia fiyatlarında dalgalanmaları tetikleyerek küresel enflasyonu yeniden yükseltebilir.
Değerlendirme
Küresel ekonomi, 2025’e girerken yüksek belirsizlik, kırılgan yatırım ortamı ve ticaret savaşlarının gölgesinde ilerliyor. Politikaların nasıl şekilleneceği, hem büyüme hem de enflasyon üzerinde belirleyici olacak. Özellikle ABD ve Çin ekseninde gelişecek adımlar, önümüzdeki iki yılın ekonomik manzarasını büyük ölçüde belirleyecek.

















